TARAFTARIN DERDİ NE DERSİNİZ?
Bir büyük kulübün taraftarının sonuçlar ne olursa olsun takımlarına gösterdiği ilgi ya da ilgisizlik aslında yönetimine ve teknik kadrosuyla, futbolcu kadrosuna duyduğu güven ya da güvensizliğin en önemli göstergesidir. Bazen takım şampiyonluk mücadelesi verir ama tribünler yine de beklenen gibi dolmaz. Zaman zaman da kötü sonuçlar alır fakat buna rağmen tribünler tıklım tıklım dolar. Bakın Trabzonspor’da tribünler tamamen boşalmışken, 31 Aralık 2000 tarihinde yapılan kongreden sonra iş başına gelen Özkan Sümer yönetimi döneminde takım küme düşmeme mücadelesi verdi ama taraftarlar takımı öylesine bir destekledi ki, şampiyon olduğu yıllarda bile aynı oranda dolmamıştı H.Avni Aker… O desteğin sebebi neydi biliyor musunuz? Birincisi Trabzonspor yönetimini zayıf düşürmek ve istifaya zorlamak isteyen iç dinamiklerin çirkin tavırlarıyla birlikte takımı da sahada küçük düşürme mücadelesi vermesi önemli bir sebepti. Bir diğeri hakemlerin adeta Trabzonspor’u hançerleyip, bitirme çabasıydı. Ama asıl önemlisi taraftar yönetimin Trabzonspor’u kurtarma adına gövdesini dev kayanın altına koyduğuna olan inançtı…
***
HERKES ŞAMPİYONLUK SEZONUNU ÖZLÜYOR
Fenerbahçe’nin 50 bin kişilik stadı sürekli dolarken, Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının şike pisliğine bulaştığının ortaya çıkmasıyla birlikte ertesi sezon Şükrü Saracoğlu nenedeyse tüm maçlarda boş kalmıştı. Çünkü Fenerbahçe taraftarının büyük bölümünün Yıldırım ve arkadaşlarına inancı bitmişti. Bakmayın Silivri ceza evi önünde parayla tutulmuş taraftarların gösterilerine… O camia da sonunda Yıldırım’ı tribünlerde değil sadece sandığa da gömerek gerekli dersi vermişti. Bu süreç içinde birçok Fenerbahçe taraftarıyla konuşmalarım olmuştu. Kamuoyunda pek dinlendirmeseler de özel sohbetlerde, “Bizim takım şikeyle ve teşvik primiyle şampiyon oldu. Bunu Türkiye’de belki daha önce birçok takım yapıyordu ama biz suçüstü yakalandık. Aziz Yıldırım kulübümüzü bu açıdan tüm dünyaya rezil etti. Maçlara gitmek, takıma destek vermek istemiyoruz. Çünkü adeta ahlaksızlığa prim vermiş gibi hissediyoruz kendimizi… Aziz Yıldırım ayrılmadan maçlara gitmeyiz” diyorlardı. Sonuç olarak tribünler boş kalmış, Aziz Yıldırım gibi asla yıkılmaz zannedilen kale, ilk kongrede de adeta kağıt gibi yere yıkılmış, tarihi bir farkla kaybetmişti.
***
TARAFTAR TAKIMI ADIM ADIM TERK EDİYOR
Yeniden Trabzonspor’a dönecek olursak… Bordo-Mavili takımın şampiyon olduğu 2021-22 sezonunda taraftarı hemen hemen her maçta tribünleri tıklım tıklım dolduruyor, takım kötü oynasa da, istenilen sonucu alamasa da 90 dakika destek veriyor ve bu anlamda tüm Türkiye’ye örnek oluyordu. Hele Atatürk Olimpiyat Stadı’nda tarihin en büyük kitlesinin toplanması resmi kayıtlara göre 97 binin üzerinde taraftarın izlemesi müthiş bir şeydi. Hele şampiyonluk kutlamaları dillere destandı. Bu büyülü atmosferin uzun yıllar devam edeceği düşünülüyordu ama hiç de öyle olmadı. Geçen sezon taraftar adım adım takımı terk etmeye başladı. Çünkü yönetimine ve teknik kadrosuyla futbolcusuna inancı kalmamıştı. Yeni sezonda yeni bir başkan, yeni bir teknik adamla başlamıştı. Başlarda yeni bir umutla tribünler yine doldu ilk maçlarda fakat sonrasında gelen kötü sonuçlar ve oynanan başarısız futbol taraftarların tribünlerden uzaklaşmasına sebep oldu. Ama asıl önemli olan bu uzaklaşmada yönetime ve teknik kadroya inancın artık yerlerde sürünmesiydi.
***
BU SEZON TRİBÜNLER ÖKSÜZ, PEKİ NEDEN?
Son oynanan Hatayspor maçında kombineler hariç biletli seyirci sayısı sadece 5 bin 246 olarak kayıtlara geçti. Kombine sahiplerinin de büyük bölümü maça gitmemesi dikkat çekti. Sadece bu maçta değil, uzun süredir tribünler boş ama kombine alanlar bile gitmiyor maçlara… Trabzonspor’un bir önceki hafta oynadığı Kasımpaşa maçında da tribünlerde sadece 6 bin 371 seyirci vardı. Trendyol 1’nci lig takımı Çorumspor FK kupa maçında hafta içi olmasına rağmen tribünlerde 7 bin 756 seyirci bulunuyordu. Yine Manisa FK maçında 6 bin 750 seyirci karşılaşmayı izledi. Bu sezon seyirci rekoru 37 bin 590 ile Beşiktaş maçında kırıldı. Galatasaray maçını ise 36 bin 352 seyirci takip etti. Antalyaspor maçı ile sezon başlamıştı. Bu maçta tribünlerde 30 bin 694 seyirci, Çaykur Rizespor maçında 23 bin 671, Pendikspor maçında 11 bin 835, Kayserispor maçında 18 bin 560, Samsunspor maçında 11 bin 434, Başakşehir maçında 12 bin 431 seyircinin olması dikkat çekti. Sonuçlar kötü gittikçe seyirci sayısının da dibe doğru gitmesi kaçınılmaz oldu, Bu noktada rekor da 5 bin 246 ile Hatayspor maçında kırıldı.
***
YENİDEN GÜVEN HİSSİ YARATILABİLİR Mİ?
Dikkat edilirse ilk haftalarda küçük takımlarla oynanan maçlarda bile tribünler önemli oranda doluyordu. Ama hem oynanan kötü futbol, hem alınan sonuçlar, ama özellikle de Başkan Ertuğrul Doğan’ın söylemleri ve eylemleri arasındaki tutarsızlıkla birlikte Abdullah Avcı’ya olan güven artık yerlerde sürünüyordu. Bu ekibin Trabzonspor’un kurtuluş ve sonrasında zirve yürüyüşü yaptıracağına olan inanç bittiği için de tribünlere taraftar gelmiyor. Sadece içi boş laflarla kulakların pasını silmeye çalıştıkları düşünülüyor. Sadece paraya boğulan kesim ve hem yönetimden, hem de teknik kadrodan çıkarı olan gruplar hariç, yazık ki bu ekibe karşı güveni bitme noktasına geldi. Bakın ara transferde çok sayıda futbolcu alınacaktı. Bundan vazgeçildi. Sadece Thomas Meunier Bordo-Mavi renklere bağlandı. Bu isim de şu ana kadar çok olumlu performans gösterdi. Pendikspor maçı da kazanıldı. Takım yavaş yavaş dirilirken, yönetimin de artık para savurmaya son verdiği düşüncesi egemen olabilir. Bakarsınız Adana Demirspor maçıyla birlikte küsen taraftar yeniden tribünlere gelip, bu mücadeleye ortak olmak isteyebilir. Ertuğrul Doğan ve yönetimiyle, Abdullah Avcı ile ekibi biraz da bu perspektiften bakmalı tribünlere…
Ona göre de yeniden güven duygusunu tahsis etmeli… Devre arasındaki transfer sürecinde yapıldığı gibi… Aksi takdirde gelecek çok daha karanlık taraftar açısından…
Bizden söylemesi…
***
HAKEMLERLE İLGİLİ BU İDDİA DOĞRU MU?
Türkiye’de her zaman hakemler gündemdedir. Kulüpleri yönetenler genellikle başarısızlıklarının tüm faturasını hakemlere çıkarmaktan geri durmaz… Kuşkusuz hakemlerin çok kötü yönettiği, hatta bir kulübün taraftarı gibi davrandığı sayısız olay yaşanmıştır ama kulüplerin başarısızlığında bu olgu belki de devde kulaktır. Yönetenlerin, haklarını korumakla yükümlü oldukları kulüplere verdikleri zararlar hakemlerden fazladır. Neyse konumuz bu değil… Bilindiği gibi bu sezon da hakemler sürekli hedef yapılırken, TFF’ye bağlı Merkez Hakem Kurulu, hakem eğitimcisi olarak UEFA’da uzun süre Hakem Komitesi Başkan yardımcılığı görevinde bulunan Hugg Dallas’ı görevlendirmişti. Bu isim Türk hakemleri eğitecek ve kusursuz maç yönetmelerini sağlayacaktı. Dallas kendisine yakın olan 9 ismi de TFF sanki İş ve İşçi Bulma Kurumu gibi gözlemci olarak görevlendirdi. Bu gözlemciler arasında 78 yaşında olanların varlığı da hayretle karşılanıyor. Ama bu Hugg Dallas’ın geçtiğimiz günlerde hakemlerle bir toplantı yaparak, “VAR bir pozisyonla ilgili sizi çağırdığında onun kararına mutlaka uyacaksınız. Bir pozisyona penaltı, birine gol, birine kırmızı kart demişse bunlara uyacaksınız” şeklinde talimat verdiği iddia edildi.
***
İKİ AYNI POZİSYON AMA FARKLI KARAR
Kuşkusuz bu iddia çok konuşulması gereken bir durum… Çünkü sonuçta VAR, orta hakemi çağırır. Ama orta hakem çağrıldığı pozisyonda VAR’ın kendisine telkininin doğru olmadığını tespit ederse ilk verdiği kararda ısrar eder. Ne yazık ki Dallas’ın talimatından sonra, orta hakemlerin her hangi bir inisiyatif kullanması söz konusu olamaz… Yani tümüyle bağımsız karar almasının önüne geçilmiş olur. Bakın geçen hafta Pendikspor-Trabzonspor maçında e sahibi takımın lehine verilen penaltı kararı için VAR, Halil Umut Meler’i çağırdı ve penaltı iptal edildi. Ancak Başakşehir-Kayserispor maçının hakemi, bir pozisyonda penaltı vermedi. VAR çağırdı ve kararını değiştirmek zorunda kaldı. Oysa burada da aynı Pendikspor’un iptal edilen penaltısı gibi top Kayserisporlu oyuncunun vücudundan sekerek eline gelmişti. Yani normalde penaltı verilmemesi gerekirdi. VAR’ın hakemi çağırması söz konusu bile olmamalıydı. Zaten bu iki karar arasındaki çelişki de Hugg Dallas’ın verdiği emirle ilgili iddiaların güçlenmesine yetiyor değil mi?
Durun hele… Bunun kokusu tam olarak yakında çıkar sanırım…
Bekleyip görelim!
Yorumlar
Kalan Karakter: