FAİR PLAY VE FUTBOL ÖYLE Mİ?
Kapitalizmde kar hırsı her alanda insanların beyinlerini adeta esir almıştır. Bu da sistemin ruhuna uygundur. Ancak özellikle futbol gündeme geldiğinde, “Barış, kardeşlik, Fair-Play” sözleri sık sık edilir. Oysa futbol da kapitalist düzenin toplumu uyutma adına en önemli aygıtlarından biridir. Hele endüstriyel futbolun gündeme geldiği günden beri futbolun ruhuna da Fatiha okunacak noktaya taşındı. Tüm kulüpler, yöneticiler, teknik adamlar, futbolcular, hatta futbolun diğer tüm unsurları için amaca giden her yol meşrudur sözüne harfiyen uyuyorlar. Bunları neden yazıyoruz şimdi? Çünkü Trabzonspor ile Sivasspor, Sivas’ta Pazartesi akşamı saat 20.00’da oynanacak. Meteoroloji maç saatinde Sivas’da hava sıcaklığını -10 dereceler civarında olacağını açıkladı.
***
GÜCÜYLE DEĞİL, SOĞUK HAVAYLA YENME ARZUSU
Böylesine bir havada futbol oynamak mümkün mü? Oynansa da bunun adına futbol demek mümkün mü? Daha önce de Trabzonspor yine böylesine adeta buz üzerinde dans edilerek Sivas’ta oynamıştı. Futbolcular donma tehlikesi yaşamıştı. Bunu bilen Bordo-Mavili yönetim de TFF’ye başvuruda bulunarak maçın saatinin daha erkene alınmasını istedi. Ama reddedildi. Çünkü Sivasspor kabul etmedi. Neden? Çünkü, Sivasspor futbolcuları bu soğuk havaya alışık olarak maça çıkacak ve bunu kendileri için büyük bir avantaj olarak kabul ediyor. Yani gücüyle değil, hava koşullarıyla Trabzonspor’u mağlup etmenin hesabını yapıyor. Yakışıyor mu peki? Yakışmıyor da, kimin umurunda ki.!... Bunun fair-play ruhuyla bir bağlantısı var mı? Yok kuşkusuz da, Mecnun Odyakmaz başta olmak üzere, fair-play ruhuna inanan bir kişi var mi Sivasspor’u yönetenler arasında!...
***
FUTBOL BARIŞ VE KARDEŞLİK ÖYLE Mİ?
Olsaydı, bu maçın saatinin erkene alınma isteğini kabul eder, bileğinin gücüyle, futbol becerisiyle birlikte Trabzonspor’u mağlup etmek için sahada büyük savaş verirdi.
Ama bunu kime anlatıyoruz, kime söylüyoruz ki? Gerçi Trabzonspor aynı şekilde rakibine karşı bir avantajının ortaya çıktığı koşullarda, maçın ertelenmesini isteyenlere, ‘evet’ der miydi? Sormamız gereken sorulardan biri de bu ve biz bu konuda, “Evet kabul ederdi” diye garanti veremiyoruz.
En önemli sıkıntı da bu ya…
Yani hiçbir kulübün fair playı hiçbir şekilde içine sindiremediği, içselleştiremediği gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Ama utanmadan durmadan centilmenlikten kardeşlikten, sevgiden, futbolun birleştirici gücünden söz etmekten de geri durmuyoruz…
Haksız mıyım?
***
TRANSFER HABERLERİ KOMEDİYE DÖNÜŞTÜ
Trabzonspor’un, Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın talebiyle devre arasında yapacağı transferlerle ilgili olarak artık gazeteler ve siteler haber bombardımanı yapıyor desek abartmış olmayız. Ancak yapılan haberlerin büyük bölümü de kafa karıştırıyor. İsterseniz son iki isimle ilgili yapılan haberlerin özetini verelim. Sonra yorumumuzu yaparız.:
Önce ilk haber: “Trabzonspor Scout ekibi Polonya'nın milli oyuncusu Bartosz Slisz'in yakından takip edildiği ifade edildi. 24 yaşındaki orta saha oyuncusunun bir süredir gündemde olduğu ve lig maçlarının yanı sıra, milli takımdaki performansının da analiz edildiği ifade edildi. 90 dakika sahada kalan Slisz, 71 kez topla buluştu. Yüzde 77 pas isabeti sağladı, girdiği 9 ikili mücadelenin 5'ini kazandı ve 4 hava topundan 3'ünde de başarılı oldu. Legia Varşova ile sözleşmesi sezon sonu bitiyor. Legia Varşova ile sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Slisz için sezon başında da girişim yapılmıştı.
Şimdi de ikinci haber: “Orta sahayı güçlendirmek isteyen Fırtına'ya sezon başında peşinden koştuğu Amandou Diawara'dan müjde geldi. Gineli ön libero, Anderletch'ten ayrılmak istiyor. Bundensliga ya da Premier 'e transfer olmayı düşünen Diawara için Trabzonspor'un da devreye girebileceği öğrenildi. Fırtına'nın Batista Mendy ve Berat Özdemir'in yanına Diawara'yı da ekleyebilmek için şartları zorlayabileceği konuşuluyor.”
***
YAZILAN İKİ İSİM DE ÖN LİBERO
Kuşkusuz bir kulübün her dönem için transfer politikası vardır. Menajerler sayısız ismi de kulüplere bildirir. Bunun yanında teknik direktörünün ve ekibinin yanında İzleme komitesinin de takip ettikleri bulunur. Menajerlerin önerdikleri arısında kulübe uygunluğu olan isimler not edilir. Diğerleri ayıklanır. Sonra teknik adam ve İzleme Komitesi isimleri de birleştirilir. Bunlar arasında takımın eksik bölgelerine uygun olanlarla bir özet çıkarılır. Her ihtiyaç duyulan bölge için 5 altı oyuncu alternatif olarak belirlenir. Hem ekonomik, tem teknik taktik açıdan en uygunlardan başlayarak görüşmeler gerçekleştirilir. Fakat hiçbir takım 3 tane milli düzeyde futbolcusunun bulunduğu bölge için oyuncu takip etmez. Trabzonspor’da Yunanistan A Milli takımında direk forma bulan Kourbelis ön libero olarak Trabzonspor’da 11’e bile giremiyor. Berat Özdemir, Türkiye A Milli takım oyuncusu ve ön liberodaki alternatif oyuncu… Batista Mendy ise istese Gine milli takımına hemen gider ama o Fransa A Milli takımını bekliyor ve ön liberoda forma giyen ilk oyuncu…
***
BU KADAR ÖN LİBERO YETMİYOR MU?
Yukarıda ismi geçen Arnadou Diavara da, Bartosz Slisz de ön libero… Yani bu iki ismi almayı bırakın, birinin gündemde olması bile şok edici olması gerekir. Hatta eleştirilmesi, tepkiyle karşılanması gereken bir durumdur. Gazeteler de, siteler de böyle haberleri duyduğunda eleştiri başlığı atması gerekir. “Üç ön libero varken, bu bölgeye transfer ihanettir” diye de yüksek perdeden yönetime ses vermelidir. Trabzonspor gibi bir kulübün eğer Mendy gibi bir öl liberosu varsa, onunla rekabet edebilecek alt yapıdan bir oyuncunun olması en doğrusudur. Bırakın bunu takımda bir de yüksek maliyetli ve A milli düzeyde Berat ve Kourbelis gibi iki ön libero bulunması bile fazlalıktır. Mümkünse Kourbelis ile yollar ayrılmalı ve sadece Mendy ile birlikte Berat Özdemir kalmalıdır. Eğer Batista Mendy de bir kulübe transferi gerçekleşme durumu varsa, Sliusz ya da Diavara isimleri gündeme getirilebilir… Yoksa takımda bu kadar ön libero bulunurken, yeni ön liberoların yazılıp çizilmesi komediden öte bir şey değildir ve kulübe zarar verme amacı taşır.
Benim görüşüm bu!
Yorumlar
Kalan Karakter: