ELİMİZ EKMEĞE DE UZANAMAYACAK ARTIK!...
Hasan Hüseyin Kormazgil’in bir toplum olarak ekmeğe verdiğimiz değeri, ya da ona mahkum edilişimizi anlatan şu şiiri sanırım emeğiyle geçinenler için çok anlamlı ve öğreticidir.
Bakın ekmekle ilgili ne yazmış Korkmazgil;
ben işçi çocuğuyum evlâdım
demiryolu atölyesi işçilerinden
emekli şükrü'nün oğluyum
ekmekle doydu karnım
ekmekle avutuldum
ekmekle korkutuldum
sen sofraya havyar da koysan kuzu kızartması da
önce ekmeğe varır elim
çilemin adı benim
ekmek kavgası.!
hiçbir şey istemedim şu dünyadan kendim için
ne köşk ne araba ne para
tükürmüşsem içine
senin tapındığın o sıfatların
satıyorsam emeğimi yok pahasına
ben işçi çocuğuyum evlâdım
benim davam başka dava.!
Şimdi durup dururken mi burada paylaştım bu şiiri… Tabii ki değil… Ülkemizde ekonomik krizler bir türlü bitmek bilmez… Her yıl, ya da iki yılda bir mutlak ekonomik bir krizle başımız derde girer. Bu krizlerde hep kaybedenler de yoksullar olur. Parası olanlar, paralarına para katarlar. Yoksullar için en önemli yiyecek aracı ekmektir. Çünkü et, balık, tavuk, sebze, tatlı, yemek, çorba, meyve bir arada yeme şansı yoktur. Geliri buna asla izin vermez. O halde midesini doyuracak ana materyal ekmektir. Bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizde tekli ekmek 380 ile 400 gram arasındaydı ve çok da ucuzdu. Ancak ülkemizde son iki yılda meydana gelen devasa ekonomik kaos, en çok da ekmeğin fiyatının fırlamasına neden oldu. Fırıncılar una, buğdaya, mayaya, elektriğe, doğalgaza ve üretim için gerekli hammaddelerin fahiş girdi fiyatlarından kaynaklı zararı ortadan kaldırmak için durmadan ekmeğe zam yaparlar. Bunu yaparken de sürekli de gramajını düşürürler.
Ekmek başına yüzde 25 zam yaparken, gramajı da durmadan düşürerek buradan da ekstra bir zam daha yapmış olurlar. Böyle yapa yapa, bugün Trabzon’da 200 gramlık teklik ekmek 5 lira, 400 gramlık ikilik ekmek ise 10 liraya yükseldi. Tekli ekmeğe bakmak bile istemiyor insan, çünkü bir pasta gibi gözüküyor. İkili ekmeğe bakınca da, çocukluk ve gençlik dönemimizin teklik ekmediğini görüyoruz açıkçası… Yani teklik ekmeği 400 gram yapıp 10 liraya satıldığında vatandaş, ‘Vay efendim ne kadar zam yapılmış” diyerek büyük tepki gösterebilir. Ama ekmeğin gramajını düşürüp de, fiyatı da biraz yukarı çektiğinde saf vatandaş da ekmeğe o kadar da zam yapılmadığını düşünebilir. Yani bir algı operasyonunun adı bu gramaj oyunu… Ama özellikle diyetisyenlerin devreye girerek, “Bir dilim ekmek bile yemeyin, yoksa ölürsünüz” diyerek bir sağlık bilgisi paylaşması gerekir. Hatta, “Aç kalmak insan için en sağlıklı beslenme şeklidir” derseler daha da yararlı olur.
Haksız mıyım?
*****
UZUN SOKAK’TAKİ 16 KOZMETİKÇİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Evden çıkınca güzergahım gereği Trabzon Uzun Sokak’ı boydan boya geçip, Gazeteciler Cemiyeti’ne bir uğrayıp, sonra da Ganita’nın yolunu tutarım. Uzun zamandır Uzun Sokak’ta özellikle gördüğüm parfümeri ya da kozmetik ürünü satan mağazaların çokluğu dikkatimi çekerdi. Geçen gün bu mağazaları tek tek saymak istedim. Bir baktım ki tam 16 tane parfümeri ve kozmetik ürünü satan mağaza var. İnanın şok geçirdim. Bu sokağı bilenler, 300 metre civarında bir uzunluğu olduğunu bilir. Hiçbir ara sokağına sapmadan, tek bir iş hanına uğramadan, sadece Uzun sokağın sağ ve sol yanlarındaki bu kadar kozmetik ve parfümeri mağazasının olması, hele böylesine ekonomik krizler, sıkıntılar yaşandığı bir dönemde buralara çok sayıda müşteri gelmesi de şaşırttı beni…Hayat felsefem gereği insan hakları savunucusu olarak kadın haklarının da hep yanında durdum ve cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele ettim. Ancak şunu ifade edeyim ki çok sayıda kadın arkadaşım, kardeşim olmasına karşın bunların ezici bir çoğunluğu kitap okumayı hiç sevmiyor. Bir kısmı kitap okumayı sevmediğini söyleyecek kadar dürüst, kimi ise okumaya bayıldığını anlatır bana… Hani ben de kitap okumayı seviyorum ya… Böyle diyen kadın ya da kızlara hemen kitap hediye etmeyi de adeta bir görev bilirim. Çünkü kadının bilinçli olması, toplumsal gelişmişliğin zirveye çıkması demektir. Çünkü kadın anadır ve çocukların en çok örnek aldığı kişidir. Kadın öğretmenler, erkek öğretmenlerden daha çok dinlenir öğrencileri tarafından…
*****
VÜCUT BAKIMI KADAR BEYNE DE YATIRIM YAPMAK GEREKMİYOR MU?
Kadın kız kardeştir, abladır, teyzedir, haladır, anneanne, babaannedir. Arkadaştır, dosttur, eştir. Onların okuması, araştırması, dünyayı tüm gerçekliğiyle iyi okuması ve gelecek nesilleri doğru eğitmesi harika bir şeydir. Ama kitap hediye ettiğim hiçbir kadın bugüne kadar, “Okudum kitabı çok iyiydi, ya da çok beğenmedim” diyene rastlamadım. Bir teki bile hediye aldıkları kitapla ilgili konuşmak, tartışmak istemez mi? Anlarım ki okumayı sevdiklerini söylemesi sadece göz boyama, benim gibi okumayı seven bir insanın gözünde değer görme amacı güdüyor. Ne yazık ki erkekler de okumuyor ve kendilerini geliştirmiyor. Ama kadınlar bu konuda daha da olumsuz görüntü veriyor. Ne yazık ki makyajlarına, vücut bakımlarına, kokularına verdikleri değerin binde birini beyinlerinin gelişimine vermiyorlar. Sonra da toplumsal olarak neden bir türlü cehaletten kurtulamadığımızı tartışıp duruyoruz. Son olarak şunu ifade edeyim ki, başta kadınlar olmak üzere erkekler de dış görüntüleri kadar beyinlerini geliştirmeye, dünyaya daha geniş bir pencereden bakmaya davet etmek görevim diye düşünüyorum. Bu başarıldığında göreceksiniz ki, çok imrenilen Avrupa’nın ileri demokrasi diye nitelenen ülkelerinin çok önünde bir yerdeyiz.
Yoksa ülke olarak bunu hak etmiyor muyuz?
*****
TRABZONLU DOLMUŞCULAR KURAL NİZAM TANIMIYOR!
Geçtiğimiz günlerde dile getirmiştik. Fakat hiçbir önlemin alınmadığı hatta sorunun artarak devam etmekte olduğunu gözlemliyoruz. Dolmuşlarda yapılan düzenlemeler sonrası koltuk sayıları arttırıldı. Engelli vatandaşlar içinde koltuklar belirlendi. Ayakta yolcu taşımak yasaklandı. Fakat dolmuşçular bu kuralların hiçbirini yerine getirmiyor. Dolmuşcular para kazanırken yolcular mağdur olmaya devam ediyor. Dün Beşirli ’den Meydan’a giderken beş yolcunun ayakta seyahat ettiğine tanıklık ettik. Şoför eğer yolda başka yolcu bulsa yine alacaktı. Kendilerine sorsanız “vatandaş yolda kalmasın” diyorlar. Sanki bu insanları para almadan bedava taşıyorlarmış gibi. Tabi buradaki başıboşluğun sorumlusu siyasiler. Seçim üstü iktidar partisi geniş bir kitleye sahip olan dolmuş esnafını karşına almak istemediği için herhangi bir yaptırım uygulanmasına müsaade etmiyor. Verilen cezalarda ahbap çavuş ilişkisi ile ortadan kaldırılıyor. Olan yine vatandaşa oluyor.
*****
TRABZONSPOR KADIN FUTBOL TAKIMI KAPATIN!
Trabzonspor bünyesinde kadın futbol takımı bulunuyor. Geçtiğimi yıllarda da malum sebeplerde dolayı lavğ edilen bu branş, Ağaoğlu yönetimi ile birlikte yeniden faaliyete geçti. Ahmet Ağaoğlu seçim yatırımı olarak kendisine gelen bütün branş tekliflerine olumlu cevap verdi bir çok spor dalında Trabzonspor faaliyet göstermeye başladı. Fakat bu branşlara gerek yatırım ve destek verilmediğini biliyoruz. O yüzden bordo mavili kulüp amatör branşlarda çok başarılı olamıyor. Bunlardan biride Kadınlar Süper Lig’inde mücadele veren Trabzonspor Kadın Futbol takım. İki grup halinde 10’ar takımlı oynanan Lig’de Trabzonspor kendi grubunda 13 puanla 9’uncu sıra bulunuyor. Oynanan 14 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik 9 mağlubiyet almış. Lider Fomget ile arasında 27 puan bulunuyor. Şimdi sorsanız; 'Trabzonspor çok büyük bir iş' yapmış oldu. Trabzon kentinde kabul görmeyen ve futboldan başka her şeye benzeyen ve hiç özelliği olmayan bu branştan bir an önce kurtulması gerekiyor. Trabzonspor’un kadınlara yönelik başka branşlar açarak Türk sporuna hizmet etmesi ve dünya çapında başarılar yakalamasını arzu ediyoruz.
Yorumlar
Kalan Karakter: