AVCI’NIN ŞANSI DOĞAN-NEWTON-BJELİCA!
Bazı insanlar için, “Çok şanslı” deyimini kullanırız… Gerçekten hayat adeta o insana gülmek için yaşanır. Aslında bir insanın şansı çok falan değildir. İnsan kurduğu ilişkiler, yaptığı çalışmalar, sistemin kendisine nasıl yaparsa neleri verebileceğini bilir. Toplumu kendi çıkarı için nasıl koşullandırabileceğini, etrafındaki insanları nasıl etkileyebileceği konusunda belli fikirleri vardır ve bunları hayata geçirme konusunda da yeteneklidir. Hani bu insanların işlerini çok iyi yapmalarına da gerek yoktur. Çünkü kurduğu ilişkiler, sisteme çok iyi entegre olması ve bunun sonucunda da neleri elde edebileceğini bilen bu insan mutlaka istediği yere gelir, istediği parayı kazanır. Yaptığı iş konusunda halkın öylesine derin bilgisi olmadığı için de uzun süre kendisini “Bulunmaz Hint kumaşı” gibi de yutturur. Liyakat konusunda sorun yaşasa da yine de sofradaki ekmekten kendi payını artırma ve başkalarının paylarını da iç etme konusunda uzmandır. Bu noktada sanırım en önemli örneklerden biri de Trabzonspor teknik direktörü Abdullah Avcı’dır.
İKTİDAR SİYASETİ ARACILIĞIYLA KENDİNE YER BULDU
Abdullah Avcı futbolu bıraktıktan sonra Türkiye’nin siyasi gidişini ve buraya yaklaşarak nasıl da kendisine bir yer açacağını çok iyi düşündü. İktidar partisinin kulübü İstanbul Büyükşehir’e yaklaştı. Burada da Göksel Gümüşdağ ile ilişkileri geliştirdi ve sonuçta ismi Başakşehir olarak değişen kulübü de 12 yıla yakın çalıştırdı. Bu kulüp zaten dönemin başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan tarafından kurulmuştu. Erdoğan, “Benim kurduğum kulüp” demekten de hiç imtina etmedi. Böyle bir kulübe ne TFF, ne MHK, ne de hakemler yanlış yapabiliyordu. Hatta hep lehine çalışıyordu. Genel ve yerel iktidardan aldığı destekle taraftarı hiç olmamasına rağmen Türkiye’nin biraz da içi geçmiş yıldız oyuncularını transfer etmekte zorluk yaşamadı. Hatta dünya futbolunda zirveye çıkmış isimleri bile alabildiler. Sistem tümüyle bu kulüpten yanaydı ama yine de Avcı ve ekibi bir kez şampiyonluk yaşayamadı. A Milli takımı çalıştırdı çuvalladı, Beşiktaş’ta 5-6 ay kalamadan işten el çektirildi. Siyasetle kurduğu ilişkilerle en rahat gelebileceği kulüp artık kim olabilirdi?
Tabii ki Trabzonspor!...
AĞAOĞLU’NA DAYATMAYLA TEKNİK DİREKTÖR YAPILDI
Çünkü uzun süredir iktidarın etkisinde yönetimler oluşturan başta gelen kulüp Trabzonspor’du. Bir de tam Avcı’nın geldiği dönemlerde Bankalar Birliği ile yapılan anlaşmadan dolayı kulübe 70 milyon Euro kredi gelmişti. Yani kasası doluydu ve harika transferler yapabilirdi. Ama biz konuya başka bir noktadan başlayalım estirseniz…
Trabzonspor’a 10 Kasım 2020 tarihinde özellikle siyasetin önemli isimlerinin dayatmasıyla teknik direktör yapılan Abdullah Avcı ile birlikte takımın adım adım yükselişe geçip 2022-23 sezonunda da tam 38 yıl özlemi çekilen şampiyonluğun gelmesi camiada büyük bir coşku yaratmıştı. Bu nedenle de Avcı adeta kahraman ilan edilmiş, teknik direktörlüğü yere göğe sığdırılamamıştı. Ancak geçen sezon yaptırdığı 13 pahalı transferle kulübün ekonomisinin iyice felç olmasına sebep olan Abdullah Avcı, hem Ligde, hem Kupa’da, hem de Avrupa’da takımın tel tel dökülmesinin önüne geçememiş, sürekli ürettiği mazeretlerle birlikte taraftarı uyutma taktiği uygulamış, sonra da yakın arkadaşı Ertuğrul Doğan’la adeta danışıklı dövüş yaparak istifa etmiş, çalışmadığı sürenin parası olan 8,5 milyon lirayı utanmadan cebine koyduktan sonra İstanbul’un yolunu tutmuş, bir daha da Trabzon’un yolunu hatırlamamış, bir kez olsun Trabzonspor’un ismini ağzına almamıştı.
HER DÖNEM KÖTÜ İSİMLERİN ÜSTÜNE GELDİ
Bordo-Mavililer için Abdullah Avcı’nın defterinin kapatıldığı düşünülürken bu sezonun 8’nci haftası sonrasında Hırvat Teknik Direktör Nenad Bjelica ile yollar ayrılmış, gündeme neredeyse hiçbir teknik adam gelmeden Başkan Ertuğrul Doğan’ın yönetime dayatmasıyla Avcı hiç olmayacak bir şekilde yeniden takımın başına gelirken yine kurtarıcı muamelesi görmüştü. Ertuğrul Doğan bu isimle kurduğu ilişkiyle birlikte kafaları karıştırırken, Abdullah Avcı da kulübün başkanına, “ERTO” diyebilecek kadar yılışabildiğini kamuoyu önünde herkese göstermişti. İkili arasındaki ilişkilerin, Trabzonspor’un kaderini belirleme adına bir eyleme dönüşmemesi gerektiği, kulübün başkanının, kişileri zengin etme aracı olarak da Bordo-Mavili kulübün kasasını görmemesi gerekirken tam tersi tutumuyla birlikte kendisine duyulan güveni büyük oranda sarsmaktan geri durmamış, bundan dolayı da en küçük bir üzüntü belirtisi göstermeyerek de herkesi hayrete düşürmüştü. Ancak bir gerçek vardı ki Abdullah Avcı’nın ilk ve en büyük şansı Trabzonspor’un başkanlık koltuğunda Ertuğrul Doğan gibi bir ismin oturmasıydı.
AĞAOĞLU YÖNETİMİ BAŞAKŞEHİR’İ ŞAMPİYON YAPTI
Abdullah Avcı’yı Trabzonspor’da başarılı bulanların hiç hesap etmediği ise kendisinden önce teknik direktörlük yapan isimlerin “Boş bir çuval” olduğunu düşünmemeleri olarak görülüyor. Bordo-Mavili takım Hüseyin Çimşir ile çok iyi bir süreç yaşarken, Ahmet Ağaoğlu ve Ertuğrul Doğan yönetiminin ihanetine uğramış, Eddie Newton isimli Göksel Gümüşdağ’ın adamı ile bacanağını teknik ekibe katarak çift başlılık oluşturmuş, ara transferde Daniel Sturridge ve Jhon Obi Mkel gibi iki önemli yıldız takımdan ayrılırken, Çimşir’in istemediği Manuel Mosies, Manuel da Costa, Guilherme ve Bilal Basecikoğlu gibi 4 ismi almaktan geri durmamıştı. Çimşir’in talep ettiği sadece Badou Ndiaye alınmıştı. Hem teknik kadroda yapılan darbe, hem de ara transfer politikasıyla birlikte Ahmet Ağaoğlu yönetimi adeta Hüseyin Çimşir’in altını oymuş, sonra da şampiyonluğu Başakşehir’e hediye etmenin yolunu açmıştı. Ligin bitimine bir hafta kala ve kupa finali arifesinde de ihanet politikası uygulanmış, Hüseyin Çimşir’in işine son verilip yerine Göksel Gümüşdağ’ın adamı Eddie Newton getirilmişti. O Newton bugün Gümüşdağ ile beraber çalışmaya devam ediyor. Nasıl bir ilişkiler yumağı ile Çimşir idam sehpasına götürülürken, Başakşehir’in şampiyon olmasının önü açılmıştı gerçekten anlamak mümkün değil…
Neyse biz konumuza dönelim…
HÜSEYİN ÇİMŞİR’İN ÖNÜ HİÇ UTANMADAN KESİLDİ
Aslında sezon başında Abdullah Avcı’nın takımın başına getirilmesi planı işletiliyordu. Hüseyin Çimşir hem lig şampiyonluğunu kazanıp, hem de kupayı alması halinde Trabzonspor öz kaynaklarından bir teknik adamı futbol piyasasına sürecekti. Bu durumda Abdullah Avcı’nın da önü açılamazdı. Siyaset kurumunun önemli aktörlerinin ve Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın dayatmalarına karşın Ahmet Ağaoğlu, Abdullah Avcı’yı istememişti. Bu isme direnince de mecburen Eddie Newton ile yola devam edilirken, geçici bir çözüm bulunmuş, sonrasında çöp transferlerle de kulüp korkunç zararlara uğratılmış, Ağaoğlu ve ekibi utanmadan bunları sanki “büyük iş başardık” havasıyla topluma yutturmaya çalışmıştı. Antrenör bile olduğu şüpheli Newton ile Bordo-Mavili takım sezona çok kötü bir başlangıç yapmıştı. Eddie Newton o kadar kötü bir teknik adamdı ki, hiçbir şey yapamayacak kadar acizdi ve takım daha 7’nci haftada 7 puanla 17’nci sıradaydı. Artık böyle bir ismin takımın başında kalması olanaksızdı. Kendisine 350 bin Euro tazminat ödendi ve yollar ayrıldı.
AVCI’NIN İLK ŞANSI NEWTON GİBİ BERBAT ADAM
Eddie Newton gibi rezalet bir adama teklim edilen Trabzonspor’un yaşadığı travmadan sonra artık Abdullah Avcı dayatması hat safhaya ulaştı. Sonunda Avcı lobisi kazandı ve takımın başına geçti. Kuşkusuz rezalet bir teknik adam Newton’dan sonra takımın başına amatör takım çalıştıran bir isim getirilse de daha iyi sonuçlar alabilirdi. Ama bu Abdullah Avcı öyle uyanıktı ki o dönem ligi sallayan Alanyaspor maçında takımın başına geçme cesareti gösterememişti. İhsan Derelioğlu kurban edilmek istendi ama o da takımı aslanlar gibi oynatmış, 1-1 beraberlik çıkışın ilk halkası olmuştu. Bu durum bile Derelioğlu’nun Avcı’dan daha iyi ve cesur bir teknik adam olduğunun göstergesiydi.
Abdullah Avcı ile birlikte takım ligin en kötü ekipleriyle maçlar yapıyordu. Bu maçlarda bile takım önce çok zorlansa da kalesinde sayısız pozisyon verse de, yenilmiyor, bazen kazanıyor, bazen de berabere kalıyordu. Ligde diğer birçok takımın da başarısız sonuçlar almasıyla birlikte Avcı takımı 47ncü sıraya çıkarıp, Avrupa kupalarına taşıyınca sanki elinde sihirli değnek varmış gibi bir hava yaratıldı. Taraftar kabustan sonra Abdullah Avcı’nın kurtarıcı olduğunu düşünmeye başlamıştı. Ancak bir sonraki sezon hem Avrupa’da, hem de kupada takım nal toplarken başında Avcı vardı. Tek kulvarda yarışan Bordo-Mavililer, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Başakşehir gibi takımların yarışa hiç katılmadı, Konyaspor’un mücadele ettiği bir sezonda bir yandan hakemlerin de çok olumlu tavırları, VAR’ın da devreye girmesiyle Trabzonspor 38 yıl aradan sonra şampiyonluğa ulaşınca Avcı da kahraman ilan edildi. Tüm başarısızlıklar göz ardı edilmişti ve takımı 38 yıl sonra şampiyon yapan Abdullah Avcı artık kahraman muamelesi görüyordu.
AVCI’NIN MAKYAJI GEÇEN SEZON DÖKÜLMÜŞTÜ
Bordo-Mavili takımda iki kez de Süper Kupa kazanılması Abdullah Avcı’nın yıldızını iyice parlattı. O da kendisini Trabzonspor’un efsanelerinden biri olarak görmeye başladı. Zaten kahraman ve hain yaratma konusundaki usta taraftar da, “En büyük Avcı, başka büyük yok” havasındaydı. Bu süreçte İstanbul’un büyük takımlarının bile alamadığı futbolcular transfer edildi. Paralar oluk oluk akıtıldı. Altyapıdan kazanılmış birçok oyuncu harcandı. Şampiyon olan takıma bir sezondaki sezon için yani 2022-23 transfer mevsiminde çok pahalı 13 transfer yapıldı. Artık hedef şampiyonlar Ligi ve lig şampiyonluğunu açık ara kazanmaktı. Ancak Bordo-Mavililer lige çok erken havlu attı. Avrupa’da bir tek önemli başarı elde edemedi. Önce Şampiyonlar Ligi’nden, sonra UEFA Avrupa Liginden ve nihayet UEFA Konferans liginden elendi. Kupada yarı finale çıkıldı ama ligde üst üste gelen yenilgilerle birlikte takım 6’ncı sıraya geriledi. Liderle arada büyük puan farkı oluştu. Avcı’nın makyajı yavaş yavaş dökülmeye başlamış, gerçek kimliği ortaya çıkma noktasına gelmişti. Abdullah Avcı, iyice rezil olmamak ve piyasasını kaybetmemek için Mart ayının hemen başında sözde istifa etti. Yani uyanıklığını burada da gösterdi. Ertuğrul Doğan’ın anlaşılması olanaksız jestiyle çalışmadığı süre için cebine tam 8,5 milyon lira konuldu. Tatil parasını da almıştı. Keyiflice yiyebilirdi.
HİÇBİR KULÜP ONUN YÜZÜNE BİLE BAKMADI
Abdullah Avcı, Trabzonspor’dan ayrılırken adeta, “Daha çok yıpranıp, piyasamı yok etmeyeyim” düşüncesine sahipti. Sezon bittiğinde Ali Koç’a sunum yapıp, Fenerbahçe takımının başına geçmek için uğraştı. A Milli takımda işine son verilen Stefan Kuntz’dan boşalan koltuğa oynadı ama hiçbiri yüzüne bakmadı. Avcı, Bordo-Mavili kulüp aracılığıyla artık çok yüksek paralarla oynamaya alışmış ve bu nedenle de Anadolu takımlarına gitmekten imtina etti. Sadece 7 aylık bir tatil dönemi yaşadı ve Ertuğrul Doğan’ın kulübün kasasından verdiği 8,5 milyon lirayı keyifle yedi. Sonra pusuda beklemeye başladı. Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan yine çok kötü bir teknik adam olan Hırvat Nenad Bjelica’yı takımın başına getirdi. Bu isim öyle maceralar aradı ki, taraftarlar birkaç maç sonra isyan etti. Aslında yeni sezona Bjelica ile girilmeyecekti. Ama onun kötü teknik direktörlüğüyle birlikte camianın tümüyle umutsuzluğa kapılması ve Abdullah Avcı’nın isminin adım adım ısıtılması süreci işletildi.
TARİHİ PUAN FARKINA RAĞMEN BAŞARILI MI?
Nenad Bjelica gibi teknik adam müsveddesiyle birlikte Bordo-Mavililer 8’nci haftada 4 yenilgi alınca Ertuğrul Doğan’ın kurduğu oyun tıkır tıkır işlemiş oldu. Bu ismin işine son verirken 1 milyon 600 bin Euro tazminatla zenginleşmesine büyük katkı yaptı. Sonra yönetimin isim bile önermesine izin vermeden Abdullah Avcı’yı dayattı ve kulübü ekonomik olarak taşıdığı için de buna kimse ses çıkaramadı. Avcı, rezalet bir teknik adamdan sonra iş başı yapmanın rahatlığındaydı. Yani yine şanslıydı. Bu şansının da farkındaydı. Nasılsa kurulan kadro ile birlikte Bjelica’dan iki kat daha iyi sonuçlar alınabileceğini biliyordu. Kendisinin takıma en küçük bir katkı vermesine gerek yoktu. Zaten işler istediği gibi gitti. Takım da 7’nci sıradayken, üçüncülüğe terfi etti. Fakat göreve gelirken Trabzonspor, liderin 12 puan gerisindeyken lig bittiğinde bu farka 35 puana dayanmış ve tarihi bir hezimet yaşanmıştı. Ancak Beşiktaş, Kasımpaşa, Başakşehir, Çaykur Rizespor, Adana Demirspor, Kayserispor, Hatayspor gibi takımların tel tel dökülmesi yine Abdullah Avcı’nın şansını artıdan büyük etkendi. Onların başarısızlığı üzerine 3’ncülüğü bir başarı kriteri gibi taraftara yutturma gayretine girişti.
ADETA PUSUDA BEKLEDİ YİNE KOLTUĞA OTURDU
Abdullah Avcı ve Ertuğrul Doğan’ın en büyük hayallerinden biri ise harcanan paralara rağmen başarısızlığı örtmek için kupayı müzeye götürmekti. Fakat büyük takımlara karşı oynanan özellikle final niteliğindeki maçlarda hiçbir varlık gösteremeyen, teknik adamlık, liderlik vasfı yerlerde sürünen, vizyonu yetersiz Avcı yönetiminde, Beşiktaş karşısında futbol açısından takım adeta ezildi ve 3-2 mağlup oldu. Hem de karşısında Serdar Topraktepe gibi stajyer bir teknik adam olmasına rağmen… Yani kendisini usta diye topluma yutturan Avcı, bir stajyer karşısında bile ne kadar çaresiz ve vizyonunun yerlerde süründüğünü bir kez daha gösterdi. Bu kupa maçından önce aylarca, “Hedefimiz lig üçüncülüğü ve kupa şampiyonluğu” diye topluma umut veren Abdullah Avcı, maçtan sonra ise, “Amacımız lig üçüncülüğü ve kupa finaliydi” diyebilecek kadar da yüzsüz biri olduğunu herkese ilan ediyordu. Ne yazık ki bu tür ayrıntıların üzerinde duran ne medya, ne taraftar, ne muhalefet, ne de yönetim vardı. Avcı da istediği gibi at koşturuyordu.
Aslında Abdullah Avcı’nın ne kadar kötü bir teknik adam olduğu, takımı ancak yıldız oyuncuların performansıyla bir yerlere taşıyabileceğini Afrika Kupası ve devre arasında takımdan ayrılan futbolcuların çokluğunda ikinci yarının ilk 5 maçında, alınan 4 yenilgi ve 1 beraberlikle göstermişti. Kötü sonuçlar kadro darlığına bağlanıyordu. Oysa aynı dönemde diğer takımlarda da birçok futbolcu ya sakat, ya da Afrika Kupası’ndaydı. Hatta Galatasaray yıldız oyuncularından bazılarını bile satmıştı. Oysa kadro eksik olmasına rağmen birçok takımdan daha geniş bir oyuncu profili bulunan Avcı, bu isimleri futbola motive edemediğini yine gösterdi. Fakat Başkan Ertuğrul Doğan’ın adamı olarak takımda kalmaya devam etti. Ama sezon sona ererken, Avcı’nın aslında sıradan bir teknik adam olduğu, ağzının biraz laf yaptığı gerçeği de ortaya çıktı. Onun en önemli şansı olarak da ilk dönemde Eddie Newton, ikinci döneminde de Nenad Bjelica isimli iki futbol özürlü teknik adamın yerine gelmesiydi. Bir de koşulsuz kendisine biat eden Başkan Ertuğrul Doğan ve sessiz yönetimdi. Oysa Trabzonspor’un çok daha düşük maliyetli ve Avcı’dan çok daha vizyoner bir teknik adamla daha önemli başarıları yakalayabileceğini düşünenlerin sayısı ise bir hayli fazlaydı.
Ama gelin de bunu Ertuğrul Doğan ve arkadaşlarına anlatın…
Yorumlar 1
Kalan Karakter: