DERLEME: ADNAN SUNGUR
BAŞKANLIK SÜRECİNDE NELER YAPTI?
Trabzonspor kulübünün Ahmet Ağaoğlu başkanlığındaki yönetimi 1 Mart tarihinde olağanüstü toplanmış ve burada kongreye gidilmesi tartışılmıştı. Yönetimin büyük bölümü, “Şu anda Mart sonuna kadar 20 milyon Euro ödenmesi gerekiyor. Eğer biz bu yönetim olarak 20 milyon Euro’yu ödeyemezsek, gelecek yönetim öder” diyerek kongre konusunda fitili ateşlemişti. Bir gün sonra da yapılan yeni toplantıda da 25-26 Mart 2023 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul’a gidilmesi yönünde karar alınmıştı. Bu karar üzerine bunu kendisine güvensizlik sayan Ağaoğlu başkanlık görevinden istifa etmişti. Yönetim de toplanarak o dönem asbaşkanlık görevini yürüten Ertuğrul Doğan da başkan vekili olarak seçilmişti. İşte bunun üzerinden tam 365 gün geçti. Başkanvekilliği dönemi dahil 1 yılını geride bırakan Doğan, bu süre içinde hem sahada, hem de saha dışında başarılı bir grafik çizemedi. Sürekli olarak para ödediklerini, yeni kaynaklar bulduklarını ifade etti. Ancak borcun her geçen gün artmasına neden olurken, transferde freni patlamış gibi hareket etti, Belki de bir yıl içinde en fazla teknik adamla çalışan başkan olurken, altyapıyı da adeta yok etme ve burasının çöp haline gelmesinde de baş rol oynadı.
GÖREV ALIRKEN HANGİ SÖZLERİ VERDİ
Bordo-Mavili kulübe başkan adayı olduğunu ilan ettiğinde ve seçildiğinde birçok söz veren Ertuğrul Doğan bunların neredeyse bir tekini bile yerine getiremedi. Doğan, başkanlık görevine gelirken ve geldikten sonra, “Kulüp ekonomik açıdan borç batağının içinde ve sürdürülebilir değil kesinlikle…Böyle giderse gelecek karanlık, kapıya kilit vurulur. Bu nedenle öncelikli ekonomiyi düzelteceğiz. Bunu yapmak için de altyapıda devrim yapacağız. Üreteceğiz. Üretmezsek kapıya kilit vururuz. Trabzonspor başarılarına altyapıyla ulaşmış ve yeniden aynı süreci yaşatacağız. Transferde az ve öz isim alacağız. Yıllık futbolcu bütçemizi 25 milyon Euro’nun altına indirmek zorundayız. Bunu yapamazsak biteriz. Şeffaf olacağız. Tüm harcamalarımızı ve gelirlerimizi kamuoyu ile her koşulda paylaşacağız. Trabzonspor’u yönetirken camianın aklını da devreye sokacağız. Fikir alışverişini ön planda tutacağız. Kuşkusuz kulübü ekonomik açıdan düzlüğe çıkarırken, Trabzonspor yarışan bir takım olacak. Trabzonspor olmadan şampiyonluk yarışı düşünülemez. Düşünülemez. Trabzonspor’u yeniden tarihi başarılara ulaştırmak için göreve soyundum” demişti.

SAHADA SIRADAN BİR TAKIM VARDI
Bordo-Mavili takımın, Ertuğrul Doğan ile birlikte bir patlama yapması bekleniyordu. Hele en yakın arkadaşı olarak kabul edilen Abdullah Avcı ile kafa kafaya verip, müthiş bir çıkışa imza atması düşüncesi vardı. Ancak daha ilk sınavda hem de Akyazı’da küme düşme hattındaki Ümraniyespor’a karşı 2-1’lik yenilgi alındı. Bu yenilgi Trabzonspor’un 36 Süper Lig maçının ardından kendi sahasındaki ilk yenilgisiydi. Bu yenilgi taşları yerinden oynattı ve Abdullah Avcı, yönetimin önünü açma bahanesiyle istifa etti ama kendisine çalışmadığı 2 aylık süre için tam 8,5 milyon lira tazminat bizzat Ertuğrul Doğan tarafından gözünü kırpmadan ödendi. Ancak teknik direktör değişiklikleri hiçbir işe yaramadı ve takım kötü sonuçlar alırken, Ziraat Türkiye Kupası’nda da Ankaragücü’ne 3-1 yenilen Bordo-Mavililer elenmekten kurtulamadı. Ligde ise tam bir hayal kırıklığı süreci yaşandı. Takım Süper Ligi ancak 6’ncı sırada tamamladı ve bir sezon önceki şampiyonluk coşkusunun yerle bir olmasına sebep oldu. Trabzonspor bu sezona da büyük umutlarla başladı fakat ligde 28 hafta geride kalırken, ancak 46 puan toplayabildi ve lider Galatasaray’ın tam 29 puan gerisine düşme utancını yaşadı. Ancak takım şu anda Ziraat Türkiye Kupası’nda zorlansa da yarı final vizesi alarak tek başarılı alanı yaratmış oldu. Bordo-Mavili ekip, Ertuğrul Doğan yönetimi döneminde Lig ve kupa dahil toplam 47 maça çıktı ve 24 galibiyet, 5 beraberlik ve 18 yenilgiyle birlikte tam bir hayal kırıklığı nedeni oldu. Trabzonspor bu maçlarda 80 gol attı, kalesinde 68 gol gördü. Sonuç olarak Doğan’ın bir yılında Bordo-Mavili takım sahada vasatın çok çok altında bir performansa sahip oldu.
TASARRUF DEĞİL TRANSFER REKORU
Transferde tasarruf yapacaklarını söyleyen yeni Başkan Ertuğrul Doğan, hiç beklenmedik bir şekilde adeta takımı transfer şampiyonluğuna soyundurdu. Tam 17 yeni oyuncu Bordo-Mavili takım için sözleşme imzaladı. İşin başında Onuarp Çevikkan’ı 700 bin Euro karşılığı Altınordu’dan transfer eden Doğan ve arkadaşları, İspanya’dan Joaquin Fernandez, Dimitrios Kourbelis, Teaxarchis Fountas, Göktan Gürpüz gibi bonservisleri olmayan isimleri alıp, tasarruf yapacağını göstermişti. Bunlara satın alma opsiyonlu 500 bin Euro’ya kiralık Filip Benkovic, yine satın alma opsiyonlu ve 150 bin Euro kiralama bedelli Mehmet Aydın alınmıştı. Ancak bu süreçte Mislav Orsic İngiliz kulübü Saothampton’dan 2,5 milyon Euro bonservis ve 1 milyon 750 bin Euro yıllık ücretle alınınca kafalar karışmıştı. Bu arada Tonio Teklic 1 milyon Euro bonservis bedeliyle ve gelecek vaadiyle Ongjen Bakic düşük bir maliyetle kadroya katıldı. Ancak sonra ne olduysa bir anda freni patlayan kamyon gibi hareket edilmeye başlandı ve Nicolas Pepe Arsenal’dan, Paul Onuachu Southamton’dan, Berat Özdemir Al-İttifak’tan, Batista Mendy Angers’ten, Rayyan Baniya Fatih Karagümrük’ten, Umut Güneş Alanyaspor’dan çok yüksek bedellerle kadroya katıldı. Devre arasında da Belçikalı Thomas Meunier Borissia Dordmund’dan renklere katıldı. Öyle paralar harcandı ki, futbolcuların yıllık maliyetinin 25 milyon Euro’nun altına düşmesi bir yana, 40 milyon Euro’yu aşma noktasına geldi ve tasarruf söylemleri sadece lafta kaldı.

GİDENLERİN DE SAYISI GELENLERİ KATLADI
Ertuğrul Doğan yönetimi sadece futbolcu alma konusunda rekor kırmadı. Aynı zamanda satış ya da bonservisleri ellerine verilip, ya da kiralık veya üste para ödenip gösterilenler de çok korkunç rakamlara ulaştı. Bu dönemde önce Bruno Peres’e 750 bin Euro ödendi ve ülkesine gönderildi. Ardından Vitor Hugo 1 milyon 850 bin Euro karşılığı satıldı. Marc Bartra’ya da 1 milyon Euro tazminat ödenerek gidenler arasında yerini alması sağlandı. Sonra da kulübün baş belası olan Fode Koita’ya tam 1 milyon 200 bin Euro tazminat verilip, sözleşmesi feshedildi. Taha Altıkardeş, Orsic transferine karşılık bedava Göztepe’ye pas edildi. Kaleci Hakan Aydın Sebatspor’a kiralandı. Emirhan Gedikli Konyaspor’a bedava verildi. Serkan Asan, 100 bin Euro karşılığı Pendikspor’a gönderildi. Manolis Siopis yönetimi kumpasa getirdi ve bedava Cardiff City’nin yolunu tuttu.Abdulkadir Parmak da 200 bin Euro karşılığı Sivasspor’a satıldı. Doğucan Haspolat da 850 bin Euro’ya Westerlo’ya satıldı. Emirhan Zaman ve Hakan Yeşil 1461 Trabzon’a kiralandı. Dorukhan Toköz Adana Demirspor’a verildi. Yusuf Yazıcı, Naci Ünüvar, Jean Gbamin ve Lazer Markovic gibi kiralıklar geri gönderildi. Maxi Gomez Cadiz’e, Monthassar Lahtimi ise Waydad AC’ye kiralık gönderildi. Flovio Al Taavon’a satıldı. Murat Cem Akpınar Sakaryaspor’a gönderildi. Marek Hamsik futbolu bırakma kararı aldı. Devre arasında Abdulkadir Ömür Hull City’ye, Anastosios Bakasetas Panhatinaikos’a, Jensen Larsen ise Malmö’’ya satıldı. Yeni transferlerden Kourbelis ve Teklic ise Karagümrük’e kiralandı. Yani Doğan’ın iş başında bulunduğu dönemde takımla yollarını ayıran ya da kiralık gidenlerin sayısı tam 28’i bulmuş oldu.
BORÇLAR KATLANARAK BÜYÜDÜ
Trabzonspor’da en fazla konuşulan konuların başında hep ekonomi geliyor. Özellikle Atay Aktuğ başkanlığının ikinci döneminde başlayan borçlanma, Nuri Albayrak, Sadri Şener, İbrahim Hacıosmanoğlu, Muharrem Usta ile birlikte katlanarak büyümüş, Ahmet Ağaoğlu ile de tavan yapmış ve artık ödenemeyecek boyutlara ulaşmıştı. Kulüp banka kredileriyle ayakta dururken, her dönem tüm gayrimenkullerini ipotek vermekten başka bir çare düşünemiyordu. Bir de ne hikmetse hep sermaye artırıyordu. Zaten Ağaoğlu döneminde ödeme sorunu yaşandıkça Ertuğrul Doğan devreye giriyor ve birikmiş borçları ödüyor, kulüp FİFA’lık olmaktan kurtuluyordu. Doğan da başkanlığı döneminde kesinlikle borçları yavaş yavaş eriterek yönetenlere sıkıntı yaratmayacak duruma getirme sözü vermişti. Fakat seçimli kongrede 3 milyar lira civarında açıklanan Borç bir yıl içinde 5 milyar liraya dayanmıştı. Gönderilen birçok futbolcuya tazminat verilmesi, transfer edilen futbolcuların çok pahalı isimlerden seçilmesi, bunların bir işe yaramaması, sahada alınan başarısız sonuçların da ekonomiye yardımcı olacak durumda bulunmaması sıkıntının her geçen gün artmasına sebep oldu. Ertuğrul Doğan’ın, “Kasaya karşılıksız 130 milyon Euro koyduk” demesine karşın borcun 5 milyar lirayı aşmasına bir anlam verilemedi ve bunun sağlıklı bir şekilde izah edilmesi de söz konusu olmadı.

TEKNİK KADRODA FAHİŞ HATALAR
Trabzonspor’da öz kaynak modeline uygun teknik adam profiliyle birlikte düşük maliyetli isimler üzerinde durulması bekleniyordu. Abdullah Avcı’nın beklenmedik bir şekilde Ümraniyespor maçının kaybedilmesiyle istifa etmesi ama ne hikmetse çalışmadığı sürenin 8,5 milyon liralık tazminatının ödenmesiyle birlikte Doğan’ın aklı başında politikalar izlemesi bekleniyordu. Ancak anlaşılmaz bir şekilde Avcı ile birlikte başarısızlığın baş sorumlusu olan Orhan Ak’ı takımın başına getirdi. Ancak bu isim ancak iki maç dayandı ve Ankaragücü ile oynanan ve 3-1 kaybedilen Kupa maçından sonra bu isim de istifa kararı verdi. Takımın başına geçici olarak İhsan Derelioğlu getirildi. O dönem hem İzleme Komitesi başkanı, hem de altyapı sorumlusu olan İhsan Derelioğlu yıkıntılar arasındaki takıma Beşiktaş maçında kişilikli futbol oynattı ve 0-0 berabere kalırken bu takıma uzun bir aradan sonra puan kaybettirdi. Fakat hiç kimsenin beklemediği bir isim Nenad Bjelica takımın başına getirildi. Hem de iki yıllık maliyeti tam 5 milyon Euroı’yu bulacaktı. Bu isim utanmadan oğlunu bile ekibine aldı, ses bile çıkarılmadı. Bjelica 16 maç sonunda 8 galibiyet, 8 yenilgi ile tarihi bir utancı kulübe yaşatınca tam 1 milyon 600 bin Euro tazminatla kovuldu. Yerine bu kez bulunmaz Hint Kumaşı gibi yeniden Abdullah Avcı gibi altyapı düşmanı görüntüsü veren isim 20 aylık görev karşılığı tam 100 milyon liraya getirildi. Hem Avcı’nın, hem de Bjelica’nın Süper Ligin en pahalı teknik adamları olması, Ertuğrul Doğan’ın berbat çizgisini anlatmaya yetiyordu.

‘ALTYAPI’ DİYE DİYE ÖLÜME MAHKÛM ETTİLER
Başkan Ertuğrul Doğan’ın, göreve gelirken Fatih Tekke, Çağdaş Atan, İlhan Palut gibi yeni yeni yıldız oyuncu yaratan, altyapıya değer veren teknik adamlarla çalışmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Fakat Nenad Bjelica gibi genç oyuncuyu ancak 24-25 yaşında kazanabileceğini utanmadan ifade eden bir teknik adamla altyapıdan üretim söz konusu değildi. Bu isim gittikten sonra da yerine gelen yine bir altyapıya gözünü kapatmış, başarıyı sadece pahalı transferlerde gören Abdullah Avcı tekrar gelince artık uygulama herkese, “Pes” dedirtecek nitelik kazandı. Doğan bir yandan da Duble Pass isimli sözde bilimsel çalışma dehası Belçikalı bir şirketle anlaşarak altyapıyı bilimsel metotlarla geliştirme çabası gösterdi. Bu şirkete kasalar dolusu paralar aktarıldı. Ancak bırakın altyapıdan oyuncu çıkarmayı, kazanılmış isimler de Doğan ve teknik adamları yüzünden yok olup gittiler. Bir tek yeni futbolcuyu takıma kazandıramadılar. Hakan Yeşil, Emirhan Zaman gibi çıkış yapabilecek oyuncular kiralık gönderildi. Hazırlık döneminde çok iyi gözüken stoper Ali Şahin Yılmaz kaderine terk edildi. Abdulkadir Ömür, Abdulkadir Parmak satıldı. Serkan Asan kiralık verildi. Yeni yıldız adayı Poyraz Efe Yıldırım Abdullah Avcı elinde heba oldu. Takımda 13 futbolcu olmadığında bile forma bulamadı. Oysa Beşiktaş gibi bir kulüp bile birçok altyapı oyuncusunu vitrine çıkardı. Süper Ligde birçok kulüp alttan gelen gençleri kazandı ama Trabzonspor gibi tarihi öz kaynak modeliyle bilinen bir kulübü yönetenler kendi çocuklarına düşman muamelesi yapar gibi bir tavır sergilediler.

TÜM SORUMLULUK HAKEMLERİN
Trabzonspor tarihi boyunca hakemlerle büyük sorunlar yaşadı. Şampiyonluklara ambargo koyduğu yıllardan başlayarak birçok hakem, siyasetin korkusuyla ve TFF’nin yönlendirmesi sonucu İstanbul’un 3 büyük kulübünü şampiyon yapmak için çırpındı durdu. Ancak Bordo-Mavili takım o kadar güçlüydü ki, hakemleri de sahanın ortasına adeta gömüyor ve kupalara ambargo koyuyordu. Ancak takım zayıf düşünce hakemlerin yaptığı bir hata bile başarının önüne geçiyordu. Bordo-Mavili takım aynı hakemlerle, Ahmet Ağaoğlu döneminde Süper Ligin en çok puan toplayan takımıyken, Ertuğrul Doğan başkanlığı döneminde tüm başarısızlık faturalarını sadece hakemlere yükleme gayretine girişti. Hatta bu konuyu o kadar abarttı ki TFF’yi artık muhatap almayacaklarını söyleme yanlışına da düşmekten geri durmadılar. Oysa Türkiye’de tüm kulüpler kendi başarısızlıklarının faturasını hep hakemlere yükleyerek, taraftarlarına, “Cambaza bak” taktiği uyguluyordu. Başkan Doğan da hakemlere veryansın etmekten, takımla doğru dürüst ilgilenmedi. Seçtiği teknik adamların yetersizlikleri konusuna kafa yormadı. Hakemlerle uğraşırken sözde Mete Kalkavan’a düdüğü astırdılar ama bu isim VAR eğitim başkanlığına getirildi. Böylece Ertuğrul Doğan’ın bağırması çağırmasının hiçbir anlamı olmadığını TFF bizzat uygulamasıyla göstermiş oldu. Hakemlere saldırı yerine, Trabzonspor’un bu kentten çok kaliteli hakemler yetiştirebilme ve FİFA kokartlı çok sayıda Trabzon kökenli hakem üretme yoluna gitmesi gerektiğini bir türlü anlayamadı. Ya da TFF ve MHK’de çok güçlü olabilmenin yollarını bulması gerektiğine kafa yormadı bile… Olan da kulübe oldu.
SPONSOR BULMA KONUSUNDA İYİYDİ
Trabzonspor kulübü başkanı Ertuğrul Doğan’ın belki de en başarılı olduğu alan sponsor bulma konusuydu. Özellikle uzun süredir boş duran stat isim sponsorluğu konusundaki çalışmalarının sonunda, Papara Park ile 5 yıllık ve yıllık 10 milyon Euro’ya ulaşan bir anlaşma yapması büyük başarı olarak kabul edildi. Ancak bu sponsorluk anlaşmasının kulübün siyasete olan bağımlılığının sonucu elde edildiği ileri sürüldü. Başkan Doğan’ın cebinden borç para verip, kulübün ekonomik krizi yaşamasının, FİFA’lık olmasının ve belki de Avrupa’dan men edilmesi ya da transfer yasağının uygulanmasını önlemesi başarı sayılabilir. Bunun yanında sattığı localardan elde edilen gelir, bazı yöneticilerin ve arkadaşlarının geri ödemesiz kulübe verdiği paralar alkışı hak eder nitelikteydi. Kartal Projesini son aşamaya getirmesi, Kolej Projesi için çırpınması da artı hanesine yazılabilir fakat bunların borcu bitirme noktasında çok da işe yaramayacağı düşünülüyor. Kaynak bulma konusunda başarılı gözüken, sıcak para gerektiğinde Doğan’ın cebine elini atmakta hiçbir çekince göstermemesi önemli ancak asıl başarının bunlara gerek kalmadan, kulübün kendi gelirleriyle ayağa kalkıp, borcunu bitirmesi olarak görülüyor. Bunun için de harcama limitlerinin, gelirlerin tümüyle aşağısına çekilmesinin şart olduğu vurgulandı. Bunun yolunun da doğru bir transfer politikasıyla birlikte altyapıdan oyuncu kazanmak olduğuna dikkat çekildi.

ORTAK AKLA HİÇ AMA HİÇ ÖNEM VERMEDİ
Trabzonspor tarihinin en başarılı olduğu günlerde özellikle başkanları ve tüm yöneticileri Trabzon’da ikamet ediyordu. Başkan ve yöneticiler bu kentin sokaklarında geziyorlardı, iş yerleri bir caddesindeydi, Trabzon’un lokantalarında yemek yiyorlar, restoranlarında akşam arkadaş sohbetlerini yapıyor, kulüp binasından çıkmıyorlardı. Kulübün gelir açısından meteliğe kurşun atarken, halktan kuruş kuruş toplayarak kulübü ayakta tutuyorlardı. Bu kulübü yönetenler halkın arasında olduğu için herkesin düşüncesini de öğreniyor, kendilerine yapılan eleştirilerden mutlaka ders çıkarıyordu. Bunun da sonucu ortak akıl oluşuyor ve Bordo-Mavili kulüp Türkiye’nin yüz akı oluyordu. Ertuğrul Doğan kulübü yönetirken, ortak akla önem vereceklerini söylemişti fakat camianın önde gelen fikir insanlarını bir kez toplayıp, “Yönetim biçimimizle ilgili ne düşünüyorsunuz? Ne yapmamız gerekir? Transferi yönetirken hata yapıyor muyuz? Hatamızı nasıl azaltabiliriz?” benzeri tek bir sorunun yanıtını bile almadı. Belki de kendisinden parasal yardım alan bir takım sözde akil insanlarla hareket ederken, transferden tutun da diğer tüm politikalarında da yakın çevresi, hatta aile bireylerinin sözlerine göre hareket etmekten, bir de Abdullah Avcı gibi hiçbir şekilde bir Trabzonspor derdi olmayan asla lider olamayan ve olması mümkün olmayan kişilerin fikirlerine göre hareket etti. Kendisine yapılan uyarıları da hiç dikkate almayarak, Trabzonspor’u yönetmeyi dar bir hizip grubuyla gerçekleştirdi. Oysa Özkan Sümer, “Trabzonspor’un tüm parçaları birlikte hareket etmeli… Bu kulübün bir parçası bile ayrı kalırsa başarısız olması kaçınılmazdır” diyordu. Doğan ise bu sözü bir kez bile hatırlama gereği duymadı. Sonuçta her açıdan başarısız bir yönetim tarzı sergiledi.
İŞTE ERTUĞRUL DOĞAN DÖNEMİ SONUÇLARI:
TRENDYOL SÜPER LİG:
2022-23 SEZONU: Ümraniyespor: 1-2, Adana Demirspor: 4-1, Gaziantep FK 3-0 (hükmen), Kayserispor: 3-4, Kasımpaşa: 0-2,Beşiktaş: 0-0, Sivasspor: 1-4, Konyaspor: 1-2, Ankaragücü: 2-0, Fenerbahçe: 1-3, Karagümrük: 4-1, Giresunspor: 4-2, Alanyaspor: 5-1, Başakşehir: 1-3.
2023-24 SEZONU: Antalyaspor: 1-0, Galatasaray: 0-2, Çaykur Rizespor: 2-3, Kasımpaşa: 5-1, Beşiktaş: 3-0, Hatayspor: 2-3, Pendikspor: 2-1, Adana Demirspor: 0-1, Alanyaspor: 1-0, Karagümrük. 0-0, Fenerbahçe: 3-2, Konyaspor: 2-1, Sivasspor: 3-3, Kayserispor: 0-1, Gaziantep FK: 3-1, Samsunspor: 2-1, İstanbulspor: 2-1 (3-0 hükmen), Ankaragücü: Başakşehir. 1-1, Antalyaspor: 1-1, Galatasaray: 1-5, Çaykur Rizespor: 0-1, Kasımpaşa: 2-3, Beşiktaş: 0-2, Hatayspor: 2-0, Pendikspor: 2-0, Adana Demirspor: 1-0, Alanyaspor: 1-3.
ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI:
2022-23 SEZONU: Ankaragücü (Çeyrek Final) 1-3.
2023-24: Dördüncü tur: Çorumspor FK: 3-1,Beşinci Tur: Manisaspor FK: 3-1, Son 16 turu: Gençlerbirliği 2-1 (Uzatmada), Çeyrek final: Başakşehir: 1-0
Yorumlar
Kalan Karakter: