MEHMET BÜYÜKEKŞİ TAM BİR EYYAMCI
Türkiye Futbol Federasyonu başkanları da, yönetimleri de genellikle hayatlarını futbol dışında faaliyetlerde geçiren kişilerden oluşuyor. Yıllardır yapılan bu yanlış uygulamalar sonunda, Türk futbolu her geçen gün marka değerini kaybederken, sürekli hakem hataları, TFF yönetimlerinin ayaklarının üzerinde duramaması, Kulüpler Birliği Vakfı’nın adeta emir eri gibi çalışmaları nedeniyle de sürekli eleştiri oklarını üzerine çekmesine de neden oluyordu. Bu durum mevcut Başkan Mehmet Büyükekşi ile birlikte de doruğa çıktı. Göreve seçildiği günden beri bir tane radikal karar alamayan, yabancı futbolcu kontenjanı konusunda daha önce sayının azaltılması yönünde alınan karardan geri adım atan, transfer limitleri konusundaki tutarsız yaklaşımlar sergileyen, ilk kez hayata geçirilen Rezerv ligi bir hafta geçmeden kulüplerin itirazlarıyla birlikte yok sayan Büyükekşi, bu sezona da kararları ve yanlışlarıyla damga vurdu.
TÜRK FUTBOLU KAOSA DOĞRU GİDİYOR
Kulüp başkan ve yöneticilerinin sürekli hakem eleştirilerine karşı para ya da men cezası duşunda hiçbir yaptırım uygulayamayan Büyükekşi, Süper Kupa’nın tüm itirazlara ve büyük tepkilere rağmen Suudi Arabistan’da oynanması kararından vazgeçmeyerek gerilimi tırmandırmaktan da geri durmadı. Bu da kendisinin ideolojik saplantısının esiri olduğunu göstermeye yetti. Mehmet Büyükekşi tüm güvenirliliğini yitirmişken, Ankaragücü-Çaykur Rizespor maçında başlayan olaylar zinciri artık koltukta oturmaması gerektiğine dair isteklerin de tüm toplum tarafından kabul görmesine neden oldu. Ankaragücü başkanı Faruk Koca’nın saha ortasında hakem Halil Umut Meler’i yumruklamasıyla başlayan olaylar zinciri, İstanbulspor Başkanı Ecmel Faik Sarialioğlu’nun Trabzonspor maçının 73’ncü dakikasında bir hakem hatasını bahane ederek takımını sahadan çekmesi, Bursa’da Diyarbakırspor maçında çıkan olaylar artık bardağı taşırmaya yetti.
BÜYÜKEKŞİ VE İBANOĞLU BECEREMEDİ
Türkiye’de futbolun kaosa doğru hızla sürüklendiği gerçeğini gören herkes, kriz süreçlerini yönetmeyi beceremeyen TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ile birlikte ne yaptığı belli olmayan, kendi hakemlerine bile sahip çıkamayan ve köşesinde kış uykusuna yatan MHK başkanı Ahmet İbanoğlu gibi isimlerin görevlerinden istifa etmeleri ve yeni bir seçim süreciyle birlikte futbolun rahat bir nefes alma sürecine girmesi gerektiğinin altı çizildi. Bunun futbolun tüm paydaşlarının rahat bir nefes almasına sebep olacağı ve yeniden bir güven ortamının sağlanma sürecine girmenin de ön koşulu olacağına işaret edildi. Bu noktada hiç kimsenin sorumluluktan kaçınmaması gerektiğine vurgu yapıldı. Türk futbolunun Avrupa ölçeğinde az da olsa ivme kazandığı bir noktada marka değerine zarar verilmemesi gerektiği de dile getirildi. Son yaşanan olaylardan sonra, Türkiye’de futbolun şiddet yönünün çok ön plana çıktığına dikkat çekilirken şu görüşler ortaya atıldı:
FUTBOLUN MARKA DEĞERİ YERLERDE
“Bu federasyon ve MHK kaldığı süre içinde güven ortamı bittiği için çok daha önemli ve altından kalkılması olanaksız olaylar baş gösterebilir. Olması gereken TFF başkan ve yönetimiyle birlikte MHK’nin istifa etmesi, herkesin bir rahat nefes alması, sonra da güvenilir isimlerle birlikte yeniden kurulların oluşturulması gerekir. Bu olmazsa yarın olaylar çok daha büyürse ve futbolun marka değeri iyice yerlerde sürünürse bunun sorumluları mevcut TFF ve MHK başkanları olur. Amaçları eğer Türk futboluna hizmetse yapacakları en doğru hareket istifadır. Koltuk bu kadar sıcak gelmemeli… Bunca yanlışa, eksiğe ve kaotik duruma rağmen niçin özeleştiri yapıp da, istifa etmediler şaşılacak şey… Yoksa istedikleri Türk futbolunun imajının yerlerde sürünmesi, yeni ihale sürecinde yayıncı kuruluş adaylarının ekmeğine yağ sürmek mi? Belli ki ne Mehmet Büyükekşi, ne Ahmet İbanoğlu, koltuklarının hakkını verebilecek isimler. Futbolu rahatlatmak için o koltukları terk etmeliler.”
Yorumlar
Kalan Karakter: