SEZON BAŞLARKEN NE HAYALLER VARDI
Trabzonspor, Ahmet Ağaoğlu’nun 5 yıllık yönetimi döneminde son yılların en başarılı saha içi performansına ulaşmıştı. Bu dönemde önce Ziraat Türkiye Kupası’nı müzesine götüren Bordo-Mavili ekip, ardından 2 kez Süper kupayı kazanırken, tam 38 yıl aradan sonra da resmi olarak şampiyonluğa ulaşmıştı. Ayrıca bu 5 yıl içinde Süper Ligde en fazla puan toplayan takım olmuştu. Trabzonspor şampiyon olurken, “O sene bu sene, bundan sonra her sene” şeklinde tezahüratlar da tribünleri inletiyordu. Ancak balayı çok erken bitti. Ağaoğlu ve Ertuğrul Doğan önderliğindeki yönetim, Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın her sözünü kanun kabul ederek sürekli transferler yaparak adım adım kasayı boşalttığı gibi borçların da zirveye çıkmasına ve artık çevrilemez noktaya yükselmesine sebep oldu.
SON UMUT KUPAYSI O DA ERKEN TÜKENDİ
Bordo-Mavili yönetimin Bankalar Birliği ile yaptığı anlaşmadan sonra alınan 75 milyon Euro’luk kredinin yanında iktidarın üst kademelerince sağlanan büyük gelir kaynakları, sponsor gelirlerinin tavan yapması, stat tribünlerinin zirveye çıkması, satılan futbolculardan gelen inanılmaz rakamlara rağmen kulübün hoyratça yönetilmesinin sonunda ödeme krizleri kendini göstermeye başlarken, Abdullah Avcı yönetimindeki Trabzonspor sahada da adım adım erime noktasına gelmişti. Takım şampiyonluk yarışından erken koptu, Şampiyonlar Ligi hayali başlamadan bitti, lig ikinciliği, üçüncülüğü hayalleri suya düştü, Avrupa defteri erken kapandı. Tek umut kupaydı ama ona da daha çeyrek finalde veda edildi ve bir sezon büyük borçlarla yapılan transferlere rağmen adeta heba edildi.
AĞAOĞLU KAÇTI, AVCI PARAYI ALDI GİTTİ
Tüm bunlar yaşanırken, önce Ahmet Ağaoğlu yönetimi Olağanüstü Genel Kurul kararı aldı. Bunun şoku yaşanırken, Ağaoğlu kaçarcasına başkanlık görevinden istifa etti ve kulübe verdiği zararların üstüne bir su içti. Kimse de hesap sormadı. Olağanüstü Genel kurulda Asbaşkan Ertuğrul Doğan başkan seçildi. Ligde ilk 3 umudu ve Ziraat Türkiye Kupasını kazanma hayali kuruldu. Bu arada takım tam 38 maç sonra Ümraniyespor’a kendi sahasında yenildi. Bunun üzerine Abdullah Avcı, sezon sonuna kadar olan 8,5 milyon lira alacaklarını tahsil edip, arkasında bir enkaz bırakarak ayrıldı. O da İstanbul’da keyifle yeni gelecek tekliflerle hangi kulübü iflas ettireceğinin planlarını yaparken, ailesiyle de mutlu mesut yaşamanın keyfini çıkarmaya, cebindeki paraları da sayarak günün gün etmeye başladı.
HER AÇIDAN BÜYÜK EROZYON YAŞANDI
Kısa sürede önce Ahmet Ağaoğlu’nun gitmesi, ardından Abdullah Avcı’nın da ayrılmasıyla her şeyin daha güzel gelişeceği düşüncesi egemen oldu. Olağanüstü Genel Kurul’da kulübü zarara uğratan isimlerin başında yer alan Ertuğrul Doğan tek liste ve adeta dikensiz gül bahçesinde başkan seçildi ve koltuğuna oturdu. Futbolculara Ocak ayı başına kadar olan alacaklarını ödedi artık sonuçların da geleceğini düşündü. Orhan Ak’ı da ABD’yi yeniden keşfeder gibi takımın başında tuttu. Ancak önce Kayserispor karşısındaki 4-3’lük yenilgi, ardından Ankaragücü karşısında oynanan rezil futbolun ardından 3-1 mağlup olmanın ve kupaya veda etmenin şoku yaşandı. Bunların şokunun etkisi sürerken takımın başında 3 maç kalabilen Orhan Ak da istifa ettiğini açıkladı. Bu açıklamanın ardından yönetimin yeni yol haritası da merak edilmeye başlandı.
SÜRECİ SAĞLIKLI YÖNETEMEZLER ENDİŞESİ
Böylece Trabzonspor son 2 ay içinde tarihinin hiçbir döneminde yaşamadığı erozyonlarla boğuştu. Şimdi geleceğe büyük bir güvensizlik içinde bakan bir camia söz konusu haline geldi. Ertuğrul Doğan’ın tecrübeli bir isim olmaması, yönetim içinde futbolun içinden gelmiş, geniş tahlil yeteneği bulunan isim olmaması, tüm isimlerin farklı alanlarda iş yaparak kulüp yöneticiliğine soyunmuş olmaları, bu işin derinliğine analizini yapma yeteneklerinden yoksunlukları da endişeyi bir kat daha artırdı. Tüm bunların yanında transfer mevsimlerinde büyük paralar ödenerek transfer edilen ve artık pahalı oyuncaklar haline gelen futbolcuların da sahada “Dünya yansa, bir bağ otumuz yanmaz” havasını estirmesi Bordo-Mavili kulübün geleceği açısından büyük bir endişeye neden oldu ve bu kriz sürecinden sağlıklı çıkamayacakları endişesini de pekiştirdi.
Yorumlar
Kalan Karakter: