TARİH BÖYLLE BİR REZİL SEZONU HİÇ YAZMADI
Türkiye’de futbol uzun yıllardır siyasetin dizayn etmesi, TFF’nin, MHK’nin, hakemlerin çanak tutması, kulüp yöneticilerinin, teknik adamların ve futbolcuların başarısızlıklarını örtme amacıyla kışkırtmaları ve cehalet abidesi kulüpleri geçim kaynağı haline getiren sözde taraftarlar gruplarının galeyana gelmesiyle birlikte izlenmesi işkence haline gelen bir noktaya taşıdı. Türk futbolu kendi marka değerini yaratma, bir ekol oluşturma, sağlıklı yapılanma peşinde koşacak yerde, uygulamalarıyla birlikte dünyada ileri ülkelerin kesinlikle kötü örnek gösterdiği bir uğraş haline geldi. Geçmiş yıllarda da birçok çirkin olay, kaos, kriz yaşandı ancak devam eden sezonda öyle olaylar yaşandı ki, geçmişin tüm kötü izlerini sildi süpürdü, yerine devasa bir kabus döneminden geçiş sürecine tüm futbolseverlerin tanık olmasına sebep oldu.
YÖNETİCİLER ADETA KIŞKIRTICI ROLÜ ÜSTLENDİ
Trendyol Süper Liginde daha ilk haftalardan itibaren Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş yönetimleri birbirlerini, hakemleri, TFF’yi ağır dillerle eleştirip, tepki gösterip taraftarlarını kışkırtmaktan geri durmadı. Adeta camialar birbirine düşman hale getirildi. Birçok maçta yabancı maddeler sahayı doldurdu. Ancak asıl büyük skandal ilk yarıda oynanan Ankaragücü-Çaykur Rizespor maçından sonra patladı. Bu maç 1-1 sona ererken ev sahibi takımın başkanı sahaya girdi ve hakem Halil Umut Meler’i tekme yumruk dövmeye başladı. Yere düşen Meler’e yerde tekmeler atıldı, linç girişiminde bulunuldu. Bir anda tüm Türkiye ayağa kalktı. Herkes tepki gösterdi. Ankaragücü başkanının artık hapishanede çürüyeceği düşünüldü ama kısa sürede özgürlüğüne kavuştu ve sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ederken, futbolla ilgili konuşma cüretinden de vazgeçmedi.
OLAYLARI ÇIKARANLARIN YANINA KAR KALDI
Tam bu olayın izleri silinmeye çalışılırken bu kez İstanbulspor-Trabzonspor maçında ev sahibi kulübün başkanı sahaya girdi. Karşılaşmanın ikinci yarısının ortalarıydı. Takımını sahadan çekmek istedi. Futbolcular yalvar yakar oldular ama dinletemediler. Sonuç olarak İstanbulspor hiç görülmemiş bir şekilde sahadan çekilirken hükmen mağlup ilan edildi, 3 puanı silindi. Bu kulübün başkanına da öyle gözle görülür bir ceza uygulaması yapılmadı. TFF, taraftarların çıkardığı olayları, başkanların ya da yöneticilerin yaptıklarını sadece parayla cezalandırırken, sanki kasasını doldurma aracı gördü. Yaşanan olaylardan hiçbir ders çıkarılmadı. Sağlıklı önlemlerin nasıl alınması gerektiği, futbolda ileri ülkelerin neleri nasıl yaparak, statları dostluk, kardeşlik ve gerçek bir mücadele merkezine nasıl çevirdiklerine dair en küçük bir çaba göstermedi ve olaylara sebebiyet verenlerin bunlar yanlarına kar kaldı.
SON HALKA DA TRABZON’DA TAKILMIŞ OLDU
Ardından Fenerbahçe-Galatasaray Süper Kupa maçının Suudi Arabistan’da oynanma kararı verildi. Ancak Suudi yetkililerinin özellikle Atatürk ile dayatmalarına karşı tepki gösteren iki kulüp de maçı oynamadan geri döndü. TFF başkanı Mehmet Büyükekşi kılını bile kıpırdatmadı. Sanki hiçbir şey olmamış gibi sinsi bir suskunluğa bürünüp, görevden ayrılma erdeminde bulunmadı. Tüm bunlar yaşanmışken, kulüp yönetenleri, futbolcular, teknik adamlar kışkırtıcılık görevlerini kusursuz yerine getirdiler. Son olarak da Trabzonspor-Fenerbahçe maçının daha başından son dakikasına kadar saha yabancı madde ve meşalelerle oynanmaz hale getirildi. Maç sonunda da Fenerbahçe futbolcuları sevinci abartınca taraftarlar sahaya indi ve kavga patlak verdi. Büyük şans eseri ağır yaralanan olmadı. Ne yazık ki Türkiye’de başta siyasetin futbolu kullanma sevdası, TFF’nin güdümlü hareket etmesi, kulüpleri yönetenlerin rezalet tutumları ve taraftarların da cehaleti Süper Ligi tam bir kaos ortamına sürükledi.
Yorumlar
Kalan Karakter: