Doğru bir analiz yaparsak eğer Süper Ligin iki hayal kırıklığı yaratan ama ülkenin en büyükleri arasında zirveye isimlerini yazdıran Trabzonspor ile Beşiktaş’in taraftarını yaşadığı olumsuz havayı bir ölçüde dağıtmak için bu kupaya çok ihtiyacı vardı. İki takım da sezonu erken açmak istemiyordu.
Bunun yolu da kupayı müzesine götürüp, Avrupa heyecanına Play-Off’tan katılmaktı. Trabzonspor’da Abdullah Avcı, 38 yıl aradan sonra kazanılan şampiyonluğun yanında, iki kez de Süper Kupa kazanmış teknik adam olarak tarihe geçerken, eksik parçayı da kariyerine eklemek istiyordu. Bu eksik parça da Türkiye Kupası’ndan başkası değildi. Bu zorlu final öncesinde bizim beklentimiz ise bu sezon bizi futboldan soğutan olayları unutturacak, sahada mücadelenin kora kor ama fair-play’ın da dorukta seyredeceği bir karşılaşmaydı. Kuşkusuz gönlümüz de, beynimiz de Bordo-Maviliydi. Atatürk Olimpiyat Stadı’nı dolduran 70 bin futbolsevere, güzel futbol izlettirilmesi de sezonun finali öncesi bir başka beklentimizdi.
Bu kritik ve zorlu karşılaşma öncesinde Abdullah Avcı her hangi bir sürprize imza atmadı. Sakatlıktan yeni çıkan Nicolas Pepe ve Mahmoud Trezeguet’i kulübede oturtup, hamle oyuncusu olarak kullanmayı isterken, Başakşehir 11’ini de aynen sahaya sürdü. Maç başlamadan önce, ligde son haftalarda daha dengeli futbol oynayan ve üst üste galibiyetlerle birlikte moral motivasyonu daha üst seviyede gözüken Trabzonspor kuşkusuz rakibinin bir tık önündeydi. Karadeniz Fırtınasının bir başka artısı da Atatürk Olimpiyat Stadı’nda Kupa ve Süper Kupa’daki 5 finali de kazanmış olmasının yarattığı özgüvendi. Ama birçok teknik adam değişikliğiyle ve kadro istikrarsızlığı ile kayıp bir sezon yaşayan Beşiktaş’ın da bireysel yıldızlarının çokluğu Bordo-Mavililer açısından asla göz ardı edilmemesi gereken bir durumdu.
TAKIMIN BU KADAR ÇEKİLMESİ KABUL EDİLEBİLİR DEĞİLDİ!
Maçın ilk anlarında iki takımın da mutlak kazanmak amacıyla ama aynı ölçüde de dengeli ve disiplinli bir takım savunması anlayışıyla sahaya yayıldığı görüldü. Trabzonspor daha çok sağdan Meunier ve Edin Visca’yı kullanırken, daha sonra sol kanadını da devreye soktu. Beşiktaş ise orta sahadan hızlı ve çabuk adamlarıyla orta alandan savunmayı delme girişimi dikkat çekiciydi. Özellikle Gedson Fernandez ve Muchi’yi bu anlamda kullanmaya çalıştı fakat Bordo-Mavili takımda formunun zirvesindeki Onuachu vardı. Henüz 14’ncü dakikada o fiziğine rağmen orta alanda rakibinden enfes sıyrılıp, ceza alanına kadar girip, burada da Colley’i driplingle saf dışı bırakması, bu kadar efora rağmen, Mert ile karşı karşıya yaptığı akıl dolu plaseyle attığı gol gerçekten harikaydı ve ayakta alkışlanacak cinstendi.
Golden sonra Trabzonspor topun arkasına geçip, ikinci bölgede rakibini karşılayıp, kazanacağı toplarla gol arayıp, kalesini korumayı tercih ederken, Beşiktaş biraz daha önce çıkıp, bir an önce skora denge getirme çabasındaydı. İlk yarının ortasından sonra Beşiktaş baskıyı artırırken, Trabzonspor’un skoru bu kadar koruma refleksine girmesi hiç de iyiye işaret değildi ama Siyah-Beyazlılara “dur’ diyen isim Uğurcan’dı. Bu bölümde Beşiktaş oyunu kenarlara taşıdı ve bu noktada Meunier-Edin Visca ve Eren Elmalı-Fountas ikilisini de zaman zaman çaresiz bıraktılar. Visca, Fountas, Umut Güneş gibi isimler neredeyse oyunda hiç yoktu. Aslında ilk yarının özeti futbol kalitesi ve pozisyon zenginliği açısından Beşiktaş’ın çok üstün oynamasıydı. İlk yarının uzatma dakikalarında Enis Bardhi’nin yaptırdığı penaltı kabul edilebilir bir müdahale değildi. Uğurcan, penaltıda köşeyi tahmin etti, uzandı, topa da dokundu ama beraberlik golünü engelleyemedi. İlk yarıyı değerlendirdiğimizde Trabzonspor Onuachu’nun attığı golün dışında rakip kalede tek pozisyon bile üretemedi. Bordo-Mavililer bu yarıyı berabere bitirdiyse bunda kuşkusuz en önemli etken sezonun zirve performansını sergileyen Uğurcan Çakır ve harika bir gol atan Onuachu’ydu.
KAZANMAK ŞANSA KALMIŞTI VE O DA GÜLMEDİ
İkinci yarı başlarken, ilk yarıda bu kadar baskı yiyen ve orta sahasıyla, kanatları çalışmayan Trabzonspor’da Abdullah Avcı’nın her hangi bir değişikliğe gitmemesi ilginçti. Demek ki ilk yarıdaki futbol mantalitesinden memnundu!.. Bu yarıya iki takım da biraz daha temkinli başlamayı tercih etti fakat Beşiktaş ilk yarıdaki gibi topla daha çok oynayan takım olarak görülüyordu. 54’ncü Gedson Fernandez’in iki kişiden sıyrılmasından sonra Muleka’nın ortasında Salih kafayı vururken, iki stoperin nerede olduğu merak konusuydu. Abdullah Avcı ancak bu dakikadan sonra uyandı ve Fountas-Trezeguet değişikliğini yaptı ama geç kalmıştı. Keşke devre arasında bu değişikliği yaparak en azından rakibine bir gözdağı vermiş olurdu. Beşiktaş’ın özel yetenekleri Fernandes, Muchi, Muleka gibi isimler üst seviyede oynarken, Bordo-Mavililerde Visca, Bardhi ve sonradan oyuna dahil olan Trezeguet’in etkisizliği hem futbolu, hem de oyunu Siyah-Beyazlılar lehine gelişmesine sebep oldu.
Karşılaşmanın 62’nci dakikasında önce Visca’nın kafa vuruşunun direkten dönmesi ve Onuachu’nun ayak koyduğu topu Mert’in önlemesi ve hemen ardından Ghazzel’in vuruşunun Trabzonspor kalesinin üst direğinden dönmesi bu yarıda adrenalin yükselmesine sebep oldu. Avcı ikinci hamlesini Berat’ın yerine Pepe’yi oyuna alarak yaptı ama orta sahayı boşaltıp, fizik gücü zayıf bir oyuncuyu oyuna almasının tehlikelere neden olabileceği endişesi de tavan yapıyordu. 70’nci dakikada Edin Visca’nın vuruşunun direğe çarpması şansızlıktı. Bordo-Mavili ekip geriye düştükten sonra oyunda dengeyi kurup, öne daha çok gitti ama Meunier ve Eren’in hücumda etkisizliği oyun zenginliğini engelleyen etkendi. Karşılaşmanın en ilginç eşleşmesi Onuachu-Necip eşleşmesiydi. Beşiktaş kaptanı 20 santimin üzerinde kısa olduğu Nijeryalı oyuncuya hava topu üstünlüğü kurması şaşırtıcıydı.
Bu arada Umut Güneş’in çıkarılması, Umut Bozok’un oyuna alınması, orta sahanın tümüyle boşaltılması anlamına geliyordu. Yani Avcı sonuç almak için tüm riskleri aldı. Oysa skor elde etmenin yolu çok sayıda santrafor oynatmak değil, doğru bir oyun kurgusuyla, doğru isimleri birlikte sahada tutmaktı. Avcı aldığı riskin kuşkusuz farkındaydı. Oyunun son bölümünde Beşiktaş skoru korumak isterken, orta sahası boşalmış Trabzonspor kalesine kontralarla gitmeye çalışırken, Bordo-Mavililer ise kanat organizasyonlarıyla skoru eşitlemeye çalıştı. Maçta artık son bölümler oynanırken Pepe’nin yakın mesafeden golü Bordo-Mavilileri kupa için umutlandırmaya yetti. Ama uzatmalarda Pepe’nin çok rahat pozisyonda topu uzaklaştıramamasının faturası Musafi’nin golü olarak filelere giderek ödendi. Böylece Trabzonspor’un finali uzatmaya götürme hayalleri son buldu.
Yorumlar
Kalan Karakter: