İlkhaber Gazetesi’nde olduğum yıllar. Dönemin Of Kaymakamı Tuncay Sonel ziyaretimize geldi. Patronum Salih Çamoğlu (mekanı cennet olsun) ile Sonel’i ağırladık. Sonel sohbetimiz sırasında halkla nasıl yakın ilişkiler kurduğunu anlatıp valiliği hak ettiğini ifade etmeye çalıştı. Ziyaret sonrasında Çamoğlu’na Sonel’in şovmen olduğunu ve vali olamayacağını söyledim. Çünkü Türk devlet geleneklerinde böyle birini vali yapmak yoktu. Rahmetli bana hak verdi. Ayrıca çok hoşlandığı rijit tespitlerimle ilgili bazı şeylerde söyledi.
Tuncay Sonel, Of Kaymakamı olduğu sırada Trabzon basını ile yakın ilişkiler kurdu. Oflu işadamları ve ileri gelenleri ile de oldukça yakınlaştı. Kaymakam demek devlet demektir. Sonel’in tavırlarını devlet adamlığına yakıştıramıyordum. Trabzon’daki basın mensupları Sonel ile oldukça yakınlaşırken ben bir kez bile makamına gitmedim. Çünkü devlet adamının kendine oynamasını, kendini pazarlamasını doğru bulmuyordum. Sonel Of’ta tam 6 yıl kaymakamlık yaptı. Bir kaymakam için bu oldukça uzun bir süreydi. Of’tan ayrılmak istemiyordu çünkü bağlantı kurduğu üst düzey isimler vardı. 6 yılın sonunda Konya’nın Seydilehir ilçesine atandı. Yerine atanan Of kaymakamı ile sosyal medya üzerinden polemiğe girdi. Sonrasında Balıkesir Bandırma’ya, daha sonrasında da İstanbul Kadıköy’e kaymakam oldu. Çok istediği valilik görevine ise 2017 yılında kavuştu. Tunceli Valiliği görevine getirildi.
Tuncay Sonel Tunceli Valisi olduğu sırada Gülistan Doku isimli bir genç kız kayboldu. Sonel yaptığı açıklamalarda olayın intihar olduğundan dem vurup durdu. Hürmetli Valimiz baraj gölündeki aramalara bizatihi katıldı. Görüntüler verdi. Gülistan Doku bulunamadı. Sonel daha sonra Ordu Valiliğine terfi etti. Hem Tunceli hem de Ordu valiliği sırasında Trabzon basını ile yakın ilişkilerini sürdürdü. Trabzon basının gücünü ve etkisini iyi biliyordu. Asla bir temasım olmadı. Teması olanlar suç işlemedi elbette. Devletin valisi ile temasta olmak suç değil, ayıp değil. Ancak Tuncay Sonel benim kafamdaki devlet adamlığı çizgisinden çok uzaktı. Tavırları yapmacıktı.
Günümüzde Gülistan Doku olayı çözüldü. Hürmetli Valimizin çok şanlı oğlu, kızı kirletip öldürmüş. Mezar yeri bile defalarca değiliştirilmiş. Delilleri de bizatihi hürmetli Valimiz yok etmiş. Hastane kayıtlarını sildirmiş. Devletin valisi olarak Doku ailesinde Gülistan’ın sim kartını almış, (güya olayı çözmek için). Siber suçlardaki polise rüşvet verip bilgileri sildirmiş. Daha neler neler? Devletin koruyup kollaması gereken bir genç kıza tecavüz edilip öldürülmüş, bu pisliği yapan devletin valisinin oğlu, oğlu ile kızı gönen devletin koruma polisi, delilleri karartan valinin kendi, hastane işin içinde, emniyet işin içinde, adliye işin içinde. Özetle, Tunceli’de ‘devlet’ adeta Gülistan’ın hayatına çökmüş.
Bir insan nasıl bu kadar rol yapabilir? Aklım almıyor. Bir yandan olay ortaya çıkmasın diye delilleri karartırken diğer yandan olayı çözmeye çalışan vali pozları vermeyi nasıl becerebildi? Anlamak mümkün değil. Bay Sonel nasıl bir ruh haline, duygu dünyasına sahip?
Yaşananlar her açıdan çok ağır. Devlet açısından ağır, millet açısından ağır, Doku ailesi için ağır…Türkiye’deki valilik profili buysa, bu millet kime emanettir? Bu milletin namusu, şerefi, hukuku, haysiyeti kime teslimdir? Tuncay Sonel gibi bir şovmeni valilik makamına taşıyanlar, bunun için aracılık edenler bu utancın baş sorumlusudur. Zira Tuncay Sonel bu ülkede vali olabilecek kapasitede bir bürokrat değildi. 6 yıl sonra olayı ortaya çıkaran Tunceli Başsavcısı Ebru Cansu’yu tebrik ediyorum. Onu yetiştiren anne ve babanın ellerinden öpüyorum. Bu memlekete Sonel gibi şovmenler değil, Ebru Cansu gibi kahramanlar lazım. İşte o zaman analar ağlamaz…
Yorumlar
Kalan Karakter: