Trabzonspor’un bu sezon sahada ortaya koyduğu oyun, ne taraftarı, ne hocayı, ne de camiayı tam anlamıyla tatmin etti. Bölüm bölüm güzel futbol görsek de bu performans sezonun geneline yayılamadı. Zaman zaman umut veren anlar yaşasak da, takım hâlâ istikrarı yakalayabilmiş değil. Puan tablosuna baktığımızda, Trabzonspor hâlâ yarışın içinde bir takım olarak gözüküyor. Ancak kadro derinliği yetersizliği ve sakat oyuncuların fazlalığı, takımın oyun bütünlüğünü bozuyor. Kocaelispor maçında da oyun hâlâ tam anlamıyla tatmin edici değildi. Ancak Ernest Muçi’nin bireysel performansı, galibiyeti getirdi ve takımın yarışta kalma umutlarını canlı tuttu. Trabzonspor’un hedefi sadece puan toplamak değil, aynı zamanda oyununu da geliştirmek olmalı. Sonuç olarak, puan tablosu evet, Trabzonspor hâlâ yarışta, hâlâ umut var. Ama oyun hâlâ hayır… Eğer bu takım sezon boyunca hem skor hem de oyun anlamında bütünleşirse, o zaman Trabzonspor taraftarı sadece puanları değil, sahadaki futbolu da izlemekten keyif alacak.
Ernest Muçi bu sezon Trabzonspor’a önemli puanlar kazandırdı. Gol ve asist katkısı yüksek, skor anlamında fark yaratıyor. Ancak soralım: 8,5 milyon euro verilip bonservisi alınmalı mı? Benim yanıtım net: Şu an için bu bedeli hak eden bir oyuncu değil. Futbol sadece gol atmak veya asist yapmakla ölçülmüyor. Bir oyuncunun gerçek değeri, takım oyununa olan katkısı ile ortaya çıkıyor. Muçi ön tarafta kaldığı için sürekli gole yakın konumda, bu avantajıyla skor üretiyor. Ancak sahada arkada oynayan ikiliye katkısı sınırlı. Topu geriden taşımıyor, presi organize etmiyor, oyun kurulumuna destek vermiyor. Bu da takımın bütünlüğünü etkiliyor. Eğer Muçi eksiklerini giderir, defansla orta saha arasındaki bağlantıyı güçlendirir ve takımın hücum dışındaki oyununa katılımını artırırsa, o zaman alınabilir. Gerçek şu ki, bir oyuncu sadece gol ve asist üreterek değil, sahadaki tüm oyuna etkisiyle değer kazanır. Şu an Muçi yetenekli ve skor katkısı yüksek, ama takım oyununa entegre olmadığı sürece, benim açımdan bu bonservis doğru bir yatırım değil. Futbol, bireysel başarı kadar takım bütünlüğü ve saha içi katkıyla da ölçülüyor. Muçi bu anlamda gelişirse, Trabzonspor için değerli bir silah olur. Aksi takdirde, sadece gol atan bir oyuncu olarak kalır ve uzun vadede takımın oyun kalitesini yeterince yukarı taşıyamaz.
Şu ana kadar yapılan iki takviyeyi göz önüne alırsak, Trabzonspor’un kaç transfere daha ihtiyaç duyduğunu sormak gerekiyor. Sezon başından beri yazılarımızda belirttiğimiz gibi, takımın dört bölgede takviye ihtiyacı vardı: stoper, sol bek, orta saha ve sol kanat. Şu ana kadar iki oyuncu alındı. Nwaiwu iki maçta bana göre sönük kaldı, ancak iki maçla kesin bir yargıya varmak doğru değil. Sol beke baktığımızda, Parma’da fazla süre alamamış ve skor katkısı yok denebilecek seviyede. Buradan hemen olumsuz yorum yapmak yanlış olur; Parma’yı bizim ligin Gaziantepspor’u gibi düşünebiliriz. Orada oynayamadığı için burada da oynayamayacağı anlamına gelmez; görmek lazım, sahada değerlendirmek gerekir. Orta saha ve sol kanat transferleri yapılırsa, Trabzonspor yarışın sonuna kadar götürebilecek kadroya yaklaşabilir. Ancak bunun yanında kulübede derinlik sağlayacak oyuncuların da olması şart. Olaigbe’den beklenen katkı henüz tam anlamıyla gelmedi; eksik oyuncular geri döndüğünde kadro derinliği artacak ve takım daha dengeli bir yapıya kavuşacak. Trabzonspor’un hedefi sadece skor değil, oyun bütünlüğünü koruyabilmek ve sezonun sonuna kadar yarışta kalabilmek. Bunun için hem kritik bölgelerde takviye şart, hem de kulübe derinliği sağlanmalı.
Yorumlar
Kalan Karakter: