Açıkçası Trabzonspor, topladığı puanların hakkını veren, sahada oturmuş bir oyunla zirveye yerleşen bir görüntü sergilemiyor. Oyun da, teknik direktör tercihi de kamuoyunu tatmin etmiyor. Takımın performansı maçtan maça değişiyor. Bir hafta “Antep’e göre oynayalım”, diğer hafta “Fener’e göre dizilelim” anlayışıyla hareket ediliyor. Oysa oyun sistemi ve saha içi geçişler haftadan haftaya bu kadar değişmemeli. Bu istikrar ancak uzun süredir birlikte oyna yan, aynı sistem içinde yetişmiş oyuncularla sağlanır. Üçlü sistemle başlanması gerektiği söyleniyor; ancak topa sahipken nasıl bir üçlü kurgulandığı da net değil.
Nitekim o süreçlerde bırakın gol üretmeyi, rakibe net pozisyonlar verildi. Üçlüyle başlanıyor ama 23–24. dakikalarda sistem değiştiriliyor. Madem kısa sürede vazgeçilecek, o zaman başlangıç tercihinin mantığı sorgulanır. Demek ki üçlüyle başlanıyor, ardından başka bir sisteme dönülüyor. Bu durum özellikle güçlü rakipler karşısında ciddi sıkıntı yaratır. Bu kadar fazla pozisyon vermek kabul edilebilir değil. Oyuna başlarken oyuncuların hangi rolde, kimin önünde oynadığı netleşmeli. Nitekim bazı isimler kısa sürede oyundan alındı.
Pina mesela sezonun en kötü performanslarından biri sergilendi. Birbirine yakın oynayan, yardımlaşan ve mesafeleri doğru ayarlayan bir takım görüntüsü oluşturmak şart. Aksi halde arkaya atılan toplarla ciddi tehlikeler yaşanır. Daha organize ve kaliteli bir rakip karşısında bu süreç çok daha ağır sonuçlar doğurabilir; maç rahatlıkla 3-4 farklı skorla sonuçlanabilirdi.
4’TE 4 FİNAL HAVASI YARATIR
Açıkçası Trabzonspor şu anda kritik bir fikstür sürecine giriyor. Karagümrük ile içeride, Kayseri ile deplasmanda; Rize ile içeride, Eyüpspor ile deplasmanda ve Galatasaray ile içeride oynayacak. Önündeki beş maçı ezbere sayabiliyoruz. Bu süreçte dört galibiyet alınabileceğini düşünüyorum. Özellikle Galatasaray maçıyla birlikte 12 puanlık bir seri yakalanırsa adeta final havası oluşur.Trabzonspor kötü bir takım değil; ancak ortaya koyduğu oyun, beklentileri ve topladığı puanların karşılığını tam anlamıyla yansıtmıyor.
Zaman zaman oynadığı oyunun karşılığını alamıyor, bazen de aldığı puanların karşılığı olan bir oyun sergileyemiyor. Şu anki tablo tam olarak bu: Toplanan puanlara rağmen oturmuş ve tatmin eden bir oyun yok. Yine de bu dört maç kazanılabilir. Galatasaray karşılaşması adeta final niteliğinde olur. O maç kazanılırsa Trabzonspor inanılmaz bir avantaj yakalar. Üstelik rakipler de kendi aralarında oynayacak. Bu nedenle önümüzdeki beş maç, yarışın kaderini belirleyecek kadar önemli.
HAKEMLER KÖTÜ DEĞİL
Hakemlerin verdiği kararların genel olarak doğru olduğunu düşünüyorum. O pozisyonlarda savunmanın, kalecinin önünü kapatacak şekilde konumlanmaması ve ikinci bir oyuncuyla destek vermesi gerekir. İptal edilen ya da verilen goller, abartıldığı gibi net hatalar değil. Örneğin bizim attığımız golde hücum oyuncusunun konumuyla kalecinin bulunduğu yer arasında doğrudan bir engelleme yoktu. Eğer oyuncu kalecinin tam önünde olup görüş açısını kapatsaydı, gol iptal edilebilirdi.
Kalecinin görüşünü engellemek, onu yanıltmak ya da hücum eden takıma açık bir avantaj sağlamak gibi durumlar söz konusu olsaydı karar farklı olurdu. Ancak bunların hiçbiri olmadığı için gol geçerli sayıldı. Ben hakem performanslarının abartıldığı kadar kötü olduğunu düşünmüyorum. Eskiden bir pozisyonun tekrar izlenme şansı yoktu. Şimdi ise adeta basketboldaki gibi en ince detayına kadar inceleniyor; temas var mı, müdahale önce mi sonra mı, top ele çarptıktan sonra mı oldu, hepsine bakılıyor. VAR sistemiyle birlikte değerlendirmeler çok daha detaylı yapılıyor.
Bugün hakem hatası olarak konuşulan pek çok pozisyonun, 20–30 yıl önce tekrar izlenme imkânı bile yoktu. Özellikle Trabzonspor’un ilk şampiyonluk dönemlerinde yaşanan tartışmalar düşünüldüğünde, bugünkü sistem çok daha denetlenebilir durumda. Bu nedenle hakemlerin maç kazandırdığı ya da kaybettirdiği görüşüne katılmıyorum. Genel çerçevede doğru kararlar veriliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: