Futbolun kara bir gecesini yaşadık. Trabzonspor açısından değil, Fenerbahçe açısından... Çünkü böyle bir galibiyet, ne saha içinde ne de vicdanlarda kabul görür. Açık konuşmak gerekirse, katledildik. Bu kadar net.O iptal edilen gol... Böyle bir gol iptali olamaz. Futbolun içinden gelen biri olarak söylüyorum: utanılacak bir karar. O pozisyonun gol olmaktan başka hiçbir açıklaması yok. VAR kararlarıyla, masa başı hamlelerle sahada verilen emeğin hiçe sayılması, futbolun ruhuna ihanettir.Fenerbahçe böyle bir galibiyete sevinebilir mi bilmiyorum ama bu tarz kararlarla lig kazanılmaz. Ve açıkça söyleyeyim: böyle hatalarla bu lig gitmez. Gitmeyecek de. Sezon daha beşinci hafta... Ligin çok başındayız. Ama bazı şeyler şimdiden belli olmaya başladı. Fenerbahçe galip gelsin diye bu kadar emek, bu kadar mücadele çöpe atılamaz. Bu kadar ağır hakem hatalarıyla, bu kadar bariz adaletsizliklerle kimse lig kazanamaz, kazansa da hak etmiş sayılmaz.İnsanların emek verdiği bir oyundur bu. Alın teriyle, haftalarca çalışarak, fedakârlıkla çıkılan bir sahada, birkaç kişinin kararıyla kader belirlenemez. Bu, sadece bir maç sonucu değil, insanların emeğine, ekmeğine el uzatmaktır.
2- HEDEF İLK 3 OLMALI
Trabzonspor gibi büyük bir kulübün, her sezon şampiyonluğu hedeflemesi gerektiğine inanıyorum. Ancak içinde bulunduğumuz koşullarda, daha gerçekçi bir hedef belirlemek de bir zorunluluk haline geldi. Mevcut kadro kalitesiyle bu sezonki gerçekçi hedef, ilk üçte yer almak olmalıdır. Fenerbahçe maçındaki başlangıcı hatırlıyorum; sahaya öyle bir giriş yaptık ki, uzun zamandır o kadar organize ve istekli bir Trabzonspor izlememiştik. O maçın ilk yarısındaki futbol gerçekten umut vericiydi. Keşke her maça o kaliteyle başlayabilsek. Ancak ne yazık ki işler öyle yürümüyor. İlk dört haftada galibiyetler aldık, ama oynadığımız futbol Fenerbahçe maçındaki seviyenin altında kaldı. Kaliteli oyun gösteremedik, ama kazandık. Bu da futbolun bir başka gerçeği. Bazen çok iyi oynayıp mağlup olursunuz; bazen de vasat bir futbolla galibiyet alırsınız. Trabzonspor, bu ülkenin dört büyük kulübünden biridir. Sahaya çıktığında sadece puan değil, kendi kalitesini ve ağırlığını da koymalıdır. Rakiplerine bu baskıyı hissettirmelidir. Ancak bugünkü tabloya baktığımızda, takımın oyuncu kalitesinin çok üst düzey olduğunu söylemek zor.İşte tam da bu noktada, gerçekçi bir hedef belirlemek zorundayız. Elbette ki Trabzonspor’un hedefi her zaman şampiyonluk olmalıdır; bu kulübün genlerinde bu vardır. Ancak kadro yapısı ve mevcut şartlara baktığımızda, ilk üçte yer almak, hem makul hem de ulaşılabilir bir hedeftir.
3) ELEŞTİRİLERE GÖĞÜS GERMEK LAZIM
Futbol sahası, yalnızca yeteneklerin değil, eleştirilerin de oyun alanıdır. Özellikle teknik direktörler için bu daha da geçerlidir. Takım kazansa da kaybetse de, ilk hedef tahtasına konulan genelde hocadır. Ardından oyuncular ve yönetim gelir. Bu, futbolun doğasında vardır ve var olmaya da devam edecektir.Önemli olan, bu eleştirilerden yapıcı olanları ayırt edebilmek; gelişime katkı sağlayacak yönleri alıp, diğerlerine kulağını tıkayabilmektir. Profesyonelliğin gereği budur. Her yorum dikkate alınmaz, her sesin peşinden gidilmez. Ama doğru tonda gelen eleştiri, bir kulübün ilerlemesinde yol gösterici olabilir.Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki, bazen galibiyetle bile eleştirilirsiniz. Bunu biz bizzat yaşadık. Örnek vermek gerekirse, bir dönem Karabükspor ile oynadığımız bir maçı ilk yarıda 6-0 önde kapattık. İkinci yarıda oyunu rölantiye aldık, skorun rahatlığıyla ciddi bir tempo sergilemedik.Maç sonunda galip gelmemize rağmen, sahadan ıslıklar ve bozuk paralar eşliğinde ayrıldık. Seyirci o gün bizi adeta mağlup olmuşuz gibi uğurladı. Bu, futbolseverin her zaman en iyisini istemesidir. Taraftarın böyle bir hakkı vardır, ama her zaman beklentiler gerçekleşmez. Keşke her zaman yerine getirebilsek. İşte bu yüzden futbolun içinde eleştiri her zaman olacaktır. Önemli olan, bu gerçekliği kabul edip göğüs germeyi bilmek ve asıl odaklanılması gereken noktadan sapmamaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: