EN SON HAYAL KIRIKLIĞI NİCOLAS PEPE OLDU
DERLEME: ADNAN SUNGUR/ Trabzonspor’u yönetenler özellikle spor medyasını ve taraftarını memnun etmek, psikolojik üstünlük sağlamak ve, “Bakın biz neler aldık neler ama teknik adamlar başaramadı” diyebilmek için çok sayıda dünya yıldızı diye yutturulan isimleri kadroya kattılar. Buna son örnek de Nicolas Pepe oldu. Tecrübeli Fildişi Sahilli sol kanat oyuncusu, Lille’de yıldızı parlayıp, sonra da Arsenal’a 80 milyon Euro’ya transfer olmuş, Afrika’nın en pahalı oyuncusu unvanına sahipti. Böyle bir futbolcu alınınca Bordo-Mavili taraftarlar adeta çılgına döndüler ve şampiyonluğun geleceğine inandılar. Ancak kazın ayağı hiç de öyle olmadı ve Pepe, Bordo-Mavili takımın tarihindeki hayal kırıklığı yaratan yabancı yıldız oyuncuları arasına ismini acı bir şekilde yazdırdı ve bir sosyal medya veda paylaşımıyla da gitti. Bu ismin de hayal kırıklığı yaratmasıyla birlikte yönetimin artık bu tür transfer politikasından vazgeçmesinin kulübün yararına olacağına işaret edildi.
GROH, PFAFF VE LARSEN BİR YIL ZOR DAYANDILAR
Bordo-Mavililerin ilk dünya yıldızı diye transfer ettiği isim 1985-86 sezonunda Alman milli takımında da oynayan Jurgen Groh’du. Ancak tecrübeli futbolcu bir sezon bile zor kaldı ve hayal kırıklığıyla birlikte takımdan ayrıldı. Ardından 1988-89 sezonunda Belçika’nın dünya çapında kalecisi Jean Maria Pfaff getirildi. Bu ismin harikalar yaratacağı düşünüldü ama Başkan Mehmet Ali Yılmaz tarafından cebine 500 bin mark gibi o dönem çok yüksek bir tazminat ödenerek ülkesine gönderildi. Pfaff, binlerce taraftar tarafından karşılanmış, şehir turu attırılmıştı ama giderken 38 bavuluyla birlikte hava alanının yolunu tek başına tutmak zorunda kalmıştı. Bir sezon sonra ise Danimarka Milli takımının kaptanı olarak Avrupa Şampiyonu olmuş, stoper Lars Olsen alındı ama bu oyuncu da hayal kırıklığıyla bir sezon sonra takımdan adeta kaçarak ayrıldı. Tek teselli ise tazminat istemeden bonservisini alıp ayrılmasıydı.
YURİ, CAMPELL, LANGE VE AUGUSTİN REZALETİ
Trabzonspor yine Mehmet Ali Yılmaz başkanlığında Dinamo Kiev ve Ukrayna milli takımının kaptanı Yuri Kalitvinsev’i büyük paralarla getirdi ama sakatlıktan kurtulup sahaya bile çıkamadan ayrılmak zorunda kaldı. Bir sezon sonranın büyük transferi İngiliz ve Premier Lig yıldızı Kevin Campell’di. Ama bu oyuncu da vasatı aşamadı ve lig bitmeden kaçıp gitti ve tek olumlu yanı ise giderken bonservis bedelini getirmesi olmuştu. Yılmaz bir sezon sonra da Norviçli Rune Lange’yi tarihi bir bonservis bedeli ve gol makinesi olarak almıştı ama tam bir şaşkınlık vesilesi olan Lange parasının ödenmediğini gerekçe göstererek, sezon sonunda kaçarken, kulübü de FİFA’ya şikayet etmekten geri durmamıştı. Oyuncuya 2012 yılında Sadri Şener aylık 100’er bin dolar olmak üzere 1 milyon 100 bin dolar tazminat verilerek kendisinden kurtulma başarısı gösterilmişti. Bordo-Mavili kulüp Özkan Sümer başkanlığında Türkiye’de tüm büyük kulüplerin peşinde olduğu Agustin Ahinful’u kadrosuna kattı ama gol bile atamadan ayrılanlar arasına ismini yazdırdı.
YILDIZ DİYE ALINANLARIN SAYISI ARTIYOR AMA!...
Atay Aktuğ döneminde de 2005-06 sezonunda Çek Cumhuriyeti gol kralı olarak Tomas Jun alındı. Leblebi gibi gol atması ve takımı şampiyonluğa taşıması beklenen bu isim takımın en zayıf halkası oldu, yıllarca kiralık olarak birçok takıma gönderildi ve ondan kurtulana kadar yönetimler akla karayı seçti. Nuri Albayrak başkanlığı döneminin flaş transferleri Brezilyalı orta saha Marcelinho ve Fildişi Sahilli Kiki Musampha’ydı. İkisi de tam bir rezalet transferler olarak tarihe geçtiler ve hiçbir katkı yapmadan ertesi yıl ayrıldılar. Sadri Şener de Rigobert Song’dan çok şey bekliyordu ama Kamerunlu stoper artık emekliliğini yaşıyordu ve bir sezon sonra hiçbir iz bırakmadan ayrıldı gitti. Senegalli kaleci Tony Sylva da adeta güreşçi gibi bir görüntü verip, yediği hatalı gollerle takıma pahalıya patlayarak bir sezon sonra gidenler kervanına katıldı. Didier Zokora da İspanya La Liga orijinli Fildişi sahilli orta sahaydı. Ama hiçbir özel iş çıkaramadı ve kulübün zarar hanesine yazılarak gidenler kervanına katıldı.
HACIOSMANOĞLU’NUN YILDIZLARI PAHALIYA PATLADI
İbrahim Hacıosmanoğlu başkan olunca ilk önemli transferi Fransız yıldız Florand Malouda’ydı ama sahada varlığıyla yokluğu belli olmadı, bir sezon sonra çok yüklü tazminatla ülkesine postalandı. Avusturyalı santrafor Marc Janko’da dev cüssesiyle Süper Ligi dağıtacaktı ama Trabzonspor’u dağıttı ve kısa sürede fiyasko olup, gönderildi. Kevin Constant isimli Gineli yıldız ise tam bir şaşkınlık vesilesiydi, özel hayatıyla gündeme geldi, futboluyla hayal kırıklığı oldu ve postalandı. Majeed Waris de en yüksek bonservis bedeliyle alınan genç bir yıldızdı ama yok olup giderken hiçbir iz bırakamadı. Oscar Cardozo da dünya starıydı ama Trabzonspor’da vasatın üzerine çıkamadı ve çareyi ayrılmakta buldu. Stefano Mbia da Hacıasmanoğlu’nun La Liga orijinli prestij transferiydi ama acı ki yarım dönem zor dayandı ve Çin’in yolunu tuttu. Dame N’doye de yine hem la Liga, hem de Rusya Premier Ligi’nin önemli isimlerinden biriydi ancak o da çok bir şey üretemeden gidenler ve taraftarın gözünde vasatın altında kalan isim olarak ayrıldı.
YILDIZ ESKİSİ BİR TEK İSİM BİLE İZ BIRAKAMADI
Marco Marin de İbrahim Hacıosmanoğlu’nun prestij transferiydi ama Alman yıldızın varlığı ile yokluğu belli olmadı ve bir sezon sonra gitti. İbrahim Hacıosmanoğlu’nun yıldız transferleri bunlarla da bitmedi. Fabian Castillo’yu da, “dünya yıldızı” diye getirdi fakat sıradan bir oyuncudan bile daha düşük profilli çıktı. Hacıosmanoğlu döneminde alınan yıldızlardan bir tek Jose Bosingwa çok iyi görüntü verdi ve aldığı parayı da hak ederek hizmet verdi, alkışlanarak gitti. Muharrem Usta da Milan’dan Juraj Kucka’yı transfer etti ama o kadar tepki çekti ki, kadro dışı bırakıldı ve devre arasında takımdan ayrıldı. Burak Yılmaz da büyük yıldız olarak Çin’den getirildi ama kadro dışı kalanlar arasına ismini yazdı. Bu süreçte alınan Jose Sosa da kaptan yapıldıktan sonra olumlu görüntü verdi. Ahmet Ağaoğlu döneminin ilk büyük yıldızları Obi Mikel ve Daniel Sturridge’ydi. Bu oyuncular da berbat futbollarıyla sıkıntıya sebep oldular, devre arasında kaçarcasına Trabzon’dan ayrıldılar. Benik Afobe de Premier Lig orijinli yıldızdı ama takıma hiçbir katkısı olmadı, zarar hanesine yazıldı ve gitti.
AĞAOĞLU DÖNEMİ YILDIZLARI DA BÜYÜK ZARAR VERDİ
Ahmet Ağaoğlu döneminin bir başka hayal kırıklığı dünya starı da Gervihno oldu ve sezonu bitirirken tazminatını da alıp gitti. Marc Bartra da büyük umutlarla ve yüksek bedellerle geldi ama o da bir sezon sonra tazminatla kurtulma yoluna gidilen oyuncu oldu. Maxi Gomez de yine sözde dünya starıydı, ama bir sezon tam bir şaşkınlık vesilesi oldu, kiralık gönderildi ve kulüp ondan da kurtulmak için akla karayı seçecek gibi görülüyor. Ya Fildişi sahilli Jean Philippe Gbamin’e ne demeli? Bu isim de Premier ligden gelirken, “Dünya çapında ön libero” dendi ama sakatlıklarıyla haberlere konu edildi. Kiralık süresi bittiği gibi hiçbir kulübün malı olmamasına rağmen yüzüne bile bakılmadı. Bu süreçte transfer edilen yaşlı yıldız Marek Hamsik dışında dikiş tutan tek isim bile olmadı. Tüm bu gerçeklerle birlikte son Başkan Ertuğrul Doğan ile birlikte Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın hala daha, “Kariyerli oyuncular alacağız” sözlerinin normal koşullarda Bordo-Mavili camiada herkesin tüylerini diken diken etmesini gerektiriyor ancak herkes süreci adeta kış uykusunda takip etmeye devam ediyor. Bu yaşananlar sonrasında hala yıldız eskilerine yönelmek kulübe ihanet anlamı taşıyacağının altı çizildi.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: