Kuşkusuz Divan Bakanlık Kurulu Başkanı Mahmut Ören’in çağrısıyla dün gerçekleştirilen toplantı camia birliği ve bütünlüğü adına önemlidir. Ancak bana göre havanda su dövülmüş, geleceğe tek bir iz bırakmayan toplantının ötesine geçmemiştir. Konuşmalara, konuşmacılara bakıyorum da, hepsi sahaya inen taraftarları korumaya çalışmış, hakeme saldırmış, hukuktan söz edilmiş, haksızlık konusuna değinilmiş…. İyi de diyelim ki bu birliktelik sonucu, Trabzonspor çok az ceza alarak kurtuldu ve badireyi atlattı… Bu hem kulübü, hem Türk futbolunu kurtarabilir mi? Böyle bir toplantı tertiplenmişken ben Trabzonspor’da bilimsel, sosyolojik, kültürel ve tarihi nitelikte bilgi birikimiyle birlikte Türk futbolu için milat olacak konuşmalar yapılır, çağrılar gerçekleşir. Ne yazık ki konuşmacılar, Fenerbahçeli futbolcuların tahriklerinden, hakemin kötü yönetiminden, sahaya inen taraftarın fiili saldıra bulunmadığından, hatta saldırıya maruz kaldığından, Türkiye’nin her stadında su şişelerinin sahaya atıldığından söz edilmiş… Bu mu vizyonunuz sizin? Bu söylediklerinizin Türk futbolu ve Trabzonspor’un kurtuluş reçetesine bir gramlık katkısı var mı? Yok değil mi? Peki tüm konuşmacıların ortaya koydukları fikirlerden iki gün sonra istifade edebilecek bir tek birey bulunuyor mu? O da yok değil mi?
Gerçekten yazık!
Dağ fare doğurdu ve havanda su dövüldü.
MAHMUT ÖREN TOPLANTIYI İYİ YÖNETEMEDİ
Bu tür toplantılarda çok sayıda konuşmacı varsa, burada az ve öz söz söylemek gerekir. Bir kere toplantıyı yöneten Divan Başkanı Mahmut Ören iyi niyetliydi ama yönetimi zayıf ve yetersizdi. Bir kere tüm konuşmacılara daha önce, “Net, etkili ifadelerle 5 dakika içinde meramınızı anlatırsanız çok iyi olur. Bunu yaparsak hem muhatapları pek sıkmamış oluruz, hem de kamuoyuna çok daha iyi ve net mesajlar veririz” demesi gerekiyordu. Ancak bazı konuşmacıların sözlerini uzattıkça uzattığını öğrendik. Bu arada oturma düzeni içinde de hatalar ve konuşma sıralamasında da sorun vardı bana göre… Burada tek kadın olan Sibel Suiçmez’e her ne kadar son sözü almak istese de pozitif ayrımcılık yapılıp, siyasilerden ilk söz ona verilmeliydi. Ama bu da yapılmamış hatta Ören, Suiçmez’e söz vermeden toplantıyı kapatmak istedi. Suiçmez zorda olsa mikrofonu eline alabildi. Diğer konuşmacılar dakikalarca konuşup, Suiçmez’e söz hakkı verilmek istenmemesi kabul edilebilir bir durum olmasa gerek… Ören ilk sınavında sınıfta kalmış oldu böylece…
GENÇ’İN TEPKİSİ ÇOK ANLAMSIZ DEĞİL Mİ?
Trabzonspor’un bir mağduriyet yaşadığı, burada bir provokasyon olduğu bizzat iktidar vekilleri tarafından dile getiriliyor. Ahmet Metin Genç de, birçok kişiyi suçluyor. Sibel Suiçmez de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’ın Hukuktan sorumlu baş danışmanının anlamını hala çözemediğimiz ve kaotik sözlerine, İçişleri bakanı ve Adalet Bakanı’nın yalpalamalarına ve adeta Fenerbahçe camiasını memnun etme çabalarına da değinerek bunlara tepki göstermesine Ortahisar Belediye başkanı ve Büyükşehir Belediye başkan adayı Ahmet Metin Genç’in verdiği tepki kesinlikle hatalıydı. Yani Trabzonspor ile ilgili bugüne kadar birçok sorun yaşandıysa bunda en önemli ayak Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan ve yakın çevresi ya da bakanlarıdır. Trabzonspor’un haklarını savunurken, bu noktada tepki koymamak korkaklık, asıl siyaset yapmaktır. Sayın Genç’i severiz ancak eğer Bordo-Mavili kulübe yapılanların tarihini iyi irdelerse ve bu noktada siyaset kurumuna tepki gösterilmezse asıl koltuk endişesiyle siyaset yapıldığı sonucu çıkar… Yani siyaseti yapan Suiçmez değil, Genç olmuş bana göre…
Sonuç, çok doğru amaçlarla düşünülmüş bir toplantı, ne yazık ki nereden tutsan elinde kalacak bir noktayla sonuçlanmış oldu.
Yazık oldu!
Yorumlar
Kalan Karakter: