Trabzonspor çok çalkantılı günler geçirdi. Önce Olağanüstü Genel Kurul kararı alındı. Sonra Ahmet Ağaoğlu başkanlık görevinden istifa etti. Ardından Abdullah Avcı sezon sonuna kadar alacaklarını cebine indirerek istifa ettiğini açıkladı. Kulüp ekonomik batak nedeniyle futbolcular başta olmak üzere büyük bir borç batağı içinde kıvrandı. Ödemeler kılı kılına yapılarak belki de lisans alma hakkını bile güçlükle kazandı. Birçok futbolcusunun FİFA’ya giderek serbest kalma hakkı talebi endişesiyle günler geçirdi ama bunları zorluklarla da olsa aştı. Son bir ay içindeki tek olumlu gelişme Adana Demirspor’un 4-1 mağlup edilmesiydi. Bu atmosferde bir de Orhan Ak’ın yeni teknik direktör olarak tayin edilmesiyle birlikte yönetimin hedef küçülttüğüne dair düşüncelerin hayat bulduğu bir süreçte Kayserispor karşısında kazanmak camianın derin bir nefes almasına sebep olacaktı.
Yeni teknik direktör Orhan Ak, iyileşmelerine rağmen Bakasetas ve Hamsik’i kulübeye oturturken, Yusuf Yazıcı’yı uzun bir aradan sonra 11’e alarak yerli isimleri çoğaltma yoluna gitme eğilimi gösterdi. Eren Elmalı da yeniden 11’e dönerken, Larsen kulübeye çekilmiş ve çakma sol bek uygulamasından vazgeçilmişti. Rakip Kayserispor, 41 puanla Trabzonspor’un takipçisiydi. Bordo-Mavililer, 44 puandaydı ve kazanması halinde rakibiyle mesafesini açacaktı. Ama bir yenilgi, takımın bir ahenk kazanmasını engelleyebileceği gibi ilk 3 hedefinden de uzaklaşmasına , hatta rakibinin de altına düşmesine sebep olabilirdi. Ne yazık ki ikinci senaryo gerçekleşti.
ORUÇ KAFALARINA MI VURDU ANLAMADIK GİTTİ!
Transfer yasağından dolayı dar bir kadroya sahip olmalarına ve birçok oyuncularını kaybetmelerine rağmen Kayserispor’un, Trabzonspor karşısındaki ilk yarıdaki futbolundan dolayı kutlamak gerekir. Bu kadar rahat pas yapabilen, pozisyon bulmakta zorlanmayan, topun yönünü değiştirme açısından çok iyiydiler. Ancak şunu ifade etmek gerekir ki bunda Bordo-Mavili takımın birkaç oyuncu dışında sahada adeta oruç tutulması yaşarcasına uyurgezer olmalarının rolü büyüktü. Maça daha ısınmamıştık ki Kayserispor, Emrah ile öne geçti de, bu pozisyonda Denswil ve Eren nerelerde geziyordu merak etmedik değil. Bu golle dağılma meydana gelebilirdi ama bu kez Kayserispor savunmasının hatasıyla birlikte Gomez çok erken karşılık verince Trabzonspor’un oyunda da denge kurmasının koşulları oluştu. Ancak bu koşulları değerlendirecek oyuncular grubunu göremedik.
Bu kadar kötü pas yapan, rakibe karşı bu kadar yumuşak oynayan, pas yapmalarının önüne geçemeyen, önde baskıyı unutmuş bir Trabzonspor’u uzun zamandır ilk kez izledik. Adana Demirspor maçının yıldızı Edin Visca’nın varlığını hiç göremedik 45 dakikada… Aynı şeyler Abdulkadir Ömür için de geçerli… Kendi ekseni etrafında dolanan, iki metreye pas atmaya çalışan, sanki oruç kafasına vurmuş gibi oynayan bir oyuncu seyrettik. Gerçekten oruçlu olduğu için bu kadar kötüydüyse yazık doğrusu… Ne yazık ki Dünya Kupası’ndan sonraki Abdulkadir’den eser bile yoktu. Aynı şeyler Yusuf Yazıcı için de geçerli… Bir oyuncu ancak bu kadar bitik olabilir. Bir yetenek tüm özelliklerini nasıl kaybeder Yusuf’un üç yıl öncesini ve bugününü izlesin. Savunma savruk, birbirine uzak ve rakibe sürekli pozisyon vermeye hazır… Sanki tatil havasındalar. Takımda biraz biraz solda Eren Elmalı, orta sahada Siopis savaşıyor, Lazar Markoviç bir parlayıp bir sönüyordu. Tek artısı olan Gomez’di ve o da bir gol atarken, bir de asist yaptı ama bunda Markoviç’in vuruşu direkten döndü. Ancak MArkoviç’in golcü özelliği olsaydı, dönen topu kalecinin üzerine değil, köşeye çok rahat plaseleyebilirdi.
Maçın hakemi sanki Trabzonspor’un aleyhine düdük çalmak için tetikte bekliyordu. Olmayan bir penaltıyı çalması da bunun göstergesiydi. Oysa beklese, VAR’ın devreye girmesiyle kararını belirleseydi çok daha iyi olurdu. Neyse ki onun büyük hatası VAR’dan döndü de, hedef olmaktan kurtuldu.
KİŞİSEL HATALAR SONUCU BELİRLEDİ
İkinci yarıda takımın en kötülerinden biri Yusuf’un yerine Badhi hamlesi geldi Orhan Ak tarafından… Ancak konuk ekip bu yarıya da çok iyi başladı ve hemen 47’nci dakikada da kazandıkları penaltıyla farkı ikiye çıkardılar. Yine beklenti Trabzonspor’un çözülmesiydi ama Kayserispor orta sahasının pas hatasından yararlanan Bordo-Mavili ekip, Abdulkadir ile farkı 1’e indirdi. Ardından Markoviç ile kazanılan penaltı ve Bardhi’nin atışı golle sonuçlandırmasıyla birlikte adeta coşan bir Trabzonspor vardı. Kayserispor ürkmüştü ve Bordo-Mavili takım galibiyet için yükleniyordu. Ama bu kez 64’ncü dakikada Peres’in kaptırdığı topla buluşan Mensah’ın hasıyla Mane hiç de beklenmedik bir anda konuk ekibi yeniden öne geçirdi. İşte bu gol Trabzonspor’un gardını düşürmeye yetti.
Aslında takım 90 dakika boyunca futbol adına hiç de olumlu görüntü vermedi ama ikinci yarıda beraberliğin sağlanmasından sonra bir ara şahlandı, yediği golle de teslimiyet görüntüsü verdi. Kenarda teknik direktör kimliğindeki Orhan Ak, ne yazık ki oyuna müdahalelerde hem çok geç kaldı, hem de yanlışlar içinde gözüktü. Lazar Markoviç, Maxi Gomez’den sonra forvette en verimli isimdi ama onu dışarı aldı. Ardından ikinci yarıda biraz kıpırdayan Abdulkadir’i, orta sahanın en çalışkanı Siopis’i kenara aldı. Bakasetas, Hamsik,Doğucan’a umutları bağladı. Oysa sahada varlığıyla yokluğu belli olmayan Edin Visca’ya katlanmak için bu ismin büyük torpili olması gerekiyordu. Ne yazık ki Ak da, Avcı gibi oyuncu değişim tercihleri ve zamanlaması açısından sıkıntılı bir isim görüntüsü verdi.
Sonuçta, Trabzonspor’un mutlaka kazanması gerektiği maçı kaybetti ve ilk üçe girme şansını da mucizelere bıraktı. Savunması amatörce oynayan oyunculardan kurul, orta sahası dirençsiz ve sağ kanatta berbat bir Visca ile kazanmak olanaksızdı. Galibiyet ancak bir mucize gerektiriyordu ve o da gerçekleşmedi. Trabzonspor adeta 1 Nisan Dünya Şaka gününe uygun bir futbol oynadı ve kaybetti. Umarım bu yenilgi bir ders olur.
Yoksa taraftarın da yönetimin de çok çekeceği var bu takımdan!...
Yorumlar
Kalan Karakter: