Trabzonspor başkanı Ahmet Ağaoğlu, 18 Nisan 2018 tarihinden itibaren koltuğunu korumayı başaran bir isim… Onu tanıdığım günden itibaren, insan ilişkilerinin olumlu olduğunu, ikna yeteneğinin bulunduğunu ama zoru pek sevmediğini düşündüren tavırlar sergilemiş bir isim… Sayın Ağaoğlu kuşkusuz 4 yıllık başkanlığı döneminde saha sonuçları açısından kendinden önceki birçok yönetimden çok daha başarılıdır. Nasıl ve ne şekilde olursa olsun bu gerçeği inkar edemeyiz. Ancak bunu elde ederken de Bordo-Mavili kulübün genlerine aykırı hareket ettiği için aslında birçok alanda sıkıntı yaşanmaktadır. Borç durmadan tırmanmakta, siyasete her geçen gün biraz daha göbekten bağlanmakta, kredi-faiz sarmalı içinde debelenmekte, özgür iradesiyle hareket etme ve kulübün kimliğini en tepede tutma noktasında sorunlar kendini en acı bir şekilde hissettirmiştir.
Bir de şunu söyleyeyim ki bu kulüp 1982’den beri genel olarak kötü yönetiliyor. Arada iyiye yakınlar da çıktı. Fakat Atay Aktuğ’un ikinci dönemiyle başlayıp, Nuri Albayrak, Sadri Şener, İbrahim Hacıosmanoğlu ve Muharrem Usta ile birlikte kötü yönetimler doruğa çıkmıştır. En azından ekonomik açıdan, bir de kulübün tarihsel vizyon ve misyonu çerçevesinde gerçekten Trabzonspor’a büyük kötülükler yapmışlardır. Ahmet Ağaoğlu da bu kötü yönetimlerin bıraktığı mirası devralmış, sahada işler iyi gibi gitmiş, uzun bir aradan sonra şampiyonluk gelmiş ama birçok açıdan da hayati hatalarla, kulübün ayaklarına pranga vurulmuştur.
Son Divan Kurulu toplantısında çeşitli konularda önemli açıklamalar yaptı. Bunları derleyip, sonra da bir tahlil yapmak gereği hissettim. Ağaoğlu önce borçla ilgili olarak, “Kulübün borcu yok 3 milyar 600 milyon lira, yok 3 milyar 900 milyon lira… Biraz daha zorlasalar 4 milyar lira diyecekler. Bu kulübün net borcu 1 milyar 981 milyon liradır. Geçen sezonki gelirlerimiz 791 milyon lira, giderimiz ise 870 milyon liradır. Biz bu kulübü 185 milyon Euro borçla devraldık, 108 milyon Euro’ya düşürdük. Borcun da büyük bölümü kur farkı ve faizlerdir maalesef” şeklinde açıklamalar yaptı.
Hayret ettim.
Neden mi?
Sayın Ağaoğlu rakamlarla oynuyor da onun için…
Nasıl mı?
Anlatayım kısaca…
İNSANLARI YANILTIYORSUN SAYIN AĞAOĞLU
Öncelikle şunu ifade edeyim ki Trabzonspor’un borcunu 3 milyar 600 milyon lira gösteren biz değiliz, sürekli açıklama yapmak, hesapları vermek zorunda oldukları Kamu Aydınlatma Platformu… Yani KAP! Bu kurumun yaptığı borç açıklamasının üzerine ben mesela Denetleme Kurulu Başkanı Mahmut Ören’i aradım ve konuştum. O ise borcun 3 milyar 100 milyon lira civarında, alacakların da 900 milyon lira dolayında olduğunu, yani net borcun 2 milyar 200 milyon lirayı bulduğunu ifade etmişti. Ama Divan Kurulu’nda bu net borç 200 milyon liranın altında gösterildi. Sanırım son giren bazı paralarla yapılan transfer taksiti, şampiyonluk primi ve benzeri borçlar düşülmüştü. Ama kusura bakmayın da benim elimdeki raporlara göre 841 milyon lira olarak aldığınız borcu 4 yılda 2 milyar lira civarına çıkarmanız bile başla başına çok olumsuz bir sonuçtur…
Hem de bu süre içinde Yusuf Yazıcı, Alexander Sorloth, Ahmet Can Kaplan, Andreas Cornelius, Berat Özdemir ve daha birçok futbolcu satışından kulübün kasasına en az 40 milyon Euro (750 milyon lira) girmesine rağmen…Bunun yanında son 4 yıl içinde Trabzonspor, Süper Ligin en çok puan toplayan takımı oldu. Yani performans gelirleri tüm takımları geçti. Ayrıca bir kez şampiyonluk, 2 kez Süper Kupa ve 1 kez de Türkiye Kupası kazandı takım… Ayrıca bir sezonu ikinci, bir sezonu 4’ncü kapatmanıza rağmen… Tüm bunların yanında saha başarısından kaynaklı stat gelirleri, sponsor gelirleri, isim hakkı gelirleri, ürün satış gelirleri ve benzeri gelirler de katlanarak arttı. Tüm bunlara rağmen borcun 3 katına yakın yükselmesi asla kabul edilebilir bir durum değil…
SİZDEN ÖNCEKİ BORÇ BUGÜNÜN KURUYLA 46 MİLYON EURO!
Bir de Sayın Ağaoğlu ve ekibi borç miktarını her dillerine doladıklarında hemen Euro üzerinden toplumu uyutma taktiği uyguluyorlar. Tamam da neden bu Euro hesabını tersinden yapmıyorsunuz ki… Örneğin ben baktım 18 Nisan 2018’de Euro kuru 5 lira 6 kuruştu. O günün rakamlarıyla evet borç 175 milyon Euro civarına tekabül ediyor. Ancak bugünkü Euro kuruyla hesapladığımızda ortaya sadece 46 milyon Euro borç çıkıyor. Oysa siz borcu 100 milyon Euro’nun üzerine çıkarmışsınız.
Bir şey daha…
Sayın Başkan, isterseniz bir de sizin şu anda yarattığınız borç miktarını Euro kurunu 5 lira 6 kuruştan hesaplayın bakalım kaç Euro çıkıyor? Yani hesabı işinize geldiği gibi yapmayın olmaz mı:
Yani şunu ifade etmek istiyorum; O gün döviz üzerinden para ödenen futbolculara çok daha düşük TL ödemesi yapılıyordu. Oysa bugün futbolcuya ödediğiniz her fazla Euro 18,5 liradan işlem görüyor. Siz gelirleri TL üzerinden elde ettiğinize ve ödemelerin en azından yabancı futbolcular ve kulüpleri bölümünü Euro üzerinden yaptığınıza göre bugün çok daha yüksek bedellerle transferler gerçekleştiriyorsunuz. Bunu önlemenin yolu ise ancak ve ancak çok geniş araştırmalarla Avrupa’da henüz keşfedilmemiş, ya da büyük kulüplerin henüz almayı düşünmediği genç isimlere yönelmek ve asıl olarak da altyapınıza ve buradan çıkacak oyunculara sıkı sıkıya sarılmak olmalıdır. Aksi takdirde dediğiniz gibi sürdürülebilir başarı mümkün değildir. Hatta bu kafayla gidilirse yarın iflas da kaçınılmaz olur. Ya da kayyum veya satış…
TEHDİDİNİZİN MUHATABI DİVAN DEĞİL, SİYASET KURUMU!
Ağaoğlu, Divan Kurulu’nda bir başka konuya temas ederken de, “Bir yeni havaalanı projemiz var ve yaptığımız incelemelerde mevcut tesisimizin yüzde 90’ı kamulaştırmaya gidiyor. Ben sadece şunu söylüyorum; bu şehrin yeni bir havaalanına ihtiyacı yok. Bu şehrin spor tesislerine ihtiyacı var. Oradaki spor tesislerini ve bizim Mehmet Ali Yılmaz Spor Tesislerimizin ve yan taraftaki spor tesislerinin istimlâk edilip böyle bir işin içerisine girilirse ben bu konuda sonuna kadar direnç gösteririm. Başarısız olduğum zaman da eğer görevdeysem bırakır giderim. Trabzonspor’u öyle bir tesisten mahrum bırakmak Trabzonspor’a yapılacak ihanetlerin en büyüğüdür. Ona da engel olamazsam ben görevi bırakır giderim” ifadelerini kullandı.
Sanırım tüm Trabzonsporluların ve Trabzonluların ayakta alkışlaması gereken bir tavır Kesinlikle bu kentin spor tesislerine, sanayiye, üretime ihtiyacı çok fazla, hava alanı gelen-giden yolcuyu idare eder… Tabii ki iktidar Arap dostlarına, ya da ABD’ye uluslararası nitelikte çok büyük bir hava limanı sözü vermemişse…
Neyse konumuz bu değil!
Sayın Ağaoğlu’nun söylediği sert sözlerin ve tavrın muhatabı kim? Yani bu tehdidi kime yapıyor onu anlayamadım! Burada hava alanı yapılıp da Trabzonspor tesislerinden edilirse başkanlık görevini bırakacağınızı söylüyorsunuz. İyi de sizin muhatabınız Divan Kurulu ya da bu kulübün taraftarı değil ki! Sizin muhatabınız sizin göreve gelmenizi sağlayan, görevde kaldığınız süre içinde her türlü desteği verdiğiniz, hatta siyaset üstü olması gereken kulübü uğurlarında kullandığınız mevcut iktidar ve onun en tepesindeki isim değil mi? Bunu onlara söyleyip de sonra bir basın toplantısıyla neden açıklamıyorsunuz ki?
Kaldı ki sizi neredeyse emrivakiyle ve bir sözle başkanlık koltuğuna oturtanları, sadece tesisler yüzünden karşınıza alabilir misiniz iyi düşünün? Böyle popülist konuşup sonra tam tersi davranmak durumunda kalmayın… Bu aklıma aslında başka bir şey getirmedi değil… Sizin görevden çekilmeniz isteniyor da, buna bir gerekçe mi oluşturuyorsunuz? Tıpkı merhum Özkan Sümer’in 2003’de görevi bırakırken gerekçe oluşturduğu gibi yani…
Bu konuyla ilgili bir başka şey daha söylemek istiyorum. Sayın Ağaoğlu, bugün iktidarın muktedirleri eğer size, “Otur oturduğun yerde, biz ne dersek onu yapacaksın. Aksi takdirde iş hayatında seni rahat bırakmayız” dedikleri anda yapacak tek bir eylemin olamaz. Bırakın başkanlığı bırakmayı, Trabzon’da ev tutup burada oturmanı talep etseler kabul etmek zorunda kalırsınız, haksız mıyım?
O nerenle büyük lokma yut ama çok büyük sözler söyleme!
ALTYAPIYA GÜVENDİNİZ DE BOŞA MI ÇIKARDILAR?
Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun Divan Kurulu’ndaki en anlamlı ve doğru çıkışı altyapıyla ilgili sözleriydi… Ağaoğlu özetle, “Altyapı bana kalırsa Ahmet Ağaoğlu yönetimin acımasız şekilde eleştirilmesi gereken en büyük eksiğidir. Yönetime geldiğimizden beri yapmış olduğumuz çalışmalar sadece Özkan Sümer Futbol Akademisi’nin Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan alınarak Trabzonspor Kulübü’ne tahsisi. En son olarak Avrupa’da çok büyük kulüplerin danışmanlığını yapan, altyapı plan ve programlarını hazırlayan ve raporlayan Belçika’dan Double Pass şirketi ile bir sözleşme imzaladık. Çalışmalara da başladık. Trabzonspor gibi bir kulübünün sürdürülebilir bir başarı elde edebilmesi için ciddi bir şekilde altyapıya ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
Ya özellikle sürdürülebilir başarı için altyapının en verimli şekilde kullanılmasına yönelik sözleri sanki ben söylemişim gibime geldi. İnanın 40 yıldır dilimde tüy bitti, kalemimin mürekkebi kurudu… Ama kimseye dinletemedim bu altyapıyı, üretimi, üreterek büyümeyi ve başarmayı…
Tamam da Sayın Ağaoğlu, altyapıyı en azami şekilde kullanmanızı engelleyen kim, ya da kimler? Göreve geldiğinizden beri sizi 70’e yakın transfere oluk oluk para akıtmaya mecbur mu bıraktılar? Bakın göreve geldiniz, 6 ay sonra transfer yasağı imdadınıza yetişti. Uğurcan Çakır, Hüseyin Türkmen, Abdulkadir Ömür, Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Parmak geldi.. Arkadan Murat Cem Akpınar, Serkan Asan, Abdurrahim Dursun ve daha niceleri geliyordu. SonU19 Türkiye şampiyonu takımdan Ahmet Can Kaplan geldi. Aynı takımda Arif Bolluk, Hakan Yeşil, Süleyman Cebeci ve daha nice genç yıldız adaylarını size ben mi harcattım? Bu çocukları bir tek Abdullah Avcı ve transfer simsarlarının egoları uğruna yok eden sizler değil misiniz? Bunların yanında Trabzonspor dışında oynayan, nice Trabzonlu ya da altyapı orijinli futbolcuları maliyetleri çok düşük bir şekilde almanızı ben mi engelledim?
DÜNYA KULÜBÜ OLMANIN YOLU ALTYAPI YATIRIMLADIR
Belçika’dan altyapı konusunda uzman bir şirketle anlaşmışsınız. Güldürmeyin beni lütfen… Bu Trabzonspor’un Avrupa’yla hiç bağlantısı yokken, Şenol’ları, Turgay’ları, Kadir’leri, Necati’leri, Cemil’leri, Bekir’leri, Serdar’ları, Ali Kemal’leri, Necmi’leri, Hüseyin’leri, Tuncay Mesci’leri, Hüsnü Özkara’ları, Lemi Çelik’leri, Bahattin Güneş’leri üretti. Sonra Hami’leri, Ogün’leri, İsa’ları, Mehmet İpek’leri, Hamdi’leri, Soner’leri, Hayrettin’leri, ardından Gökdeniz’leri, Fatih’leri, Okan Özke’leri, Mehmet Yılmaz’ları,Tayfun’ları, Hüseyin’leri, Mustafa Yumlu’ları ve sizin dönemizde de Uğurcan’ları, Yusuf Yazıcı’ları, Abdulkadir Ömür’leri, Abdulkadir Parmak’ları, Hüseyin Türkmen’leri, Serkan Asan’ları, Ahmet Can Kaplan’ları üretti…
Yani Avrupalı bir şirkete gerek yok… Sadece Trabzon’un altyapı uzmanı teknik isimlerini göreve getirmişseniz, onların talepleri doğrultusunda sosyal, kültürel, eğitimsel, fiziki şartlar, pedagojik, psikilojik eksiklerini giderin… Buraya yatırım yapın, yatırım… Hiçbir işe yaramayan ve 3-4 milyon Euro ödediğiniz bir yabancı transferinden vazgeçin. Buraya yatırın. Bir şey daha yapın ama… Gözü transferden ve yabancı oyuncudan başkasını görmeyen Abdullah Avcı’dan da vazgeçin, ya da onu frenleyin veya ‘dur’ deyin.
İnanın ürettikleriyle, başardıklarıyla dünya kulübü olur Trabzonspor!
Hem de parmakla ve örnek olarak gösterilir, bir çok ülkede de ders olarak okutulur.
İnanın bana!...
Ama sizin derdiniz büyük ihtimalle hiçbir konuda kesin çözüm değil, sadece popülizm yapmak gibime geliyor.
Umarım yanılıyorumdur.
Saygılarımla…
Yorumlar
Kalan Karakter: