Geçtiğimiz sezonu hayal kırıklığıyla kapatan Trabzonspor, yeni sezona bir umutla başlamak istiyordu.
Bunun için de taraftarı önünde ilk maçında Antalyaspor’u mağlup etmeyi düşünüyor ve buna göre de bir kurguyla sahaya çıkıyordu. Bu transfer mevsiminde geçtiğimiz yıllara oranla uçuş moduna geçmeyen Bordo-Mavililerin özellikle sezon başında rakipleri karşısında zayıf bir görüntü vermemesi en önemli beklentiydi.
Çünkü biliyorduk ki transfer mevsiminin bitimine kadar takım iyi sonuçlar alırsa transfer baskısı azalacak, böylece yönetim de panik halinde anlamsız birçok isme, ederinden fazla ödeme yaparak borcu katlama yoluna gitmeyecekti. Ama peş peşe kayıpların yaşanması halinde acemi yönetimin korkuyla hiç olmayacak işlere imza atması kaçınılmaz hale gelebilirdi.
Bunun için önce Antalya, sonra da Galatasaray sınavları sezonun değil, kulübün kurtuluşu adına hayati önem taşıyordu.
Bordo-Mavili takım büyük bir taraftar kitlesinin önünde mücadeleye başlarken, sakatlıkları nedeniyle uzun süredir takımdan uzak kalan yeni transferlerden Benkovic ve Kourbelis ile birlikte Denswil de takımdaki yerlerini aldılar.
Hazırlık döneminin en başarılı isimlerinden biri olan ve gitmesi gündeme olmasına rağmen hem idman, hem maç performansıyla dikkatleri üzerine çeken Uruguaylı santrafor Maxi Gomez yoktu ve yine sakatlığından dolayı son haftalarda sakatlık sorunu yaşadığı için çok az idman yapan Umut Bozok’un tercih edilmesi ilginçti.
Yani bir sakatlık olmadıktan sonra tercih Gomez olmalıydı. Bu kadro bize bir şey daha gösterdi ki, Nenad Bjelica öyle genç oyuncuya güven duyan bir oyuncu olmadığıydı. Öyle olsa hazırlık döneminin en iyi isimlerinden biri olan Ali Şahin Yılmaz’a güvenir forma verir ve sakatlıktan yeni çıkmış, ne yapacakları belli olmayan isimleri saha sürmezdi. Kuşkusuz stoperler kötü oynamadı ama en azından hazırlık döneminde yaşananlardan sonra Ali Şahin’in sahada olması olumlu etki yaratabilirdi. Neyse bu konuya nokta koyalım ve maça geçelim…
Trabzonspor oyuna iştahlı, tempolu ve önde baskıyla başladı. Bordo-Mavili ekip, rakip Antalyaspor’u kendi sahasına hapsetti. Bunda çok iyi ön baskı yapmasının rolü büyüktü. Konuk ekip baskıdan kurtulamazken, kaptırdıkları toplarla Trabzonspor birçok net pozisyon yarattı. Bu baskı anında zaten Abdulkadir’in kornerden gönderdiği enfes topa harika yükselen Denswil’in attığı gol gerçekten muhteşemdi. Köşeye giden topa kalecinin yapacağı bir şey yoktu.
Trabzonspor oyunun önemli bölümünde rakibine nefes aldırmazken, özellikle kanatlardan Edin Visca ve Trezeguet ile ataklar yapmaya, buradan içeri katlarla birlikte hücumda çoğalmaya çalıştı. Bu iki isim de ceza alanına maçın başlarında birçok etkili top gönderdi ama Bakasetas gününde değildi. İki net pozisyondan birini auta attı, birinde ise topu kaleciye nişanladı.
Maçın 30’ncu dakikasından sonra Trabzonspor’un temposunda düşme gözüktü. Bu nedenle de geriden bazen şişirme toplarla gol aramaya çalıştı. Bazen de Bakasetas’ın derin ve uzun toplarıyla Umut Bozok’u pozisyona sokma gayretine girişti ama bunlar başarılı değildi. Orta alanda Bakasetas çok gününde değildi ama Kourbelis yeni transfer olarak oyunun savunma bölümünü iyi yaptı ve güven verdi. Abdulkadir çok çalıştı, oyunu yönetmeye çalıştı ve mücadele ederek ilk yarıda etkili bir oyun sergiledi. İki stoper Benkovic ve Denswil, savunmada ufak tefek hatalar yaptılar ama bunlar skoru değiştirecek gibi değild..i İki bek Larsen ve sol bek Eren Elmalı, rakip kanatlar karşısında zaman zaman zorlansa da yine de Antalyaspor’un kalelerinde pozisyon bulmasına neden olacak büyük hatalara imza atamadılar.
İlk yarının büyük bölümü Bordo-Mavililerin istediğine yakın geçti. Yani 1-0 önde olmayı hak etti, hatta Bakasetas biraz gününde olsaydı farklı bir sonuçla soyunma odasına da gidebilirdi.
İKİNCİ YARI TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞI
İkinci yarıya Nenad Bjeliaca Edin Visca’nın yerine Enis Bardhi’yi alarak başlarken, Abdulkadir’i sağ kanata çekti. Bardhi ise orta alanda oyun kurma görevini üstlendi. Ancak bu değişiklik Bordo-Mavili ekibin orta saha üstünlüğünü tümüyle rakibine bırakmasına, Abdulkadir’in de etkinliğini yerle bir etmesine sebep oldu.
Gerçi henüz 47’nci dakikada kazanılan faul atışında Abdulkadir’in altı pasa gönderdiği topa kafayı vuran Umut Bozok eğer direğe takılmasaydı belki takım biraz daha rahatlayabilir ve oyunu forse etme şansını yakalayabilirdi. Ancak bu gol olmadı. Sonra bir süre adeta kör dövüşü izledik. Sürekli faul düdükleriyle birlikte maçın kalitesi adeta yerlerde süründü.
Ardından Antalyaspor daha organize gelmeye başladı, savunmayı zorladı. Bjelica yeni değişiklikler yaptı. Trezeguet ve Umut’u çıkardı, Doğucan ve Gomez’i oyuna aldı. Belli ki tamamen skoru koruma telaşına düşmüştü. Çift ön liberoyla oynamak, hem de kendi sahasında Bordo-Mavili ekibe hiç yakışmadı.
Son değişiklik Abdulkadir-Kerem Şen şeklindeydi. Ve bu dakikadan sonra Trabzonspor adeta kendi ceza alanına hapsoldu. Antalyaspor gibi sıradan bir takımdan öylesine bir baskı yedi ki, sanki karşısında Barcelona vardı.
Eğer bu dakikalarda Uğurcan Çakır’ın tecrübesi, ustalığı ve kritik birkaç kurtarışı olmasaydı çok farklı şeyler konuşurduk. Nenad Bjelica ne yazık ki yaptığı değişikliklerle birlikte takımın gücünü ve direncini artırma bir kenara, tamamen oyundan düşmesine neden oldu.
Bunun nedeni, giren oyuncuların yetersizliğinden daha çok takımın kondisyon ve kuvvet olarak yeterli düzeyde olmamasıydı. Sezon başında o kadar yoğun çalışma takımı yorgun mu düşürdü, yoksa aslında söylendiği kadar da ağır çalışmalar yapılmadı mı merak etmedik değil…
Ama uzatmalar dahil, Trabzonspor maçı kazanma içgüdüsüyle de olabilir fakat yediği baskı ve gol yemeden oyunu sonlandırması gerçekten bir mucizeydi…
Sonuçta Trabzonspor özellikle ikinci yarısında kötü oynadığı maçı çok çok zorlanıp, kazanmayı bildi ama bu futbol hiç de olumlu sinyaller barındırmıyordu. Ve bu havayla çıkılacak bir Galatasaray maçını düşünmek bile istemiyorum…
Yorumlar
Kalan Karakter: