Bu yazıyı yazarken kesinlikle saha sonuçlarından bağımsız düşünerek kaleme aldım.
Çünkü iyi ya da kötü sonuçlardan hareketle doğruyu bulmamız ve savunmamızın olanağı olmaz diye düşünüyorum.
Trabzonspor’da Ertuğrul Doğan’ın, Abdullah Avcı ile yolları ayırmasından ve ekonomik kaostan söz etmesinin ardından yetenekli, vizyonu geniş, kulübün misyonuna uygun yerli bir teknik direktör ile anlaşmasını bekledim.
Çünkü ekonomiyi düzeltmeye çalışmaktan söz edip kurtuluşun altyapıda olduğunu söyleyip, de yabancı bir teknik direktör getirecek kadar yabancı getirecek kadar büyük aymazlığın içine düşebileceğini asla tahmin etmedim.
Hepimiz biliyoruz ki yabancı teknik direktör öz kaynak modeli umurunda olmayan, günlük başarı peşinde koşan ve bunu da yüksek maliyetli oyuncularla elde etmeyi planlayan bir yapıya sahiptir. Yerli teknik direktörlerin bile büyük bölümü bu minvalde çalışır.
Yani özkaynak, altyapı, üretim umurlarında bile değildir. Alacakları paraya ve sonuca bakarlar. Bunların başında da mesela Şenol Güneş gelir.
Neyse… Gecelim.
Ertuğrul Doğan bizi öylesine ters köşe yaptı ki, yerlinin yerlisini beklerken, bırakın normal yerliyi, yabancıyı Trabzonspor’un başına bela etti. Nenad Bjelica ismini ilk kez duyuyordum. Araştırdım baktım, öyle ahım şahım bir geçmişi yok. Hırvatistan’ın en iyi takımı ve her sezon şampiyonluğun en büyük adayı Dinamo Zagrep’i çalıştırıp burada takımın ipi göğüslemesini sağlamış…
Zaten Zagrep’i şampiyon yapmayan teknik adamı her halde sopayla döverler. Bir de bu Nenad Bjelica’ya iki yıllık sözleşme yapılırken, yardımcılarıyla birlikte iki yılda tam 5 milyon Euro’nun da tıkır tıkır sayılacağı KAP bildirimiyle ortaya çıktı.
Yani bu ekonomik kaos ortamında Trabzonspor tarihinin yerli-yabancı en pahalı teknik direktörü olarak da kayıtlara geçti. Sanırım Başkan Doğan, ne söylediği sözlerin ne anlama geldiğini, ne de eylemlerinin sonucunun nereye varacağını anlamayacak kadar futbol kulübü yönetmeye uzak bir kafaya sahip…
ALTYAPIDAN OYUNCU BÖYLE KAZANILIR MI?
Nenad Bjelica geldiği ilk günlerde, “Buraya gelişim çok hızlı oldu. İki günde imza aşamasına geldik. Trabzonspor ile benim vizyonum çok örtüştü” derken, aslında hayallerine bile sağmayacak paranın cazibesine kapıldığını gizlemeye çalışıyordu.
Yaptığı açıklamalarda genç ve altyapı oyuncularına büyük önem verdiğini söylemekten de geri durmadı. Tıptı transfer çılgını olan ve ömrü hayatında 5 genç oyuncu kazanmamış olan Abdullah Avcı’nın, “Benden çok genç oyuncu oynatan teknik direktör yoktur” şeklinde göz göre göre yalan söyleyen bir isim gibiydi Bjelica ilk basın toplantısında…
Bunu da zaten eylemleriyle kısa sürede hepimize gösterdi. Bjelica’nın ilk günlerindeki saha içi uygulamalarını gördüğümüzde küçük dilimizi yutacak gibiydik.
Sağbekten sol açık, sol kanattan ve sağ kanattan santrafor, stoperden sağ açık, ön liberodan sağbek yaratmaya kalktı. Bir de genç Arif Boşluk sol bek olmasına rağmen orta sahada ve sol önde oynatmaktan da geri durmadı. Tabii ki bunun faturası farklı yenilgilerle ödenince bir anda geri adım attı.
Geçen sezonun sonuna doğru bir miktar değişim yaşadı ve yeni sezonda da biraz akıllanacağını düşündürdü. Ama nerede!...
Hem oyun sistemi, hem oyuncu seçimi yine tartışma yaratan Bjelica, takımın aldığı kötü sonuçlarla bir anda hedef tahtası haline gelirken, o da, futbolculara yüklenmeyi ve, “Kendini takımın üzerinde görenlerle yola devam etmeyiz” sözlerini yumurtladı.
Bir teknik adam futbolcularını suçlamaya ve kamuoyu önüne atmaya başlamışsa artık onun günleri sayılıdır. Çünkü sonuçta futbol, futbolcuyla oynanıyor. Teknik adamlar sadece yardımcı aktörlerdir. Oyuncu, teknik adama güvenini yitirmişse orada huzur bulmak mümkün değildir. Sanırım Nenad Bjelica’ya ne büyük bir halt yediğini birileri anlatmış ki, Kasımpaşa maçı öncesinde bir basın toplantısı düzenlemesi istendi.
O da bunu yaptı ve kırdığı potu kurtarmak için çabaladı durdu. Hatta, “Ben takım üzerinde durdum. Sözlerim her hangi bir oyuncuya yönelik değildi. Üç gün önce bir transfer konusu üzerinde çok çabaladık, olmayınca benim de motivasyonum bozuldu. Maça iyi hazırlanamamış olabilirim” şeklinde bir değerlendirme yaptı.
Şok edici gerçekten. Yani Bjelica, bir takım problemler yaşayınca maçlara ve takıma motive olamıyor, iyi hazırlanamıyor ve yenilgisine sebebiyet verebiliyor. Bu kabul edilebilir bir mazeret olabilir mi? Neyse biz bunun üzerinde pek durmayacağız. Bu sözlerin ne anlama geldiğini onu yere göğe sığdıramayan Ertuğrul Doğan ve hala sırtını sıvazlayanlar düşünsün!
BJELİCA OYUNCU ÜRETMEYE UZAK VE YETERSİZ BİR İSİM
Benim asıl meselem başka… Basın toplantısında altyapıdan oyuncu kazanma konusundaki olumsuz tavrının sebeplerini soran gazetecilere Bjelica bakın nasıl yanıt veriyor:
“Bu gençler 2 alt ligde oynuyorlar. Gelişime ihtiyaçları var. O ligin en iyi oyuncuları olacaklar ve kendilerini kanıtlayacaklar. Ardından 1. Lig’de takımda oynayıp ellerinden geleni yapmalılar. Bu performansı da gösterdikten sonra küçümsemek istemiyorum ve öyle anlaşılmasın ama Süper Lig’de orta sıra takımlarında oynamaları lazım ve ondan sonra Trabzonspor’a gelmeleri gerekir. Bu bir süreçtir. Eğer oyuncuyu adımları tamamlamadan buraya katarsanız oyunculara zarar verebilirsiniz. 1461 Trabzon’da mesela 7 gol atan bir oyuncuyu takıma kattığımızda birçok maçı kurtarabilecek mi?”
Bu sözlerden sonra da kampa çok sayıda altyapı oyuncusu getirdikleriyle övünüyor Bjelica… Bu sözleri duyduğumda gerçekten hayretler içinde kaldım. Bu Bjelica’ya kalırsa altyapıdan yetişen yetenekli bir futbolcu ancak 24-25 yaşlarında Trabzonspor’a gelebilir. O da her sezon çok üst seviyede oynayabilirse…
Bu Bjelica’ya hiç kimse, “Turgay Semericioğlu amatör takımdan geldi oynadı, 6 kez şampiyonluk yaşadı. Milli takımın kesintisiz en çok oynayan oyuncusu unvanını kazandı” diye hatırlatma yapmadı mı? Ya da Hami Mandıralı, Ogün Temizkanoğlu, Hamdi Aslan, Soner Boz, Hamdi Zivalı ve daha niceleri, sonraki süreçte Fatih Tekke, Gökdeniz Karadeniz, Hüseyin Çimşir, Tolga Zengin, T:ayfun Cora ve çok daha fazla altyapı oyuncusu A takıma yükseldi ve oynadı.
BU KULÜP ALTYAPI ÜRETİM FABRİKASIDIR
Tüm bunlar bir kenara hiç kimsenin aklına, Burak Yılmaz, Onur Recep Kıvrak, Juraj Kucka, Vahid Amiri, Olcay Şahan gibi takımın starları kadro dışı bırakıldığında Uğurcan Çakır, Hüseyin Türkmen, Abdulkadir Ömür, Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Ömür gibi isimler altyapıdan gelmişlerdi ve 11’de forma buldular, Trabzonspor’a seviye yükselttiler. Takımı 9’ncu sıradan alıp, 4’ncü basamağa çıkardılar.
Hakemlerin ihaneti olmasa şampiyon yapacaklardı. Hiç kimse, “Daha iki yıl önce U19 takımından A takıma yükselen Ahmet Can Kaplan, 22 resmi maçta oynadı, takım şampiyon oldu. Ahmet Can da 9,5 milyon Euro’ya Ajax’a transfer oldu. Hem de 19 yaşındaydı” şeklinde bir hatırlatma yaparak, Bjelica’nın bahanelere sığının çirkin yüzüne tokat gibi bir yanıt veremedi mi?
Tüm bunlar bir kenara bugün Kuzey Avrupa ülkeleri, Hollanda, Belçika, hatta Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa, İspanya devleri bile altyapıdan Bjelica’nın söylediği şekilde mi oyuncu kazanıyor? Bakın bakalım Barcelona altyapısından nasıl oyuncu oynatıyor?
Geçelim!
Belli ki Nenad Bjelica için gelmeye hazırlandığı günlerde yapılan, “Bu adam tam bir transfer hastasıdır. Birçok oyuncu aldırır, bunların çok azı işe yarar. Aldırdığı oyuncuların çoğunluğu hiçbir katkı yapamaz ve kulübü ekonomik batağa sürükler” değerlendirmeleri ne kadar haklıymış…
Adam altyapıdan oyuncu kullanmamak için bin dereden su getiriyor da, içinde bulunduğu kulübün tarihinde altyapıdan gelip, A takımda zirve yapan isimlerin hiçbirinden haberinin olmadığı da ortaya çıkıyor. Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetimi takımını yönettiği kulübe ve futbol gerçeğine bu kadar yabancı bir isimle yola devam ederse kendi felaketlerini de hazırlarlar. Bu çok önemli değil ama Trabzonspor’u felakete sürüklerler.
UMUT’U SAVUNURKEN DÜŞTÜĞÜ AÇMAZ!
Bjelica’nın basın toplantısında Umut Bozok’u savunması da bir başka çelişkiyi ve tüm diğer oyuncuları olumsuz etkileyecek süreci hızlandırmaya yeter de artar bile…
Çünkü hem maçtan sonra, hem de basın toplantısında, Umut Bozok’un ne kadar özverili çalıştığını, ne kadar uyumlu olduğunu, nasıl da başarılı olmak için kendini paraladığını anlattı Hırvat Teknik Direktör…
Taraftarın kendisine olan tepkisini de eleştirdi. Bu noktada haklı ama oyuncuyu oynatmak için ortaya koyduğu kriterlerden sonra insanın, “Demek ki diğer futbolcular Umut Bozok’un yarısı kadar bile özverili değil, başarılı olma arzusu taşımıyorlar” anlamını çıkarması işten bile değil… Bjelica bir oyuncusunu oynatmanın gerekçelerini oluştururken, diğer tüm futbolcuları taca attığını bile fark etmiyor.
Belli ki bugüne kadar çalıştığı hiçbir kulüpte, Trabzonspor’da yaşadığı baskıyı hissetmeyen ve bunun sonucu olarak da sağduyusunu kaybedebilen, her konuda mutlaka söyleyecek bir sözü, üretecek mazereti bulunan bir teknik adamla karşı karşıyayız.
Abdulkadir Ömür gibi 7 yıldır Süper Ligde oynayan, Eren Elmalı gibi üç yıldır A milli takımda forma giyen oyuncular için bile genç tanımlaması yapabilen Nenad Bjelica’nın Trabzonspor’a verebileceği hiçbir şey yoktur. Onun kişiliği almaya odaklıdır ve daha önce de söyledim, “Ne kadar çabuk gönderilirse kulüp o kadar karlı çıkar…
Ama bir şartla…
O da, Sergen Yalçın gibi vizyonu yerlerde sürünen, bilimsel anlamda futbolun gerçeklerini uygulamaktan aciz, tembel, at yarışlarını işinden çok seven bir teknik adama takımı teslim etmemektir…
Saygılarımla…
Yorumlar
Kalan Karakter: