Dünya Kupası öncesinde lig tatile girmeden son karşılaşmada Trabzonspor, Ankaragücü önünde kendini mutlak kazanmak zorunda hissedeceği bir 90 dakikaya çıktı. Kazanmak zorunda hissetmekten başka çaresi yoktu; çünkü lider Fenerbahçe ile aradaki puan farkı tam 7’ye çıkmıştı, bunun daha da açılması, Kasım ayını bekleyen Abdullah Avcı’nın kafasında hangi planlar varsa, tümünü de çöpe atabilirdi. Bu nedenle beraberlik bile maç öncesi Bordo-Mavililer için ölümcül bir darbeydi. Ancak takımın en önemli gol silahları Anastasios Bakasetas ve Muhammed Trezeguet’in sarı kart cezalısı olması büyük handikaptı. Bu isimlerin yerine forma giyecek oyuncuların özellikle rakip ceza alanı çevresindeki etkinliklerinin üst seviyede olması kazanmak için olmazsa olmazdı. Kafalarda soru işaretleri bir hayli fazlaydı.
Trabzonspor için böyle bir havada başladı Başkent’teki zorlu karşılaşma…
Maçın ilk 45 dakikası bir Trabonzonspor’a, bir Ankaragücü’na gitti geldi. İki takım da zaman zaman oyun üstünlüğünü ele geçirdi ama pozisyonu az bir ilk yarı izletti bize… Bordo-Mavili ekipte Gbamin, Yusuf Yazıcı, Bardhi başta olmak üzere birçok futbolcu rahat pozisyonda topları rakibe kaptırınca Ankaragücü ilk dakikalarda daha etkili gibi gözüktü. Marek Hamsik dışında orta alanda ne yaptığını bilen bir oyuncu yoktu. Özellikle Abdulkadir ve Yusuf sürpriz koşularla ve Gomez’in boşalttığı alanlara doğru, yani savunma arkasına koşular yaparak, rakibin dengesini bozmak istedi. Böyle bir atakta sadece Hamsik’in nefis bir topuyla altı pasta buluşan Abdulkadir ile bu girişimi net bir sonuç verdi ama bu da golle sonuçlanmadı. Abdulkadir de, Yusuf Yazıcı da, Enis Bardhi de genel anlamda çok etkisizdi. Gbamin’in de zaman zaman top kaptırması orta alan üstünlüğünün ev sahibi ekibe geçmesine sebep oldu.
MÜCADEESİ YÜKSEK POZİSYONU AZ BİR 45 DAKİKA
Ankaragücü’nü organize eden isim Taylan Antayalı’ydı. Belki de bu sezon en iyi futbolunu oynadı ilk 45 dakikada bu oyuncu… Sanırım Galatasaylılar izlerken kıskanmıştır ama bu oyuncuya özellikle ön bölgedeki isimler ayak uyduramadı. Sağbek Yasin de çok iyi çıkışlar, etkili ortalar yaptı ama özellikle Sow final anlarındaki etkisizliğiyle bunları değerlendirmekten uzak kaldı.
Ankaragücü iki kez de Bordo-Mavili futbolcuların hatalarıyla pozisyon buldu . Birinde Enis Bardhi, diğerinde Vitor Hugo bu seviyedeki takım oyuncularına yakışmayacak pas hatalarıyla rakibe mutlak pozisyon yarattılar ama Ankaragücü’nün bunları değerlendirecek yeteneği yoktu. Sonuç olarak ilk yarıda mücadele üst düzeydi, sahada tam bir savaş vardı ama pozisyon zenginliği açısından olumsuz bir 45 dakika izledik.
Maçın hakemi, özellikle Ankaragücü futbolcuları ve yedek kulübesinin itirazına sebep olan iki penaltı potansiyeli olan pozisyonu da çok iyi süzerek devam ettirdi. Ağır çekim tekrarlarda da ne kadar haklı olduğu görüldü. Mete Kalkavan sadece ilk dakikalardaki Gomez’e yapılan net faulü atladı. Maçın ilk yarısının diğer bölümlerinde mükemmele yakın bir yönetim gösterdi.
GOMEZ BİR KEZ TOPLA BULUŞTURULMAZ MI?
İkinci yarı başlarken Abdullah Avcı, ilk yarının verimsiz isimlerinden Yusuf Yazıcı ve Vitor Hugo’nun yerine Denswil ve Djaniny Semedo’yu alarak başladı. Bu değişikliğin yanı sıra orta alanda oynayan Gbamin de ilk yarıdaki gibi top kaptırmayınca Trabzonspor bu yarıya daha hakim başladı ve bir süre bunu sürdürdü. Ardından Abdulkadir’in yerine giden Naci Ünivar’ın da zaman zaman etkili oyunuyla birlikte Bordo-Mavililer birkaç pozisyon buldu ama bunları değerlendirmedi. Özellikle Djaniny’in taşıdığı toplar rakip kalede etkili olacak gibi gözüküyordu ki, zaten bunlardan birinde Maxi Gomez’in yerden ortasında arka direkte Bardhi’nin golü Trabzonspor’a nefes aldırdı. Ama bu golün sevinci uzun sürmedi. Aslında oyuna hakim gibi gözüken Bordo-Mavili ekip, rakibin hızlı hücumlarında kalesinde tehlikeye yaşamaya başladı. İşte bunlardan birinde, kornerden gelen topta Larsen’in kolunu anlamsız şekilde yukarı kaldırması ve topun eline çarpmasıyla ev sahibi penaltı kazandı ve kısa sürede Tolga Ciğerci ile beraberliği yakaladı.
Golün ardından tribün desteğini de alan Ankaragücü, daha etkili ataklar yapmaya başladı. Abdullah Avcı’nın, Hamsik ve Gbamin’i çıkarıp, Umut ile Siopis’i sahaya sürmesinin takıma olumlu bir yansıması olmadı. Hatta orta sahada oyunu organize eden Hamsik’in çıkışıyla birlikte sadece kişisel yeteneklere dayalı pozisyon arayışları vardı ama bunlar da sonuç verecek nitelikte değildi. Ankaragücü ise boşalan Trabzonspor orta sahasını çok çabuk geçip, özellikle son anlarda çok sayıda pozisyon buldu. Hele uzatmanın sonlarında Uğurcan’ın kurtarışı olmasaydı bu maç yenilgiyle sona erer ve hem takım, hem de Abdullah Avcı hedefe konurdu. Neyse ki beraberlik kurtarıldı da büyük tartışmaların fitili ateşlenmedi.
Koca 90 dakika boyunca takımın gol ayağı Maxi Gomez’in bir kez olsun ciddi gol pozisyonuna sokulamaması, ya da ceza sahasında net bir şekilde topla buluşturulamaması Trabzonspor’un bu maçta ortaya koyduğu oyunun bir aynasıydı. Ama her şeye rağmen yine de kazanabilirdi. Olmadı. Sonuçta şunu ifade edeyim ki, lig arasına girerken, elde edilen bu beraberlik, Abdullah Avcı’nın sürekli görmek için temennide bulunduğu bu Kasım ayını tümüyle anlamsız kılabilir. Çünkü başta Fenerbahçe olmak üzere, puan sıralamasında üstte bulunan takımlar yarın ya da Pazar günü kazanırsa, Bordo-Mavililerin zirve adına konuşulacak bir pozisyonu kalmayabilir.
Umarım yanılırım!
Yorumlar
Kalan Karakter: