Daha önce defalarca yazdım, Trabzonspor uzun yıllardır yanlış yönetiliyor. Aslında tarihi boyunca doğruya yakın yönetildiği birkaç evre vardır ve bu süreçlerde de kulüp kimliği açısından önemli ivmeler kazanılmış, ülkeye örnek olmuştur. Bu doğruya yakın yönetildiği bir dönemde şampiyonlara ambargo koymuş, Türk futbolunda devrim yaratmıştır. Diğer dönemler daha kısa sürmüş ama Trabzonspor’un borçları temizlenmiş, şampiyonluğu kovalayacak noktaya gelmiş, siyasi iktidarın tercihiyle, TFF,MHK, hakemler ve İstanbul medyasının çirkin tezgahlarıyla da o kupayı birçok kez hak etmesine rağmen ne yazık ki havaya kaldıramamıştır.
Trabzonspor’u yönetenlerin en önemli sorunu ekonomik krizle baş başa kaldıklarında düşük maliyetli, aklı başında transferlerin yanında altyapıyı belli oranda etkin kullanma becerisi göstererek krizi aşmayı başardıklarında hemen ve hiç zaman kaybetmeden yine pahalı transfer, yıldız eskisi isimlere bel bağlayan politikalara dönüşleridir. Bu noktada Nuri Albayrak yönetimiyle başlayan süreçte, Sadri Şener, İbrahim Hacıosmanoğlu ve Muharrem Usta’nın suçları asla örtülemez. Ahmet Ağaoğlu da göreve geldiğinde nasıl bir maceraperest, popülist olduğunu iyi bilenlerdendik. O dönemde ekibinde Özkan Sümer ve Hayrettin Hacısalihoğlu’nun olması şanstı. Fakat önce Sümer’i tasfiye etti, sonra da Hacısalihoğlu ile yolları ayırıp, dikensiz bir gül bahçesinde Bordo-Mavili kulübün tek egemeni oldu.
İYİ NİYLETLİSİNİZ AMA YANLIŞ YOLDASİNİZ
Bordo-Mavili kulüp ekonomik ve transfer politikası açısından çok yanlış yönetilmesine rağmen, geçen sezon şampiyon olunca sanki her şey doğruymuş gibi algılandı. Kulübü yönetenler de, teknik kadro da, futbolcular da kahramanlaştırıldı. Oysa o günlerde bile, “Bu işin sonu felaket” diyenlerdendik, neyin yanlış yapıldığını anlatırken, neredeyse Trabzonspor düşmanı ilan edildik. Sonuçta aradan daha 3 ay geçmeden kamyon duvara tosladı. Bu toslamanın sonucu da Ahmet Ağaoğlu ve Abdullah Avcı kaçarcasına kirişi kırdılar. Hiçbir hesap vermeden, bir de kahramanlaştırılarak… Oysa bu kulübe, ikisinin de çok büyük kötülükleri oldu. Affedilmeyecek kadar büyük olan bu kötülükler ne yazık ki cezalandırılma yerine ödüllendirildiler.
Ağaoğlu gidince göreve yardımcısı Ertuğrul Doğan talip oldu. Kulüp ekonomik olarak batmıştı ve bu nedenle de rakipsiz olarak Olağanüstü Genel kurulda seçildi. Seçilmeden önce de, seçilirken de, kulübün ekonomik açıdan bulunduğu berbat durumu anlatıp, 5 yıllık bir plandan söz etti, altyapının olmazsa olmazları arasında en başta bulunduğunu ilan etti. Bunun üzerine umutlandık. Geçmişte yaşananlardan ders çıkarmış olduğu izlenimi uyandırdı bizlerde…. Ama daha ilk eyleminde, Avcı’nın ayrılmasından sonra yardımcısı Orhan Ak ile yola devam kararıyla birlikte çuvalladığını gördüm. Oysa biraz tecrübesi olsa Ak’ın da gitmesi ve ya 5 yıllık planlarına uygun yeni teknik direktörü hemen iş başı yaptırması, ya da kulübü geçici olarak bir teknik adama emanet edip, en azından sezonu tamamlaması çok daha uygun olurdu.
SERGEN VE BİLİÇ DÜŞÜNCESİ BİLE SKANDALDIR
Takım bir iki başarısız sonuç alınca da panikle etrafa saldırdı. Sergen Yalçın gibi ehlikeyf, dünya yansa bir bağ otu yanlayacak bir teknik adama yönelmesi bile büyük bir tutarsızlıktı. Adam için mesleği olan futbol, At yarışları ve kumar kadar değer taşımadı ki hiçbir zaman… Sonra Slavan Biliç isminin peşine düştü. Oysa Trabzonspor’un bir yabancı teknik adama değil, 5 yıllık planın sonunda süreklilik arz eden bir şampiyon kadroyu yaratacak isme ihtiyaç bulunuyordu. Yabancı teknik direktör gelir, istediği transferleri yaptırır, en yüksek ücreti de alır. Sonra işler kötü giderken, biraz daha sorun çıkarır, işine son verilmesi için elinden geleni yapar. Ardından da bu amacına ulaşır, cebine bir de yüklü tazminatı koyar ve ülkesinin yolunu tutarken arkada bıraktığı enkazın sonucu ortaya çıkan can kayıplarına bile bakmaz…
Ertuğrul Doğan’ın bu tavrıyla birlikte Trabzonspor’u düzlüğe çıkarmasının mümkün olmadığını, bir kararın arkasında uzun süreli durma iradesini gösterebileceği düşüncesinden hızla kurtulmak durumunda kaldık. Sonra Sayın Doğan’ı ASpor’da canlı yayında izledik. Bakalım neler söyleyecek, sorunları nasıl ifade edecek ve çözüm yollarını ortaya koyarken bir tutarlılık, bir derinlik yaratabilecek mi diye merak ettik? Ama hayal kırıklığına uğradım kendi adıma… Çünkü, Ertuğrul Doğan’ı gerçekten Trabzonspor’u çok seven, fanatik derecede bir Bordo-Mavi aşığı olarak gördüm. Onun heyecanını iliklerine kadar hissettiğini yüzünden anlamak mümkündü. Ama kulüp yönetmekle, fanatik taraftar olmak aynı şey değil. Hele Trabzonspor tarihinin en büyük ekonomik krizini ve saha içi sorunlarını yaşarken, fanatik taraftara değil, aklı başında, sağduyulu, panik yapmayan, sakin, sözleriyle değil, vücut diliyle güven veren bir başkana ve yönetime ihtiyaç var.
ŞAMPİYONLUK AMAÇ DEĞİL ARAÇTIR
Sayın Doğan bir yandan 5 yıllık kalkınmadan söz ederken, altyapıda bir yapısal devrimi diline dolamışken, durmadan şampiyonluktan, yarışmaktan ve taraftara güvence vermekten söz ötmesi hiç de tutarlı değildi. Hepimiz biliyoruz ki Trabzonspor’un önce bir ekonomik kurtuluş mücadelesi vermesi ve bunu kazanması gerekiyor. Ekonomisi bağımlı ne devletler, ne kurumlar, ne kişiler ayakta kalabilir. Sürdürülebilir başarı için üretmek, ürettiğini doğru kullanmak, misyonunu bilmek, ona göre davranmak, vizyonunu oluştururken İstanbul kulüplerinin taklitçisi pozisyonuna düşmemek şarttır. Yoksa işte tesadüflerle ya da şartların getirdiği bir şansla şampiyon olursun, sonra futbolculara ödeme yapabilmek için yana yakıla para aramak zorunda kalırsın. Takım da sahada sürünür ve herkesi utandıracak sonuçlar alır.
Şunu bilin ki, şampiyonluk bir amaç değil, araçtır. O araç seni gerçek amaca, yani topluma futbol kullanılarak doğru yolu göstermek, iyiyi, güzeli, sevgiyi aşılamak, ülke insanına hizmet etmektir. Aslında çok uzun anlatabilirdim, Sayın Doğan’ın açıklamalarının her birinin üzerinde ayrı ayrı durabilirdim. Ama sanırım birkaç örnekle de derdimi ve izlenimimi anlatabildim.
Son sözüm Sayın Başkan’a… Bakın, bu kulübü son 20 yılında yönetenler olarak sizler el birliğiyle batırdınız. Bir şampiyonluk uğruna siyasete yem ettiniz, ekonomisini yok ettiniz. Borç harç içinde yüzdürdünüz. İpotek etmediğiniz tek menkulü ya da gayri menkulü kalmadı. Tam 38 yıl sonra şampiyonluk yaşandı. Anlık coşkular, karnavallar gördük. Peki şu anda siz, yönetiminiz ve taraftar mutlumu, keyifli mi, rahat mı?
Herkes diken üstünde değil mi?
İŞTE YAPMANIZ GEREKENLER SAYIN BAŞKAN!
O halde yapmanız gereken sakin olmak, bunu taraftara da aşılamak, sonra sağduyulu hareketle, dediğiniz 5 yıllık planı adım adım hayata geçirmektir. Bunun için de altyapı başta olmak üzere, Türkiye ya da Avrupa’da ne kadar yetenekli, bu takımda oynayabilecek ya da tamamlayıcı olabilecek Trabzonlu ve Trabzonsporlu oyuncu varda, almalısınız. Çünkü önce aidiyet duygusu yüksek bir takım kurmalısınız. Bu takımı yönetecek teknik adam da yine Trabzonspor’da en zor koşullarda bile, takımın başarısı için çırpınacak lider özellikleri bulunan, takım içi adaleti gözeten vizyonu yüksek ve çalıştığı takımları hep bir adım ileri taşımış yerli bir teknik adama teslim etmelisiniz. Çok hızlı bir şekilde bir Teknik İşler İstişare Kurulu oluşturmalısınız. Bunların parayla çalışması gerekmiyor. Gönüllülük esasına göre kulübe hizmet aşkıyla yanıp tutuşan ama aynı zamanda hem Trabzonspor’un tarihi misyonunu bilen, hem de sizleri sakinleştirme, doğru kararlar aldırma yeteneği yüksek isimlerden oluşmalı…
Sizin yapmanız gereken sakin kalmak, ekonomiyi adım adım rayına oturtacak sponsorlar bulmak, yatırımlar yapmak ve taraftarı yeni sürece alıştıracak bir söylem geliştirmek olmalıdır. Siz, bu kulübün gelirlerinin, bankalara yıllık ana para ve faiz öremesine yetmediğini söylemediniz mi? Koşullar Trabzonspor’u bu kadar dramatik bir olumsuzluğa sürüklemişken aklı başında hiçbir taraftar da, ‘İlla da şampiyonluk’ diye diretmez, arkanızda durur. Sosyal medyada, kendi egosunu bile yenememiş, hayattaki başarısızlıklarını Trabzonspor üzerinden unutmaya çalışan kitlelere kulaklarınızı tıkayın.
Sağduyulu ve Trabzon futbol aklını öne çıkararak hareket edin.
Yoksa tüm iyi niyetinize rağmen, paranızla rezil olmaktan kaçamazsınız.
Benden uyarması!
Yorumlar
Kalan Karakter: