Oynadığı futbol açısından izleyen hiç kimseye şu ana kadar birkaç maç hariç hiç keyif vermeyen Trabzonspor, Abdullah Avcı yönetimindeki şanslı galibiyetleriyle birlikte ilk üç sırada yer kapma mücadelesinde öne geçerken, son haftaların çıkıştaki takımı Başakşehir’i de mağlup edip, lige verilecek araya yüksek moralli ve yeni yıla da zafer elde etmiş bir ekip olarak girmeyi hedefliyordu. Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın hiçbir zaman sürprize yer vermeyen 11 oluşturma anlayışı bu maçta da kendini gösterdi. Yarıda kalan ve hükmen kazanılacak olan İstanbulspor karşılaşmasında bir tek iyi oynayan futbolcu yoktu. Özellikle Berat Özdemir, Larsen ve Eren çok kötü performans sergilemişlerdi. Ama ‘kazanan takım bozulmaz’ mantığıyla Avcı yine güvendiği ekibinden vazgeçmedi. Fakat son Kayserispor’un bu statta galip geldiği düşünülürse, kötü oynayan futbolcularla birlikte Başakşehir karşısında rahat bir 90 dakika da söz konusu gözükmüyordu.
İstanbulspor maçından temposuz bir takıma alışmıştık. İlk yarıda benzer bir Trabzonspor’u izlemeye devam ettik. Her ne kadar rakibi kendi sahasına mahkum etmek için üçüncü bölgede baskı yapmaya çalışan bir takım olsa da, Bordo-Mavililer, Başakşehir’in çıkışlarını engellemekte zorlandı. Konuk ekip, hücumdan daha çok kendi alanında, hatta ceza alanı çevresinde top çevirip, Trabzonspor futbolcularını üzerine çekmeyi düşünerek oynamasa belki daha etkili olabilirdi. Ancak çok ağır bir oyun anlayışı içinde, sürpriz birkaç hızlı çıkışla sonuca gitmek isteyen Başakşehir, bir pozisyonda istediğini aldı. Bunda da Figeiredo’nun altı pasa ortasında Pelkas gibi 1.68 santimetrelik bir oyuncunun kafa vurup gol atması, uzun boylu Trabzonspor stoperleri için utanılması gereken bir durumdu. Ama bu pozisyonda Pelkas altı pasta bom boştu. Bordo-Mavili stoperler neredeydi merak konusu…
İLK YARIDA HERKESİ UYUTTULAR!
Aslında Trabzonspor’un oynaması gereken oyun formatı belli… Topla çok az oynayarak, rakip aut çizgisine kadar inmek, buradan da Edin Visca, Trezeguet, Eren Elmalı ve Larsen ile altı pas civarına kafa hizasında ortalar yapmaktı. Ne yazık ki ilk 30 dakikada buna benzer tek bir pozisyon bile yoktu. Sadece ara sıra ortadan savunma arkasına atılan toplarla birlikte gol arayışı oldu fakat bunlar sonuç alıcı değildi. Bordo-Mavili ekip bir kez 31’nci dakikada rakip ceza çizgisinin yanına kadar indi, Larsen ile ortayı yaptı ve Onuachu’nun kafa vuruşu direkten döndü. Üç dakika sonra Mendy’nin attığı golün de kornerden ve bir Onuachu’nun hava topu mücadelesinden kaynaklı olduğunu hatırlatmaya gerek yok. Kanatları iyi kullanamayan özellikle Visca ve Trezeguet’in etkisiz oyununa, Eren’in de hem hücuma gerekli desteği verememesi, hem de kendi koridorunu kullanamaması Trabzonspor’un etkisiz kalmasına sebep oldu. Bunlara bir de Abdulkadir ve Bakasetas’ın bir kez adam eksiltme, üçgenler yapma, duvar paslarıyla rakip savunmayı aşma ya da derin ve kaliteli topla savunmayı kontra yakalama gibi eylemleri olmayınca ortaya temposuz, kalitesiz bir takım çıktı.
İkinci yarıya Abdullah Avcı, Larsen’i çıkarıp, Mehmet Can’ı oyuna alıp bir hamleyle başladı. Eğer sakatlık yoksa ve mutlaka değişiklik yapılacaksa bu Larsen olmamalıydı. Çünkü ilk yarıda bölgesini iyi savundu, birkaç kez de iyi çıkış yaptı ve pozisyon yarattı. Bir bek çıkacaksa bu Eren olmalıydı, çünkü hem kanadını kötü kullandı, hem de rakibe atak olanakları sağladı. Bu yarıya Trabzonspor birkaç etkili pozisyon bularak başladı dersek abartmış olmayız ama bunda Bordo-Mavililerin yeteneklerinden çok Başakşehir savunma oyuncularının çıkarken yaptıkları hataların rolü büyüktü. Gerçi bu hatalarda kuşkusuz Trabzonspor futbolcularının önde baskısı önemliydi ama yine de konuk ekip oyuncuları gereksiz top tutma alışkanlığının sonucu pozisyonları verdi. Zaten Trabzonspor’un bu baskılı oyunu ve pozisyon zenginliği de fazla sürmedi.
TEMPOSİZ VE YETERSİZ FUTBOL
Ligde üçüncü basamakta bulunan ve kadro kalitesi rakibinden çok daha iyi olan Trabzonspor ne yazık ki orta sahasındaki oyuncuların pas bağlantı yeteneklerinin zayıflığı, kanat oyuncularından özellikle Trezeguet’in ne yaptığını bilmeyen tutumu, beklerinin hücuma hiç destek verememesi nedeniyle silik bir oyun ortaya koydu. Larsen’in yerine oyuna giren Mehmet Can’ın sürekli geri pas yapması, Mendy’nin uzun toplarla çıkma çabalarının tümünün boşa gitmesi ve topu dağlara taşlara atması da hem oyun kalitesini azalttı, hem de atak sayısının artmasına izin vermedi. Abdullah Avcı’nın 72’nci dakikada Onuachu’yu da oyundan çıkarması kuşkusuz kanat oyuncularına olan inancının bitmesinden kaynaklı olabilir ama yine de sahadan son çıkacak isimlerden biriydi Nijeryalı futbolcu…
Avcı’nın bir de artık takım kötü oynarken ve önde değilken şu Abdulkadir’i oyundan alması yok mu? Sanki özel olarak bu oyuncuyu yuhalatmak ister gibi… Avcı, özellikle Papara Park’Eta Abdulkadir’i ya ilk yarı sonunda çıkarmalı, ya da 90 dakika sabretmeli… Yoksa tribünler böyle yuhalar ve oyuncuyu kazanmak için de zaman harcamak zorunda kalırsın… Maçın son dakikalarında Başakşehir’in skoru tutma çabasıyla çok geriye çekilmesi, sonradan oyuna giren Pepe’nin hücuma olumlu katkısıyla birlikte son dakikalarda Bordo-Mavili takım iyi yüklendi, birkaç net pozisyon da buldu ama bunları değerlendiremeyince de beraberlik kaçınılmaz oldu. Sonuçta futbolun can çekiştiği son dönemlerde, Trabzonspor ve Başakşehir, oyunun genelinde izleyenleri uyutan bir oyun ortaya koyarak, futbolu sevimsiz hale getirdiler dersek abartmayın sanırım.
Son söz de hakeme… Volkan Bayaslan’ı zora sokacak bir pozisyon olmadı, futbolcular da iyi niyetli olduğu için hakem açısından tartışılacak pozisyon olmadı ve bu açıdan temiz bir karşılaşma izledik.
Yorumlar
Kalan Karakter: