Trabzonspor’un, Alanyaspor faciasını yaşamasından sonra Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın etrafında dönen çalkantılı günlerin sona ermesi için Başakşehir karşılaşmasında 3 puan almaktan başka şansı yoktu. Geçen sezonun fırtınasından eser hissedilmediği bugünlerde, kendisi gibi zirveye tutunma çabasındaki rakibini mağlup etmesi, Bordo-Mavililerde yaşanması muhtemel zor günlerin ertelenmesine, belki de tümüyle ortadan kalkmasına sebep olacaktı. Avcı’nın karakteri gereği maça radikal kararlar alarak, büyük değişikliklerle damga vuracağı bir 11 beklentisi yoktu. Takımda sadece Larsen kulübeye çekilmiş, yeniden lisans çıkarılan Brezilyalı Bruno Peres sağbekte görevlendirilmişti. Bir de genç Naci Ünüvar’ın yerine Djaniny Semedo sahaya sürüldü.
Maxi Gomez’in dönüşüyle, Umut Bozok’un kulübeye çekilmesi, Vitor Hugo’nun cezalı, Gbamin’in de sakatlığı nedeniyle stoperde zorunlu olarak Stefano Denswil’in oynaması seçeneği kullanıldı. Takımın 5 günde kendini toparlayıp toparlayamayacağı, tüm tepkisini içinde saklayarak stadın yolunu tutan ve tribünleri büyük oranda dolduran taraftara bir ödül verilip verilemeyeceği ve uzun süredir yıkılmayan Akyazı Şenol Güneş Spor Kompleksi’ndeki başarıların devam edip etmeyeceği maç öncesi merak edilen konu başlıklarıydı.
TRABZONSPOR İLK YARIDA TAKIM SAVUNMASINI BAŞARIYLA YAPTI
Trabzonspor her maçta olduğu gibi önde baskıyla başladı ama savunma güvenliğini de önde tutmayı unutmadı. Başakşehir topla çok daha fazla oynayan, daha fazla pas yapan takımdı ama Bordo-Mavili ekip, takım savunmasını o kadar iyi yaptı ki, kanatları Bruno Peres ve Eren Elmalı, orta bölgeyi Siopis ve Abdulkadir ile çok iyi kapattı. Önde oynayan Bakasetas, Trezeguet, Djaniny ve Gomez de rakip savunma oyuncuların doğru, dikine pas yapmasını engellediler. Perez Serdar’ı, Eren Deniz’i çok iyi kapattı. Başakehir kanatları kullanamayınca, kendi sahasında geriye ya da sürekli yana pas yapan bir anlayışla tehlike olmaktan uzaktı. Trabzonspor'da orta alanda Abdulkadir çok çalışkan, etkiliydi. Siopis de ona ayak uydu. Bakasetas uzun süredir ilk kez forvet arkası gibi oynadı. Attığı paslarla Trezeguet ve Djaniny’e pozisyon hazırladı ama bu oyuncular etkili değildi. Gomez, arkadaşlarına iyi duvar oldu ama pozisyona girmekten uzaktı.
Maç aslında heyecandan, coşkudan uzaktı. Bu coşkusuzluğu bozan Bakasetas’ın gol olması olanaksız gözüken, belki de en kötü şutunu çektiği anda, kaleci Volkan Babacan’ın meşin yuvarlağı bacaklarının arasından kaçırması, Trabzonspor için şans golüydü. Bu golden sonra kendi alanını daha iyi koruyan bir Trabzonspor vardı. Öyle ki Başakşehir, 45+8’nci dakikaya kadar pozisyon bulamadı bile… Bu dakikada da duran topta Ndayishiviye’nin altı pasta vuruşunu kaleci Uğurcan çıkarmayı başardı ve beraberliği oynadı. Trabzonspor bu maçın ilk yarıdaki futboluyla, Abdullah Avcı’nın ilk geldiği günlerini hatırlattı. Belli ki Alanyaspor maçında takım savunmasının kötü yapılmasından ders çıkarılmış ve gol atıp, bunun üzerine yatma yoluna gidilmesi amaçlanmıştı. Bu da ilk yarıda meyvesini verdi.
ŞANS YARDIM ETTİ VE OLASI KRİZ SON BULDU
İkinci yarı, ilk yarıya göre futbol ve pozisyon açısından çok daha üst seviyedeydi. Eğer Bordo-Mavili ekip, Başakşehir’e uyguladığı baskıyla birlikte ilk 10 dakikada girdiği 3 pozisyondan birini ya da ikisini değerlendirseydi, karşılaşmayı kazanmayı garantilemiş olurdu. Ama Maxi Gomez ve Bakasetas’ın vuruşlarını Volkan önleyince, bir de Trezeguet mutlak gol pozisyonunda ne yaptığını bilmez hareketleriyle rakip fileleri bulamayınca Başakşehir oyuna asılmaya ve daha etkili oynamaya başladı. Trabzonspor ise savunma yaparak, daha önceki rauntları kazanmış boksör gibi galibiyeti korumaya çalıştı. Bu da konuk ekibi iştahlandırdı. Sağlı sollu ataklarla Bordo-Mavili takımın kalesini bunalttı. Bir topları direkten döndü, birkaç net pozisyonda Uğurcan Çakır, kaptan olarak gemisini kurtaran kaptanlığa soyundu. Bir hafta önce yediği gollerden dolayı darağacına çekilen Uğurcan bu maçta çok güven verdi, kusursuz oynadı ve eleştirileri de boşa çıkarmış oldu.
Takımın en çalışkan isimlerinden biri Abdulkadir Ömür’dü. Ama ne hikmetse Teknik Direktör Abdullah Avcı oyundan Djaniny ile birlikte ilk onu çıkardı. Doğucan ve Naci sahaya sürülürken, artık tek hedefin savunma olduğunu da ortaya koymuş oldu. Sonrasında çıkanlar Bakasetas ve Bruno Peres’ti. Bu kez de bal yapmaz arı Bardhi ve yine etkisiz eleman Larsen’di. Bu değişiklikler, Başakhehir’in etkisini daha da artırdı. Ne hikmetse haftalardır hiçbir şey üretmeyen, maçta da takımın el fireni, ne yaptığını bilmeyen en baş kahraman(!) Trezeguet yine 90 dakika sahada tutuldu. Sanki sahada kalmak için özel bir anlaşması vardı. Neyse ki Başakşehir oyuncuları final paslarında ya da vuruşlarında çok alt düzeyde iş üretti de, Trabzonspor’un başına bir çorap örülmemiş oldu. Maçın hakemi Ali Şansalan da kritik bir hata yapmadan 90 dakikayı tamamladı. Sonuçta Trabzonspor, çok büyük krizleri yaşayabileceği bir süreci, şampiyonluk yarışında varlığını sürdüren bir rakibi mağlup ederek rahat bir nefes aldı. Ancak bu futbolla zirve yarışının içinde bulunmasının söz konusu olmadığını gösterdi. Umarız özgüvenini tam kazanır ve “Bu yarışta ben de güçlü bir şekilde varım” der… Yoksa 3 puana rağmen kayıp bir sezonu yaşamış olur.
Yorumlar
Kalan Karakter: