MUHTEŞEM İLK YARIYLA GELEN ZAFER!
Avrupa Kupalarında son yıllarda başarısız performanslarıyla taraftarını bir hayli üzen Trabzonspor, mevcut sezona Şampiyonlar Ligi Gruplarını aşma hayaliyle başlamış ancak UEFA Avrupa Ligine mahkum olmuştu. Grubundaki takımlara bakıldığında da çok rahat ilk ikiye girip, yoluna devam etmesine kesin gözüyle bakılıyordu.
Ancak piyasa değeri de, oynadığı liglerin basitliği de Türkiye’nin ve Trabzonspor’un çok altında olan Ferencvoraş, Monaco ve Kızılyıldız gibi takımlara karşı alınan mağlubiyetler Bordo-Mavilileri öyle noktaya getirdi ki, gruptaki son maçını kazansa bile en iyi ihtimalle UEFA Konfederasyon Kupasında oynamaya mahkum hale getirmişti. Tüm umutlarını Monaco-Kızılyıldız karşılaşmasından çıkacak sonuçtu. Yani sonuçta hedef Şampiyonlar Ligi, gerçekler Konfederasyon Kupası olabilirdi. Hatta Avrupa dışında kalma da seçeneklerden biriydi.
Bu nedenle Ferenvaroş maçında Bordo-Mavili futbolcuları stresli bir 90 dakika bekliyordu. Gruptan çıkmayı garantileyen Macar ekibi ise psikolojik açıdan çok rahattı. Kadrolar açıklandığında büyük bir sürpriz sanırım görenleri şaşkına çevirmiştir.Kızılyıldız maçının 11’nden Enis Bardhi’nin yerinde Abdulkadir’in oynayacağına kesin gözüyle bakılıyordu, Gbamin de dinlendirilirken, Siopis ön liberoda tercih edildi. Ama Maxi Gomez’in yokluğunda Umut Bozok’un sahada olması bekleniyordu. O olmazsa, Djaniny’nin santrafor olarak kullanılacağı düşünülüyordu. Ama Abdullah Avcı herkesi ters köşe yaptı ve Yusuf Yazıcı’yı oynatmayı uygun buldu. Bu tercihin oyuna ve sonuca yansıması merak konusuydu.
Ve maç bu gerçekler ve duygular içinde başladı…
GERÇEK BİR FIRTINA GİBİ BAŞLADI
Beklendiği gibi Trabzonspor önde baskıyla ve atak başladı oyuna… Bunun sonucu olarak da birkaç kez rakipten top çalındı ya da pas arası yapıldı ve henüz 6’nci dakikada Siopis çabukluğuyla kazandığı topla başlattığı atakla taktiğin meyvesini veren pozisyonu hazırladı.
Hamsik, Trezeguet ve nihayet Bakasetas’ın enfes vuruşuyla Bordo-Mavili ekip maça adeta 1-0 önde başladı. Bu da beklediğinden de iyi bir erken başlangıçtı. Artık yapılması gereken daha temkinli bir oyun ve doğru hamlelerle farkı açacak gol ya da goller bulmaktı. Bu şansı da daha 12’nci dakikada yakaladı ama Trezeguet’in vuruşunun direkte patlayıp auta çıkması şansızlıktı.
Bordo-Mavili takım orta alanda özellikle Hamsik’in başlattığı ve tümüyle ustalık kokan ataklarıyla, Trezeguet’in sol kanadı harika kullanmasıyla, Bakasetos’ın yardımcı aktör ve bitirici tarzıyla birlikte Ferenvaroş’u adeta kum torbasına çevirdi ve oyunun ilk bölümünde rakibini abandone etti ama net pozisyonlar harcanınca farkın açılması engellenmiş oldu. İlk 30 dakikada Trabzonspor pas arası yapmayı, topla rakibin arasına girmeyi, kazanılan toplarla hücuma çıkmayı o kadar iyi uyguladı ki rakip kalede sürekli tehlikeler yaratırken, Uğurcan’a geri paslar dışında top bile gelmedi. Ancak daha sonraki dakikalarda Ferencvaroş’un hafif hafif kaleyi yoklamaya başlaması dikkat çekiciydi ve rakibin ağır ağır oyuna ısınma turları içinde olduğunun göstergesiydi. Buna izin verilmemesi, çünkü rakibin cesaretlenmesiyle oyunun ilerleyen bölümleri tehlikeli anların başlamasının habercisi olabilirdi .
Bu yarıda Abdulkadir Ömür’ün inanılmaz çalışkanlığı, rakipten top çalması, sade ve etkili oyunu özlediğimiz “Yerli Messi”nin dönüş sinyalleri gibiydi. Yusuf da forvette gezgin santrafor gibi oynadı, zaman zaman orta alana kadar gelip arkadaşlarına yardımcı oldu. Gol için fırsat da buldu ama istediğine ulaşamadı. Bir de gol atsaydı onun da dönüş maçı olabilirdi.
İlk yarı bittiğinde, Trabzonspor 1-0 öndeydi ama futboluyla çok daha fazlasını hak etmişti. Bu sezonun en iyi futbolunu izletti bize bu 45 dakikada Bordo-Mavili takım…
İKİNCİ YARIDA ŞANS BORDO-MAVİLİ TAKIMIN YANINDAYDI
İkinci yarıda daha dengeli bir futbol dikkat çekiyordu. Ferencvaroş gol bulmak için biraz daha risk alarak önde oynama çabası gösterdi. Daha fazla pas yaptı. Koruk ekip oyuncularının geliştirdiği çok pasa dayalı oyunda, tehlike yaratamamasının tek nedeni final paslarında ya da hareketlerindeki dikkat eksikliği, ya da beceri zayıflığıydı. Trabzonspor da buna benzer bir oyun anlayışıyla karşılık verdi. Ancak Bordo-Mavililerde ilk yarıdaki coşku yoktu. Bunda skorun verdiği rahatlık kuşkusuz önemli rol oynadı. Abdullah Avcı takımdaki yorgunluğu dikkate alarak 62’nci dakikada Djaniny ve Gbamin’i sahaya sürerken, yorulan Hamsik ve Yusuf Yazıcı kenara alındı. Böylece hem orta sahadaki direnci artırmayı, hem de forvette yardımcı santrafor olarak sayısız maça çıkmış bir oyuncuyla, daha etkin olmayı amaçladı.
Abdullah Avcı ikinci hamlesini Abdulkadir ve Bakasetas’ı oyundan alıp, yerlerine Naci Ürüvar ve Enis Bardhi’yi alarak yaptı. Avcı’nın oyuna ilk ve ikinci müdahaleleri yeni bir dinamizm kazandırmaktan uzaktı ve yazık ki oyuna da skora da bir katkısı olmadı dersem sanırım yanlış düşünmüş olmam. Öyle ki bu değişikliklerden sonra Ferencvaroş çok daha tehlikeli ataklar geliştirdi ama son vuruş eksikliği gol bulmalarını engelledi. Bordo-Mavili ekip oyundan düşmüş görülürken, özellikle hem orta alanda rakibin çok pas yapmasına izin verdi, hem de kanatları boş bıraktı.
Rakibin bu bölgelerden pikniğe gider gibi gelmelerinin önüne geçilemedi ama rakip bu ataklarda gol bulamadı ve maç da Bordo-Mavililerin istediği sonuçla bitti ancak Monaco’nun galibiyet haberiyle UEFA Konferans Ligine düşmenin sevinciyle-hüzün arasında bir duyguyu yaşadı.
Son sözüm maçın hakemiyle ilgili olsun;
Maçın Alman hakemi muhteşem bir yönetim gösterdi.Bu hakemi izlerken, verdiği doğru kararlar, oyunun akışını hiç sekteye uğratmamasıyla Türk hakemlerinin bu maçta onu izlemesini ve örnek almasını çok isterdim doğrusu…
Yorumlar
Kalan Karakter: