İki hafta üst üste ligde kazanıp, Avrupa arenasında Monaco yenilgisiyle üzüntü yaşayan Trabzonspor için Kasımpaşa maçı, hem bir adım daha zirveye yaklaşma, hem de geçen hafta yaşadığı üzüntüyü hafifletmek için önemli bir dönemeçti. Rakip, Şenol Can yönetiminde çıktığı son 5 maçın 4’ünü kazanmanın özgüveni ve morali içindeydi. Yani hafife alınmamalıydı. Bordo-Mavililer de özellikle ligde, şartlar ne olursa olsun, sonuna kadar savaş verip, kazanmanın yolunu bulma açıdan belki de en etkili takım olarak öne çıkıyordu.
Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Kasımpaşa kadrosunu belirlerken 4 gün önceki Monaco karşılaşmasındaki 11’den Bardhi’nin yerine Bakasetas’ı, Denslwil’in yerine de Marc Bartra’nın yanına Vitor Hugo değişikliğiyle yetindi. Bana göre Monaco maçında 3 golde de hatası bulunan Bartra-Hugo rotasyonunu daha doğru gibi olduğu görülüyordu. Ama Avcı’nın tercihine söyleyecek bir şeyimiz olamaz. Tabii ki maç içinde savunmanın ortaya koyacağı performansın takıma bir olumsuzluk yüklememesi halinde…
Maçın ilk dakikalarında Trabzonspor’dan rakip alanda yoğun baskısını bekliyorduk ama böyle olmadı. İki takım da birbirini kontrol ederek oynamaya çalıştı. İlk yarının ilerleyen dakikalarında da oyunun coşkusu, heyecanı çok düşük, beklenen futboldan uzaktı. Bunda iki takımın da anlamsız top kayıpları, yanlış pasları önemli rol oynadı. Bordo-Mavili takım rakipleri karşısında özellikle gol yedikten sonra gösterdiği coşkuyu, baskıyı, rakibi bunaltan kazanma arzusunu, ne yazık ki oyun golsüz devam ederken gerçekleştiremiyor. Bunu Kasımpaşaspor maçında da bir kez daha yaşayarak gördük.
İLK 45 DAKİKADA 2 TEHLİKELİ ATAK… BU DA 45 TAKİKANIN KALİTESİNİ GÖSTERİR SANIRIM
Oyunun 15’nci dakikasından sonra Trabzonspor takip kaleyi baskı altına aldı. Pas aralarını yapıp, Kasımpaşa oyuncularını hataya zorlamanın sonucunda yaratılan baskıda sadece 20’nci dakikada Trazuguet’in altı pasa yaptığı ortayı, Bakasetas’ın zoru başararak kafayla auta atması Bordo-Mavililer adına tek ahlanıp vahlanılacak pozisyondu. Bu pozisyona konuk ekip ise 29’ncu dakikada Eysseric’in uzak mesafeli serbest vuruştan köşeye giden topunu Uğurcan’ın kornere çelmesiyle karşılık verdi. İlk yarı saç baş yolduracak, hop oturup, hop kaldıracak, tribünleri zıplatacak tek bir atraksiyon bile gerçekleşmedi.
Trabzonspor’u bir 45 dakika içinde ilk kez bu kadar yavaş, baskısız izleme zahmetine katlanmak zorunda kaldık. Kanatların hücuma çok az katılması, orta sahanın fazla pas hatası, oyunun kalitesini düşüren önemli etkendi. Burada bir de Bartra’dan söz etmek istiyorum. Topu oyuna iyi soktuğu gözlenen İspanyol oyuncu, ne yazık ki her müdahalesiyle yürekleri ağızlara getirmeye devam ediyor. Üç kez rakibe baskı yaptı, hepsinde de faule sebep oldu. Bu yönüyle nasıl Barcelona ve Dordmund gibi takımlarda oynadığına anlamakta zorlandım desem hata etmemiş olurum.
İlk yarıda tribünlerin tepkisine neden olan 45’nci dakikada kaleci Ertuğrul Taşkıran’ın, Trazeguet’i düşürdüğü pozisyon bana göre penaltı değildi. Çünkü, Ertuğrul, Trazeguet’den önce topa müdahale ederek kornere göndermişti. Yani penaltı kararı çok ucuz olurdu.
AVCI TÜM RİSKLERİ ALDI AMA SONUÇ DEĞİŞMEDİ
İkinci yarıya Abdullah Avcı, Siopis’in yerine Djaniny’i alarak başlarken, çok daha atak bir oyun oynayacağının sinyalini verdi. Trabzonspor bu yarıya beklendiği gibi daha atak ve etkili başladı. Futbol açısından olumlu bir görüntü olmazsa da rakip alanda çok fazla gözüken, daha tempolu oynayan, golü arayan takımdı Bordo-Mavililer… Ama 57’nci dakikada organize atakta Hamsik’in sert şutunu Ertuğrul’un müthiş bir refleksle önlemesi akılda kalan anlardan biriydi. Bu dakikalarda iki takım da orta sahaları çabuk geçiyor ve her an gol atılabilecek organizasyonların varlığı umut veriyordu. Avcı bunu fark edince takımın bir türlü gol bölgelerinde etkili olamamasının sonunda bu kez Hamsik ve Yusuf Yazıcı oyundan alınıp, Gbamin ve Umut Bozok sahaya sürüldü. Artık çift forvetle daha etkin bir takım bekleniyordu ama Kasımpaşa’nın kendi ceza alanına çok gömülmesinin yarattığı baskının dışında öyle ahım şahım pozisyon zenginliği ara ki bulasın cinsinden dakikalar izledik.
Ancak bu değişiklikler de fazla bir anlam ifade etmedi. Bu kez Abdullah Avcı tam bir kamikaze inişi gerçekleştirmek istedi ve stoper Marc Bartra’yı alıp Enis Bardhi’yi oyuna aldı. Bu değişiklikle Gbamin savunmanın ortasına geçti oyunu buradan kurmaya çalıştı. Bazen rakip yarı alana kadar inerek takımın ataklarını başlattı ama özellikle Trezeguet, Maxi Gomez ve Djaniny’in etkisiz oyunu, Bakasetas’ın şut denemelerinde bir türlü isabet kaydedememesi, kanat bindirmelerinde Eren ve Larsen’in istenilen kaliteli ortaları yapamaması ve forveti besleyememesi görülen eksiklerdi. Sahanın en kötülerinden Gomez’in oyundan alınıp, Abdulkadir’in girmesi de oyun kalitesini değiştirmedi ve bu sezon son haftalardaki en tatsız, tuzsuz maçı bitirirken, skor tabelasında iki takım adına gol de üretmemişti.
Bu beraberlik özellikle Başakşehir’in yenildiği , Adana Demirspor ve Konyaspor’un puan kaybettiği haftada Trabzonspor’un çok arayacağı bir 2 puanın kaybı olarak nitelendirilmelidir. Futbol tatmin edici olmasa da kazanılabilir bir karşılaşmaydı. Bir puan alındı ama hem liderlik, hem de çok önemli avantaj kaybedildi.
Yazık oldu!
Maçın hakemi Hüseyin Göçek, zorluğu olmayan karşılaşmada kader hatası yapmadan 90 dakikayı tamamladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: