Trabzonspor için Hatayspor maçı çok önemliydi. Çünkü ligde son 2 maçını farklı kazanmıştı ve artık takımdan beklentiler üst düzeye çıkmıştı. Bu maçtan puan kaybıyla ayrılma halinde bu yükselen beklentiler bir anda yerle bir olabilirdi. Ayrıca bu sezon üst üste üç maç kazanmayı da hedefliyordu. Bir başka önemli hedef de Bordo-Mavili takıma karşı Süper Ligde futbolcu ve teknik adam olarak hiç kaybetmeyen Volkan Demirel’e iyi bir ders vermek ve bu sezon henüz yenilmeyen Hatayspor’a da ilk acıyı tattırmaktı. Nenad Bjelica sakat olmayan oyuncular dışında maça ideal 11 ile çıktı. Beşiktaş’ı farklı yenen kadro sahadaydı. Bu da doğru bir karar gibi görülüyordu. Sonuç olarak kazanacak bir Trabzonspor, kayıpsız Fenerbahçe ve takipçisi Galatasaray ile yarışa iddialı devam edebilmesi için mutlak suretle 3 puana ulaşması gerekiyordu. Bu da ancak Bjelica’nın yönetmenliğine ve sahadaki futbolcuların yeteneklerine ve isteklerine bağlıydı.
Maçın ilk yarısında, Beşiktaş maçındaki Trabzonspor’dan eser yoktu. Gerçi Beşiktaş maçında da özellikle ilk 25 dakikada pas oyununda da rakip kalede tehlike yaratmakta da yoktu Bordo-Mavililer ama yine de birkaç organize iş gerçekleştirmişti. Hatayspor karşısında beklenmedik ölçüde kötü görüntü veren bir Bordo-Mavili ekip vardı sahada… Ev sahibi ekip çok daha iyi pas yapıyor, ceza alanına kadar iniyor,, hatta aut çizgisine kadar getirdikleri toplarla sürekli golü koklamaya çalışıyordu. Fakat Hatayspor final toplarında çok kötü tercihler yapınca ya da Trabzonspor savunması doğru hamlelerle rakip forvetlerin şutlarına yerinde müdahalelerle kornerle keserek belki de geriye düşmeyi önlüyorlardı. Bordo-Mavili ekipte Beşiktaş maçının başarılı isimlerinden Enis Bardhi ilk yarıda sahada neredeyse hiç yoktu. Edin Visca da attığı gole kadar etkisizdi. Yine Beşiktaş maçının en sivrilen isimlerinden olan Batista Mendy de rakip oyuncuların hızlı ve doğru pas trafiği karşısında aciz durumlara düştü. Hatta rakibi arkadan çekerek sarı kart gördü. Bu oyuncu 37’nci dakikada da yine tartışmalı bir formadan çekişe imza attı ama orta hakem Burak Şeker bunu görmezden gelerek belki de ikinci sarı kartı görmemesini sağlamış oldu.
ONUACHU İŞLEVSEL HALE GETİRİLİNCE
Trabzonspor’un belki de en önemli silahı kanat organizasyonları olmalıydı ama ne yazık ki ne sol kenardan, ne sağ kenardan Paul Onuachu’ya bir tek top bile gelmedi. Bu oyuncu da bir Sorloth olmadığını gösterdi. Yani orta sahada buluştuğu toplarla, rakip savunmayı yırta yırta gol pozisyonuna girecek bir isim değildi. Zaten bir pozisyonda da bunu gösterdi. Trabzonspor’da Visca, Eren, Bardhi, Mehmet Can gibi isimlerden beklenen kenar ortalar gelmeyince, buna bir de orta alandan derin top uygulamalarıyla birlikte rakip savunmayı kontra yakalama şansı da olmayınca hem pozisyon, hem skor kısırlığı yaşadık. Fakat ilk yarının sonlarına doğru Uğurcan’ın serbest vuruştan gönderdiği şandel topu kafayla Visca’nın önüne indiren Onuachu, gerçek işlevini bir kez daha gösterdi. Edin Visca da ilk yarıdaki tek olumlu işi gerçekleştirdi ve çok net bir vuruşla takımını öne geçirdi. Bu yarıdaki skor kimseyi aldatamaz kuşkusuz ve Bordo-Mavili ekibin kötü oyununu örtmeye de yetmez…Düşünün ki gol dahil Trabzonspor sadece 45+2’nci dakikada organize bir atakla pozisyon buldu, bunu da Bardhi sonuçlandıramadı, daha doğrusu Erce Kardeşler tehlikeyi önlemeyi başardı.
Maçın ikinci yarısı da adeta ilk yarının kopyası gibiydi. Bordo-Mavili ekip bir de skoru koruma telaşına düşünce, Hatayspor deyim yerindeyse dalga dalga gelmeye başladı. Daha 53’ncü dakikada ev sahibi ekip beraberliği yakalayabilirdi ama Lankel Zee’nin vuruşunda direk gole izin vermedi. Trabzonspor sanki Manchester City ile oynuyordu. Sadece kalesini korumaya çalışırken, uzun toplarla tesadüfi gol arayışına girdi. Bu tesadüfi gol düşüncesi sadece 62’nci dakikada Eren Elmalı’nın gayretiyle ve iki kişiyi eksilterek aut çizgisine inerek yaptığı yerden ortaya Onuachu düzgün vurdu ve farkı ikiye çıkardı. Bu gol Hatayspor’un gardını düşürdü. Bir süre durağan bir futbol oynadı. Bordo-Mavililerin de bu işine geldi. Rakip takım tam abandone olmuşken yeni bir gol arama yerine bu skoru koruyabileceği yanılgısına düştü.
BJELİCA HARAKİRİ YAPTI, YENİLGİYİ HAZIRLADI
Teknik Direktör Nenad Bjelica da artık skorun garantilendiğini düşünüp, Abdulkadir Ömür gibi orta sahanın en çalışkan ve en fazla top kazanan, ya da pas arası yapan oyuncusunu kenara aldı. O da yetmedi aynı anda Onuachu’yu da çıkardı. Berat Özdemir ile savunma hattını güçlendirmek, Enis Destan ile de hücuma taze kan kazandırmak istedi belki ama bunlar hiçbir işe yaramadı. Hatayspor hiç beklenmedik bir anda Eren Elmalı’nın ileri çıktığı ve geri dönemediği bir anda Trabzonspor ceza alanının solunda topla buluşan Rivas çok sert vurdu ama Uğurcan’ın bunu çıkarması gerekirdi. Ne yazık ki topa müdahalesi golü engellemeye yetmedi. Bu gol ev sahibi ekibin iştahını iyice kabarttı. Hatayspor yüklendikçe, Bordo-Mavililer panikledi. Ne yazık ki orta sahanın berbat isimleri Bakasetas ve Bardhi’yi Bjelica da bizim gibi izledi. Visca’yı çıkarıp, Trezeguet’i oyuna alıp, Beşiktaş maçındaki kurguyu hayata geçirmek istedi ama olmadı.
İşte bu değişiklikler takımın gücünün dibe vurmasına sebep oldu. Önce Dadashev’in pasıyla Langel’in vuruşu savunmaya çarpıp gol olunca artık Trabzonspor’un gardı tümüyle düştü. Aslında yeniden öne geçmek için yüklenmek isterken, arka bölümde büyük gedikler vermeye başladı. Tam da maç biterken, gol atmak için yüklenen Trabzonspor’un ağır savunma oyuncuları geri dönmekte zorlanınca hızlı gelişen Hatayspor atağında Bashiru skoru tayin etti. Sonuçta Trabzonspor çok kötü oynayıp, iki pası bir arada yapamadığı bir maçı rahat kazanması gerekirken, rezalet bir sonuçla yenilmekten kurtulamadı. Bu sonuç kuşkusuz Nenad Bjelica’ya yazar. Çünkü yaptığı değişikliklerin yanında, yapmadığı değişiklikler bir kenara, Trabzonspor’u sanki amatör takım gibi set oyunu oynamadan, pas yapmadan, orta sahayı tamamen devre dışı bırakarak sonuca ulaştırmaya çalışan, küçük takım teknik direktörü görüntüsüyle Hırvat çalıştırıcıyla ilgili yönetimin en doğru kararı vermesi gerekir diye düşünüyorum.
Bu takım kazanır kaybeder ama küçük takım futbolu oynamaz. Beşiktaş maçını farklı kazanırken de büyük takım oyunu oynamamıştı Trabzonspor ama sonuç tüm yanlışları unutturmaya yetmişti.
Yorumlar
Kalan Karakter: