Zirve ve küme düşmeme mücadelesinin kızıştığı bir dönemde Hatayspor-Trabzonspor maçı her puan cetvelinin her iki alanını da ilgilendirmesi açısından çok önemliydi. Bordo-Mavili takım, liderin çok uzağına düştüğü bir dönemde, seri yakalayarak en azından taraftarına cılız da olsa bir umut vermeyi hedeflerken, Hatayspor da kendi sahasında kazanıp, alt sıralardan bir ölçüde kurtulmak ve suni teneffüsle de olsa hayatta kalabileceğinin sinyallerini vermesi gerekiyordu. Bordo-Mavili takımda Abdulkadir Ömür’ün sakatlığından dolayı 11’de başlayamaması dezavantajdı. Çünkü orta sahanın iki yönlü oynayan dinamosu gibiydi son haftalarda… Hele yerine Enis Bardhi gibi daha önce bulduğu şansları kötü kullanmış bir oyuncunun oynaması handikap görülüyordu. Vitor Hugo’nun cezasının dolmasıyla yeniden sahadaki yerini alırken, geçen haftanın olumlu oynayan isimlerinden biri olan Stefano Denswil’in kenara alınması aslında soru işaretiydi.
Maçın başında Trabzonspor topla daha çok oynayan, rakip alanda daha fazla gözüken ekipti. Hatayspor adeta kendi sahasında oyunu kabul etmişti. Belli ki gücünün farkındaydı ve hızlı ataklarla gol aramayı düşünüyordu. Bordo-Mavili takım rakip alanda çok görülmesine rağmen pozisyon üretmekten uzaktı. Ancak hiç pozisyonu yokken, Bakasetas’ın 9’ncu dakikada altı pasa gönderdiği topu takımın verimsiz ismi olarak kabul edilen Enis Bardhi’nin kafayla filelere göndermesi şanstı. Çünkü bu oyuncunun futbol hayatına bakıldığında kafayla gol atması mucizeydi.
SANTRAFORUNA BİR TEK POZİSYON YARATAMAYAN TAKIM!
Golden sonra Hatayspor biraz daha çıkmayı ve beraberlik golünü bulmayı hedefledi. Ancak bireysel olarak çok alt düzeyde bir takım görüntüsü verdi. Buna rağmen zaman zaman tehlikeler yarattı. Özellikle Eren Elmalı’nın koruduğu Trabzonspor’un sol kanadını çok iyi kullandılar. Birkaç net pozisyon yakaladılar. Bir golleri VAR’dan döndü. Bordo-Mavili ekibin kadro kalitesine rağmen orta sahanın doğru dürüst çalışmadığını, kanatlardan etkili olamadığını gözlemledik . Son iki maçın önemli silahı haline gelmiş ismi Yusuf Yazıcı çok etkisizdi. Enis Bardhi, golün dışında yok gibiydi. Djaniny, rakip sahayı harmanlayarak giden yapısından uzaktı. Bakasetas, attırdığı golün dışında etkili ataklar geliştirme noktasında yetersizdi.
Düşünebiliyor musunuz, takımın santraforu Maxi Gomez, sadece 44’ncü dakikada bir korner atışında pozisyon bulabildi ve kafa vuruşu üstten auta gitti. Yani santraforunu koca 45 dakikada bir kez olsun pozisyonla buluşturamayan bir orta saha ve kanat oyuncularına sahipti Trabzonspor… Hatayspor’u oluşturan oyuncu grubunun çok yetersiz, Süper Lig için düşük kalibrede olduklarının gözlemlenmesine rağmen, Trabzonspor’un sadece 43’ncü dakikada tek organize atak yapılması, bunda da Djaniny’nin altı pastaki şutunun Erce tarafından kornere gönderilmesi aslında ilk yarının özeti gibiydi.
AVCI’NIN DEĞİL, VOLKAN’IN DOKUNUŞLARI!
İkinci yarıya Trabzonspor golle başlayabilir ve maça bitirebilirdi ama Siopis’in vuruşunun direkten dönmesi büyük bir şansızlıktı. Hemen ardından El Kaabi’nin, sonrasında da Bertuğ’un golleri Bordo-Mavililer için soğuk duş etkisiydi. İşin ilginç yanı Hatayspor’un attığı iki golde de Volkandemirel’in ikinci yarıda oyuna aldığı El Kaabi ve Ruben Ribeiro’nun katkısı dikkat çekiciydi. El Kaabi ilk golü atarken, Ruben Ribeiro ise ikinci golün asistini yapan isimdi. Bu gollerin ardından Trabzonspor tüm riskleri aldı. Abdullah Avcı, etkisiz oyuncular Yusuf Yazıcı ve Enis Bardhi’nin yerlerine Trezeguet ve Umut Bozok’u alarak hücumu daha da zenginleştirmek istedi. Fakat ne yazık ki bu iki oyuncu, çıkanları aratmadı, hatta daha da kötü görüntü verdiler. Hele Umut Bozok girdiği net pozisyonları harcayarak mutlak bir puanın, belki de üç puanın kaçmasının baş sorumlusu oldu.
Hatayspor, 2-1 öne geçtikten sonra oyunu adeta forse etti. Eğer biraz daha şanslı, ya da becerikli olsalar, skoru çok daha yükseltebilirlerdi. Ev sahibi ekip, hücuma çok çıkmaya çalışan Trabzonspor’un boşalttığı orta sahayı o kadar çabuk ve rahat geçti ki, eğer bu geliştirdikleri ataklarda final pasları ya da vuruşlarını doğru yapabilseler hayallerini bile aşan bir farka ulaşabilirlerdi. İşin ilginç yanı Trabzonspor’un pahalı ayağı Eren Elmalı’nın alanının yol geçen hanı olmasıydı. Abdullah Avcı bir sonraki hamlede ise Siopis ve sakatlanan Bruno Peres’in yerine Doğucan ve Larsen’i alarak yaptı. Son hamle Djaniny-Lahtimi değişimi de bir sonuç üretmedi. Hatayspor’un kendi kale alanına çok gömülmesinden dolayı yaratılan pozisyonlar vardı. Ama bu pozisyonların hiçbiri organizasyonun ürünü değil, doğaçlama gerçekleşen eylemlerdi. Ne bir oyun planı, ne bir organize atak ve sakinlikle yapılan atak vardı.
Doğaçlama gelişen ataklarda yaratılan tehlikelerde de kaleci Erce Kardeşler kalesinde adeta devleşti ve adeta, “Beni sattığınıza pişman ederim sizi” dedi… Sonuç olarak Volkan Demirel gibi daha dünün teknik direktörü takımına yaptığı dokunuşlarla skoru da, oyunu da lehine çevirmeyi başarırken, yılların tecrübesi ve burnundun kıl aldırmayan Abdullah Avcı’nın panik atak tavırlarıyla Trabzonspor bir deplasmanda daha kabusu yaşamaktan kurtulamadı.
Bu sonuç belki de ligde zirve yarışında Trabzonspor’un tükenişinin son halkasıydı.. Ne diyelim? Emeği geçenler utansın!
Yorumlar
Kalan Karakter: