Kaptan Uğurcan’ın uzun yıllardır transfer olup olmayacağı sürekli gündemi meşgul etti. Birkaç sezon önce Avrupa’nın önemli kulüplerinin transfer listelerinde Abdülkadir’le birlikte sık sık yer aldı; hem de çok ciddi rakamlarla. Yusuf Yazıcı o dönemde gitmiş, hem hayalleri gerçekleşmiş hem de kulübe büyük bir gelir sağlanmıştı.
Abdülkadir ise satılmadı ve durum malum; limizde patladı. Ama Uğurcan farklı… Kim ne derse desin; Uğurcan, Trabzonspor’daki misyonunu tamamladı.
Verdikleriyle, emekleriyle, özverisiyle artık transfer kararının insiyatifi tamamen ona ait olmalı.
Her sezon olduğu gibi bu sezon da Avrupa’nın büyük kulüpleriyle ismi anıldı. Ardından Galatasaray, şimdi ise Fenerbahçe ile yoğun şekilde gündemde. Görünen o ki Fenerbahçe ile ciddi bir mesafe kat edildi.
Malum “şike” meselesiyle ilgili kamuoyu tepkisini yumuşatmak adına da farklı senaryolar yazılıyor. Belki de transfer çoktan bitti ama bizim haberimiz yok.
Neler yapılıyor peki?
Yönetime yakın bazı isimler, “vizyon-misyon” söylemleriyle ortalığı şekillendirmeye çalışıyor. Eski futbolcular devreye giriyor, kendi dönemleriyle bugünkü kaptanı kıyaslıyorlar vs… Oysa bunların hiçbirine gerek yok.
Başkan çıkıp şeffaf ve samimi bir açıklama yapmalı:
“Kulübün mali durumu ortada. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, yarınların şampiyon takımını kurmak için bugünden hazırlık yapmalı, altyapıyı güçlendirmeliyiz. Uğurcan’ı satmak zorundayız. Biraz sabır ve tahammül göstermemiz gerekiyor. Bugünü değil, yarını kurtaralım.”
Eğer yönetim bu cesareti ve dürüstlüğü gösterirse, bugünkünden çok daha fazla güven ve destek kazanır.
Dürüst olmak hem işleri kolaylaştırır hem de camiaya güven verir.
Uğurcan her şeyin farkında…
Futbolcu kadrosundan teknik ekibe, malzemeciden başkana kadar tüm gidişata hâkim. Ve o da artık doğal olarak düşünüyor:
“Bu sezon ne yapabiliriz? Avrupa var mı? Yok. Kadromuz şampiyonluğa oynar mı? Hayır. Zaman geçiyor. Benim de hayallerim, çocuklarımın geleceği var.”
Birkaç gün önce yazımda Uğurcan’ın kulübe kattığı katkıları ve satılmaması gerektiğini değerlendirmiştim.
Lakin son birkaç gün içerisinde gelişen olaylar ortaya başka bir değerlendirme ve sonuç ortaya koyuyor.
İnatlaşmamak lazım!
Kulübün durumu ortada.
Artık “KAZAN-KAZANDIR” mantığını devreye sokmak gerek.
Kulüpler nasıl profesyonelse, artık yönetim ve taraftarlar da profesyonel düşünmek zorunda. Duygular değil, kâr-zarar hesabı yapılmalı.
Sonuç olarak, Uğurcan’ın Fenerbahçe’ye yakın olduğu görülüyor. Ciddi rakamlar konuşuluyor. Eğer herkes bu işten kazançlı çıkacaksa, neden abartılı tepkiler verelim ki?
Belki de Uğurcan bir ilki yapar: 61 numaralı formasıyla bir duruş sergiler ve herkesin saygısını kazanarak uğurlanır.
Yorumlar
Kalan Karakter: