Bir şehrin vizyonu, broşürlerle, afişlerle ya da hamasi nutuklarla değil; trafiğiyle, ulaşım disipliniyle ve kamusal alanı nasıl kullandığıyla anlaşılır. Trabzon yıllardır bu sınavdan kalmaktadır.
Trabzon’un uzun zamandır maruz kaldığı dolmuş ve trafik keşmekeşi; plansızlığın, kararsızlığın ve siyasi cesaretsizliğin açık bir sonucudur. El yordamıyla yürütülen, kural tanımaz, denetimsiz ve keyfî bir sistem; bu şehri hem fiziksel hem zihinsel olarak boğmuştur. Bu tablo Trabzon’un tarihine, kültürüne ve şehir iddiasına yakışmamaktadır.
8 Şubat itibarıyla atılan adım, olması gerekenin geç kalmış bir uygulamasıdır. Ancak altını çizmek gerekir: Bu karar bir “lütuf” değil, yıllardır ötelenmiş bir zorunluluktur. Bugüne kadar “tepki olur”, “oy kaybederiz”, “gürültü çıkar” endişesiyle bu kararı alamayan tüm siyasi iradelerin şehir adına ciddi bir sorumluluğu vardır. Trabzon yıllarca bu korkaklığın bedelini ödemiştir.
Bu noktada, nihayet risk alabilen ve şehrin yararını önceleyen bir duruş sergileyen Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Metin Genç ve sürece katkı sunan herkesi takdir etmek gerekir. Çünkü şehirler, cesur kararlarla nefes alır.
*
Ancak meselenin bir diğer yüzü daha vardır ve bu yüz görmezden gelinemez. Trabzon trafiğinin kronik sorunlarının başında, yıllardır denetimsiz bırakılmış şoför esnafı gelmektedir. Yaz-kış klimasız, kapısı camı açık, güvenlikten uzak araçlar; tıka basa doldurulmuş yolcular; keyfî duraklama ve kalkışlar… Trafik kuralları çoğu zaman bir “öneri” gibi algılanmış, kamusal alan kişisel mülk muamelesi görmüştür.
Daha vahimi ise, her eleştiride ortaya çıkan saldırgan üslup ve “biz her durumda haklıyız” anlayışıdır. Kamu düzeni böyle sağlanmaz. Hizmet üreten kimse, hesap vermekten muaf değildir.
Önceden ilan edilmiş ve bilinen bir karara rağmen; temsilcilere, yöneticilere ve kamu görevlilerine yönelik küfürlü, tehditkâr ve ilkel tepkiler, medeni toplumla bağdaşmamaktadır. Bu tavır ne hak arayışıdır ne de demokratik bir duruştur; bu düpedüz disiplin tanımazlıktır.
*
Trabzon’da yaklaşık 30 yıldır konuşulan hafif raylı sistem, tam da bu zihniyet yüzünden hayata geçirilememiştir. Birilerinin oy kaygısı, birilerinin “rahatsız oluruz” bahanesi; koca bir şehrin geleceğini ipotek altına almıştır.
Oysa bu kararlar zamanında alınabilseydi, bugün Trabzon; gürültüden, keşmekeşten ve kural tanımazlıktan arınmış, insan onuruna yakışır bir ulaşım düzenine sahip olurdu. Şehir planlama, günü kurtarma sanatı değildir; gelecek inşa etmektir.
*
Öte yandan, Şok Market çalışanlarının hak arayışı sonrası işten çıkarılmaları, kabul edilemez bir emek düşmanlığı örneğidir. Çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep eden emekçileri cezalandırmak; hukuka da vicdana da sığmaz.
Bu uygulamalar düzeltilene kadar; Şok Marketler ve Ülker ürünleri başta olmak üzere ilgili markaları protesto ederek alışveriş yapmama kararımı kamuoyuna duyuruyorum.
Emekçinin susturulduğu bir yerde ne adaletten ne de kalkınmadan söz edilebilir. Emek ve emekçi yalnız değildir.
Yorumlar
Kalan Karakter: