Fatih'in fethettiği, Yavuz'un yönettiği, Kanuni'nin doğduğu TRABZON şehri diye hep söze gireriz gururla, böbürlenerek mevzuya devam ederiz, İpek Yolu ile de soluklanırız Trabzon’u anlatmak için...
İsminin büyüklüğüne, şanına, şöhretine rağmen maalesef şehir sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan diğer illeri çok geriden takip ediyor...
Uzun süredir Trabzon realitesiyle yöneltilmiyor. Olur olmaz hayali projelerle, patinajlarla zaman kaybediyor, şehir her geçen gün gelişim ve değişim açısından komşularımızın bile epeyce arkasına düşüyor...
O açıdan Trabzon’u yönetenler artık şapkayı önlerine koyarak düşünmeli...
Bu şehrin gerçekleri neler hesaplanmalı, ona göre planlama yapılmalı ve hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir.
Trabzon oyalanacak (Yatırım adasıyla kaybedilen zamanın faturasını kim ödeyecek? Elin oğlu burnumuzun dibindeki adayı aldı, kimsenin gıkı çıkmıyor. Bu olay en basiti...), teselli olacak kadar zafiyet içinde olmamalı, oldurulmamalı. Bu duruma şehrin ne tarihi ne de kültürü gün gelir müsade etmez.
Trabzon'un nesi var?
Allah vergisi doğası, Kur'anı Kerim'in tarifindeki cennet gibi bir cennet.
Denizi ile dağıyla, tepesiyle...
Kıyı şeridiyle...
Tarihiyle...
Bir de elimizde bu şehrin üst kimliği olan Trabzonspor var. İnşallah bir çok kaybettiğimiz şey gibi onu da kaybetmeyiz bu yöntem biçimiyle...
Sanayi bakımından güçlü olma ihtimali lojistik ve hammadden dolayı çok zor.
Ne kaldı geriye TURİZM.
Malesef bir çok şeyde sağlıklı bir sınav veremediğimiz gibi turizimde de sınıfta kalmıslığımız var.
Ruslar kaça kaça Türkiye'nin dört bir yanında soluklanmışlardı...
Uzun bir aradan sonra körfez adalarından Trabzon’a piyango vurdu ama onlara da Ruslara nasıl davranmışsak hiç ders almadan aynı kıvamda davranıyoruz...
Bakalım onlar yakın periyotta soluğu nerde alırlar?
*
Geçtiğimiz günlerde meclisin kurmuş olduğu Turizm komisyonu bir takım incelemelerde bulunmak üzere Trabzon’a gelmişti.
Dostlar alışverişte görsünler misali...
Kısmet işte...
İlk turizm kafilesini de kendileri oluşturmuş oldular.
Yoksa bana kimse inandıramaz Trabzon’da turizmle ilgili bir sorunu, eksik kalan bir tarafı tamamlamak, gidermek adına bir katkı sağlamak gibi bir dertlerinin olduğunu...
Şayet öyle bir dertleri olsa sezon biter bitmez günahıyla, sevabıyla sıkıntılar masaya yatırılır, gelecek sezona ve sezonlara hazırlık yapılırdı...
Yavaş yavaş sezon açılıyor, şimdi hangi eksiği giderebilirsiniz, neyin tedbirini alabilirsiniz?
Sizin inanmadığınız hiçbir şeyi başkasına inandıramazsınız, sadece gülünç ve samimiyetsiz bir duruma düşersiniz.
Efendim Uzugöl'de ne konuşulmuş bir gün boyunca, yüzde seksen beş imarla ilgili sıkıntı varmış.
Ortaya yeni mi çıktı bu?
Hadi bakalım çözün çözebilirseniz.
Bırakın çözmeyi bir çivi bile çıkaramazsınız.
Ama ne yaparsınız?
Trabzon’un göz bebeklerinden birisi olan Uzungöl’ü mahveder, gözünü çıkarır, görüntü kirliliği yaratır, çöp kutusuna dönüştürüverirsiniz.
*
Trabzon’un gerçekten onu düşünen, seven, koruyan, kollayan, proje üreten, bir adım ileri taşınması için gayret gösteren yöneticilere ihtiyacı var.
Havaya civaya değil.
Trabzon’u rant olarak görenlere değil.
Trabzon’un üzerinden geçinenlere değil.
Samimi Trabzon sevdalılarına ihtiyacı var!!!