Uzun süre sonra tiyatroya gittim. Açıkçası, bir yandan ‘Yerel tiyatro, nasıl olacak?’ diye beynimi kemiren çok bilmiş havalar(!) ve, internet çağında teknolojik bağımlılığın tavan yaptığı günümüzde tiyatroya ilginin azalmış olacağı fikriyle yürüdüm Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’ne doğru.. Ama tanıdığım birbirinden değerli isimlerin emekleri vardı oyunda sonuçta, onları görmek, emeklerine şahit olmaktı asıl önemli olan!
İlk şoku henüz kapıda yaşadım, çok kalabalıktı! Tek bir koltuk bile boş değildi, üstelik sandalyeler eklendi boşluklara. Hüseyin Kazaz’ın zaten öyle bir özelliği var işte; aile ortamına giriyorsunuz sanki, geniş salon soğukluğu yerine sıcak bir atmosfer oluşuyor.
Oyunun adı çok iddialı: YAŞASIN BOŞANIYORUZ!
“Boşanma ile ilgili ne kadar argüman üretebilirdi ki! 90 dakika tek perdelik bir oyun sıkıcı olmaz mıydı? Zaten, zor günlerden geçmiyor muyuz? Nereden çıktı bu oyun şimdi? Tarikat-Cumhuriyet kavgasını cesurca anlatan dizi Kızıl Goncalar izlemek varken….”Diye diye kendimle kavga ederken...
PERDE AÇILDI...
Müzikal bir başlangıç. Zordur tadını tutturmak müzikalin. Ya çok sahte kaçar, ya da abartılı. Dengesi çok önemli..
Ama o da ne, her şey tadında. Danslar biraz modern, ama biraz da bizden! Bir baktım eşlik ediyorum müziğe!
Sonra bölüm bölüm skeçler başladı. ‘Skeç’ hafif mi kaldı sanki, güldürüyor ama her biri bizden replikler. Bizden hareketler. Komşudan, mahalleden bazıları sanki! Biraz da bizim evden mi ne!
Bayağı bayağı gülüyor herkes…
Zor beğenen ben de aynı, her bölümde ayrı tat, ayrı mesaj, ayrı kahkaha. .
İTİRAF EDİYORUM: Oyuna gelirken beklentiyi fazla büyük tutmayan, “Sonuçta Trabzon’da bir tiyatro, oyunculuk ne kadar olabilir?” diye aklımdan geçen bana… HER SANİYE BİR TOKAT VURDULAR SANKİ.
Yürekten kutluyorum…
Mükemmele yakın performanslarından dolayı her oyuncuyu ayrı ayrı kutluyorum. Laf aramızda Devlet Tiyatrolarında ihtiyaç varsa Tiyatro Zinos’u takip etsin.
Her biri başka mesleklerde, bazıları öğrenci, hiçbir maddi beklentileri yok ama hepsi fedakarca çalışmışlar… İçlerinde tabii ki daha çok sıyrılan, daha tecrübeli isimler var fakat böyle bir performansta isim yazsak diğerlerine haksızlık olur gibi geldi bana… Tam bir takım oyunu zira…
Ve… Bir tiyatro aşığı…İbrahim Kavzoğlu’nun niye marka olduğunu dün akşam daha iyi anladım. Ameliyat olmuş provalar sırasında. Ama oyuncularını öyle yönlendirmiş ki ortaya mükemmel bir eser çıkarmış. Trabzon tiyatrosuna katkı sağlamak için yıllardır elinden gelen ne gerekiyorsa yapmış, çalışmış, çalıştırmış…
Koca alkış Kavzoğlu’na..
Oyunun yazarı Erdinç Utku ise gurbetçi. Oyunu iddialı ama Belçika’dan gelip oyunu izleyecek kadar mütevazi. Türk aile yapısını ‘uzaklardan’ iyi çözümlemiş, ortaya eğlendirirken düşündüren bir oyun çıkarmış. Bir de gurbette değil, Türkiye’de olsa nasıl gözlem yapardı, siz tahmin edin artık!
EMEĞİ GEÇEN HERKESİ KUTLUYORUM.
Trabzon’da tiyatronun ne kadar iyi olduğunu görmek…
Gülmek..
Eğlenmek…
Keyif almak..
Biraz da;
Düşünmek…
Evliliğinizi tartmak..
Ve eşinizi daha iyi anlamak istiyorsanız.
Rüya gibi geçecek olan 90 dakikanızı bu oyuna ayırın..
Ve siz de benim gibi hayatınızın en keyifli tokadını yiyin!
Yorumlar
Kalan Karakter: