Son dönemlerde siyasi gündem her an insanı şaşırtıyor ama, spor da ondan geri kalmıyor! Öyle ya da böyle (!) futbolda çok önemli makamlarda bulunan, görevi; sporu, sporcuyu yönetmek olan bir kişinin, halen genç sporculara nasıl yaklaşması gerektiğini bilmemesi konumuz. Bu işin savunması olmaz zira söyleyen kişi futbolun patronu, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu. Baştan belirtelim hükmümüzü: Çok net: Öyle bir makamdaki kişi ne dediğini bilecek! Bilmiyorsa konuşmayacak!
Nerden baksan tutarsızca. İbrahim Hacıosmanoğlu: “Ben burada olduğum sürece yabancı hakemler asla gelmeyecek.” dediği hakemler akabinde sahada düdük öttürdüler. Onun için söylediklerini de çok ciddiye almamak lazım!
*
Daha önce de çok rahatsız edici açıklamaları vardı: “İt ürür, kervan yürür” sözünü kime söylediğini herkes biliyor! Kadınları küçük düşürecek ifadeleri hafızalarda. Şike ile ilgili yaptığı tarihin en büyük U dönüşü, esip gürleyip sonra kafasını kuma sokması da unutulmaz. Hacıosmanoğlu başkanlığı dönemindeki Trabzonspor’a vermiş olduğu ve hasar ve zarar bugün hala toparlanamaz şiddetle devam ediyor. Şikecilere yol arkadaşlığı yapması, imzalı kitaplarını alması, onlarla süslenip poz verirken daha önce temsil ettiği kulübün yöneticilerini montla karşılaması vs… Bitmiyor, üzmeye, insanların sinirlerini germeye devam ediyor. Çünkü en sonuncu söylemi akıl alır gibi değil. Kendi makamına da katkı sunan Trabzonspor U19 takımının tarihi başarısı sayesinde İsviçre’de patronluk taslayan, Caner Çuvalcıoğlu’nun deyimi ile, evde dizi seyredecekken ekranlarda şov yapan TFF Başkanı’nın söylemlerinin mazereti olamaz, olmamalı.
Düşünebiliyor musunuz? Futbolun patronu, kendisine uzatılan ‘mikrofon ağalığı’ ile milyonlara bir genci şikayet etti! Yarı finalin kahramanı olan bir kaleciyi, hayatının baharında bir genci final maçındaki performansı ile yok saymak, ‘kalecimiz yoktu’ demek hangi akla, hangi mantığa, hangi vicdana sığar? O gencin duygularını, mahcubiyetini düşünmez mi? Ailesinin, arkadaşlarının neler hissedeceğini düşünemez mi? Bir yetişkin, bir gence bu şekilde ergence (!) sözleri nasıl kurabilir? Genç sporculara moral desteği, doğru gelişimin temel taşıdır. O çağdaki bir sporcuya milyonların önünde söylenen bir sözün onları özgüven anlamında ne kadar yıkacağını tahmin edemez mi? O sporcunun bu çağda sadece kas gücü ve teknik değil, moral gücü ile gelişebileceğini bir futbol adamı (!) olarak kavrayamaz mı? Sağlam bir geleceğim, iyi bir karakterin, başarılı bir spor hayatının o çağlarda deneme yanılma ile, kazanma-yenilme ile oluştuğunu bilmez mi? Görevi; milyonları gururlandıran bu gençlere sahip çıkmak, yüreklendirmek, düştüklerinde el uzatmak olan, hatta bu insanı bir sorumluluk olan kişinin sözleri sadece Erol Can’ı rahatsız etmemiştir. Bundan sonra her genç hata yapınca futbolun tepesindeki kişi dahil, yok sayılmaktan korkacak. Bunu o kişi anlayamaz mı?
***
Bitti mi? Nerdeee! Dedik ya, durmuyor! ‘Barcelona’ya teslim oldular’ da ne demek? Bu söylemleri A takımdaki profesyonellere taraftarlar, eleştirmenler kullanabilir ama genç takım oyuncularına bir futbolun başındaki bir isim kul-la-na-maz! Çok ayıp ettin Sayın Hacıosmanoğlu, gerçekten çok ayıp.
*
Hacıosmanoğlu halen bir özür bile dilemeden FB’yi kollamak…, pardon, futbolu yönetmekle meşgulken… Trabzonspor’u hakem hataları ile doğramak… Pardon, Türk futbolunun gelişimi için çalışmalarını sürdürmekle meşgulken! Federasyonunun ‘kasasından’ prim vereceğini açıklarken! Her dönem kombineleri ile, isteyenlere aldığı biletlerle, dağıttığı formalarla bilinen… Reklama hiç ihtiyacı olmayan, hatta bununla zerre bile ilgilenmeyen… Bildiğini söylemekten asla çekinmeyen, kaybedeceğini bilse bile yolundan dönmeyen bir isim Nevzat Aydın… Öğrendiğimize göre bunu açıklamayacaktı ama sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine… “Teşekkürler çocuklar. Gurur duyuyoruz sizinle. Tarihe bir kere daha Trabzonspor adını yazdınız. Aslında bu konuda bir şey yazmaya gerek yok ama sorular gelmiş. Benim Başkan ile konuştuğum vereceğim prim bu maçın sonucuna falan bağlı değildi tabii ki. Bütün ekip zaten çok önce her türlü kutlamayı hak etti” diyerek o çocuklara emeklerinin karşılığında jest yapmış. ‘Cebinden’ yani, ‘kurum kasasından’ değil!
*
İki spor adamının kısa bir profili. Ama kaderimiz bu; seçtiklerimiz yolumuzu çiziyor. Demek ki bize müstahak!