Her sezon aynı manzara…
Futbolun doğasında olan heyecan ve tutku, maalesef şiddetle ve öfkeyle buluşuyor. Tribünlerde kardeşlik değil, düşmanlık büyüyor.
Oysa futbol; insana, sevgiye, dostluğa ve barışa hizmet etmeli. Ancak geldiğimiz noktada, bir maç uğruna söylenmeyecek sözlerin söylendiği, kavganın çıktığı, hatta canların yitirildiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
Karadeniz’de kardeşlik unutuldu
Trabzon’suz Rize, Giresun’suz Ordu, Ordu’suz Samsun düşünülebilir mi?
Elbette hayır!
Bu şehirlerin futbolu, aslında bir araya gelmenin ve güçlü olmanın sembolüyken, bugün adeta birbirlerinden nefret eder hale geldiler.
Trabzonspor Rizesiz olmaz, Samsun Giresunsuz olmaz… Futbol, birleştirici bir güç olması gerekirken ayrışmanın kaynağına dönüştü.
Futbol oyundur, hayat değil
Maç için yola çıkan taraftarların mola yerinde kavga etmesi, ya da bir taraftarın sırf maç heyecanı yüzünden hayatını kaybetmesi… İşte bu, Türk futbolunun en acı gerçeği.
Hiçbir galibiyet, kaybolan bir canın değerini karşılamaz.
Şampiyonluklar geçicidir, hayat kalıcıdır. Futbol bir oyundur, hayat değil!
Çözüm şart
Bu karanlık döngüyü kırmak için tüm kesimlerin bir araya gelmesi gerekiyor.
Futbol kulüpleri, yerel yönetimler, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve taraftar grupları… Hepsi aynı masada buluşmalı.
Şiddeti körükleyen değil, şiddeti engelleyen bir kültür inşa edilmeli.
Medya da burada sorumluluk almalı. Sosyal medyadaki nefret söylemleri ve kışkırtıcı yayınlar, gerçek hayatta şiddete dönüşüyor. Bunun yerine birleştirici, bilinçlendirici içerikler üretilmeli.
Son söz
Futbolun güzellikleri sadece sahadaki oyunla değil, tribünlerdeki ve şehirlerdeki davranışlarla da şekillenir.
Bizim görevimiz, bu güzellikleri hep birlikte inşa etmektir.
Unutmayalım: Hiçbir şampiyonluk, kaybolan bir canın yerini tutmaz.
O yüzden öfkeyi bırakıp dostluğu, saygıyı ve hoşgörüyü büyütmeliyiz.
Başka türlüsü, hiçbirimize katkı sağlamaz.