Fenerbahçe’nin, Galatasaray’a mağlup olmasıyla önüne bir kez daha büyük fırsat çıkan
Trabzonspor, Konya maçına mutlak galibiyet için çıktı.
Ancak ilk yarıdaki futbol kazanmaktan çok uzaktı.
Belli ki Bordo-Mavili oyuncuları, Şampiyonlar Ligi de heyecanlandırmamış, oyuna motive etmemiş.
Maça çok kötü başlayan Fırtına, Berkan Kutlu’nun üst üste bulduğu gollerle geriye düştü.
Kupanın kahramanı Andre Onana’nın üst üste kurtarışları da Trabzonspor’u kurtaramadı.
Ortasaha ve savunma yol geçen hanı olunca Kamerunlu eldiven de bir yere kadar takımını ayakta tutabildi.
İkinci yarı İlhan Palut’un Konyaspor, 2 farklı skorun avantajıyla geriye çekilerek adeta ‘otobüs çekerek’ katı bir savunma yaptı.
Bordo-Mavililer, gerekli baskıyı kursa da aradığı golü çok geç buldu.
Pina’nın asistinde Augusto, 79.dakikada kafayla topu ağlara gönderdi ve fark 1’e indi.
Bu golle birlikte Bordo-Mavililer umutlandı ancak kalan dakikalarda bilinçsizce gelişigüzel ve çok da organize olmayan ataklar ikinci gol için yeterli olmadı.
Ve Tekke ve talebeleri kendilerine altın tepside sunulan 3’üncü fırsatı bir kez daha tepti.
Olan da Bordo-Mavili taraftarların umutlarına, hayallerine oldu.
İstanbul medyasının yere göğe sığdıramadığı Fatih hocaya gelince, bir kez daha tercihleri ile herkesi şaşırttı.
Batagov ve Savic sakat ama stoper olmayan sol beki Matias Lovik’i tercih etti.
Diyeceksiniz ki kim oynayacak? Oyuncu mu var diye…
Türkiye U19 Milli Takımı’nda oynayan orijinal stoper Arda Öztürk Lovik’ten daha iyi oynayamaz mıydı?
Neymiş efendim, Arda sorunluymuş, ailesi yanlış yapmış… Söylentiler bunlar…
Arkadaş, hatasız kul var mı?
Fatih hoca efsane olduğu kulübünde gençlik yıllarında hiç mi hata yapmadı.
Elbette yaptı… Kendisi de bunu söyleşilerinde söylemiştir.
Sonra Fatih hocanın bazı tercihlerini eleştirdiğimiz de günah keçisi ilan ediliyoruz.
Trabzonspor adına kaçan balık büyük oldu.
Kim ne derse desin Fatih hocanın kayıplarda rolü büyük!
Sezon başından beri gelişmeyen ezbere dayalı bir oyun var ortada.
2-3 maç hariç Trabzonspor rahat maç kazanamadı.
Evet, bu yetersiz ve kısıtlı kadrodan kimse şampiyonluk beklemiyordu.
Ancak Galatasaray ve Fenerbahçe hata yapınca üst üste kayıplar yaşayınca, eline geçen fırsatları değerlendirememek de en hafif tabirle beceriksizlik. Bunun başka izahatı yok!
Son 3 haftadır yaşanan puan kayıpları ile Galatasaray zaferinin hiçbir anlamı kalmadı.
Fatih hocayı destekliyoruz desteklemesine de takımın bu halde olmasında hiç mi kabahati yok.
Sahada oyuncuların bırakın kazanmak için oynamasını yürüyecek halleri yok.
Hırsları, mücadele etme şevkleri yok, ortada hantal, vasat bir oyun var.
Varsa yoksa Onuachu’ya kanatlardan atılan toplar.
Kanatlar işlemeyince Onuachu’da durdu, Nijeryalı yıldız durunca Trabzonspor da durdu.
Çünkü Fatih hocanın tüm oyun planı Onuachu’nun üzerine kuruluydu.
Başka da bir oyun planı yoktu! İkinci bir ‘B’ planını devreye sokamadı.
Fatih hocaya bir serzenişimiz daha var, tamam yönetim sezon başında ve devre arasında istenilen transferleri yapmadı, yönetim, hatalı, defalarca da eleştirdik.
İyide hocam, kadroyu geniş tutmak için birkaç genci kazansaydın, takıma adapte etseydin fena mı olurdu?
Arda Öztürk, Onuralp Çakıroğlu, Ekrem Terzi gibi gençleri…
İnatla
‘Yetersiz’ deyip kenara çekildi, risk alıp bu gençlere şans vermedi…
Oysa futboldan emekli olacak olan Nwakaeme, Okay gibi vasat oyuncular da ısrar etti.
Evet bu kısıtlı kadro ile üçüncülük her ne kadar başarı olarak görülüyorsa bana göre geçen sezon UEFA Gençlik Ligi’nde tarih yazarak Barcelona ile final oynayan bu gençlerin arasından bir tane futbolcuyu kazanamamak başarısızlıktır.
Ne diyelim, hayırlısı demekten başka da bir şey gelmiyor elimizden!
Yorumlar
Kalan Karakter: