Önce Siverek’te sonra Kahramanmaraş’ta okul saldırılarında yüreğimiz yandı.
Bu büyük acının tarifi yok.
Ateş sadece düştüğü yeri değil, hepimizin yüreğini yaktı.
Peki bu çocuklar neden bu hale geldi?
Nasıl bir canavara dönüştü?
Gelinen bu korkunç durumu sadece devletin belli organlarına yıkmak, eleştirmek, yerden yere vurmak işin en kolay yanı.
Hükümet yetkililerinin eksikliği olduğu kadar bizim ve herkesin de eksikliği var.
Artık herkesin şapkasını önüne koyarak ‘Kral çıplak’ diyebilmesi gerekir.
Demezsek ve hep birlikte önlem almazsak daha çok canımız yanar, daha çok gözyaşı akıtırız.
Körpecik çocuklarımızın birer canavara dönüşmesinde, birer cani olmasında herkesin, hepimizin ihmalkarlığı var.
Elbette ekranlarda şiddeti özendiren, aile yapısını çökerten, ahlaki çöküşü hızlandıran yayınların, dizilerin, filmlerin büyük payı var. Sabah kuşakları da cabası…
Burada RTÜK’ün ihmalkarlığı var, bu yayınları ortadan kaldırmaması elbette eskiden beri eleştirdiğimiz konular.
Lakin iş burada bitiyor mu? Bir de madalyonun diğer yüzü var!
Elbette hayır.
Ebeveynler olarak, bizlerin, sizlerin hiç mi kabahati yok.
Elbette var…
Ebeveynler olarak akşamları ekranlara kilitlenip o şiddet içeren ve ahlaki erozyona neden olan dizileri, filmleri çocuklarla veya ergenlik çağındaki gençlerle hep birlikte izlersek sonuç ne olur?
Ayrıca öyle ebeveynlere tanıklık ediyoruz ki üzülmemek elde değil.
Çocuğunu başından savmak için veriyor çocuğun eline cep telefonunu gerisi Allah kerim.
Bu çocuk internet aleminde gezinirken hangi oyunları oynuyor, hangi içerikleri izliyor belli değil.
Ergenlik çağına gelen gençlere sınır koyulmayınca, kontrol mekanizması işletilmeyince internet aleminde saçma sapan oyunların içerisinde kaybolup gidiyorlar, birer canavara dönüşüyorlar.
İşte bu sorumsuzluk, vurdumduymazlık ve ihmalkarlıklar sonucunda ortaya çıkan acı tablo şu: Büyük bir çöküş ve çürüme…
Sosyal medyadaki yazışmalara bir bakar mısınız?
Okul taranır, fiyatı şu kadar.
Kurşunlama bu kadar,
Yarın saldırı var,
Beklemede kalın.
Trabzon’da bir okuldaki çocuk da sosyal medya hesabında ‘Cuma günü ayık olun’ diyerek tehditler savurabiliyor.
Birileri çocuklarımızın geleceğini karartıyor, elimizden alıyor ama biz seyirci kalıyoruz.
İşte tüm ebeveynler olarak geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sahip çıkmak zorundayız.
Burnundan kıl aldırmayan ebeveynlere de çağrımız var. ‘Benim çocuğum yapmaz’ diyerek çocuklarınıza ve topluma kötülük yapmayın!
Kontrol etmezseniz, sınır koymazsanız, eğitmezseniz yapar. Hem de dik alasını yapar!
İhmalkarlığınız, başkalarının hayatını karartmasın.
Herkes önce ‘kendi evinin önündeki çöpleri temizlemeli.’
Başkalarını suçlamak yerine önce dönüp bir aynaya bakmak zorundayız.
Bir başka konuya daha değinmeden edemeyeceğim. Çevremizde öyle öğrenci velilerine tanıklık ediyoruz ki sanki çocukları gökten zembille inmiş.
Öğretmenlere kök söktürüyorlar, çocuğuna toz kondurmuyor, her kabahatini örtüyor.
Veya yaptırım uygulayan öğretmeni şikayet ediyor.
İşte bu tür cahil ve sorumsuz ebeveynlerin tutumları yüzünden çocukların birer canavara dönüşmesini de hızlandırıyor.
Gelelim ekranlardaki şu kokuşmuş, topluma hiçbir faydası olmayan boş dizilere ve içeriklere…
Artık takke düştü kel göründü…
Ekranlarda vandallığa, caniliğe, ahlaksızlığa çanak tutan dizileri, yayınları, sabah yayınlanan programları istemiyoruz.
Bu tür dizilerin, programların ivedilikle kaldırılmasını talep ediyoruz.
Çocuklarımızı dejenere eden, topluma hiçbir faydası olmayan bu tür kokuşmuş, çürümüş absürt dizilerin, yapımların programların, yerine kültürümüzü, tarihimizi anlatan, bilime, ilime ışık tutan, eğitici programların, filmlerin ve dizilerin yapılması zor olmasa gerek.
Eğlenceyse, öğreterek, eğiterek de eğlenilebilir.
Artık ahlaki erozyona sebep olan tüm yönetmenlere, senaristlere fırsat verilmemeli. Cezai müeyyide uygulanmalı.
Bu tür acı olayların tekrar yaşanmaması temennisiyle hayatını kaybeden yavrularımıza Allah'tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: