Onlar, inançla, tutkuyla, sadakatle, inatla yola çıktılar.
Onlar, hiçbir rakiplerini küçümsemeden büyük bir disiplinle yollarına devam ettiler.
Onlar, yılgınlığa düşmediler asla pes etmediler, savaştılar, büyük bir kararlılıkla yollarına devam ettiler.
Onlar, UEFA Gençlik Ligi’nde İtalyan takımı bırakmadılar; onları tarumar edip turnuvanın dışına ittiler.
Onlar, dev kulüpler Juventus, Atalanta, İnter’i dize getirdiler.
Onlar, Avrupa’nın önde gelen kulüplerine futbolcu gönderen Salzburg gibi yetenekler ordusunu da mağlup ederek bu muazzam başarının bir tesadüf olmadığını herkese bir kez daha gösterdiler.
Onlar, Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın hatta A Takımdaki ağabeylerinin yapamadıklarını başararak Avrupa kupasında finale kaldılar.
Onlar turnuvada bir ilke imza atarak UEFA Gençlik Ligi’nde finale yükselen ilk Türk takımı oldular.
Onlar, onurlu bir mücadele verdiler.
Onlar, İspanya’nın devi Barcelona’yı finalde belki deviremediler ama 85 milyonun gönlüne çoktan taht kurdular.
Onlar, mücadeleleri, savaşçı ruhları, azimleri, gayretleri, hırsları ile ağabeylerine ilham kaynağı oldular.
Onlar, Avrupa’ya damga vurdular, Türk futbol tarihine adlarını altın harflerle yazdırdılar.
Belki kupayı ülkemize, Trabzon’umuza getiremediniz ama yüreğinizi ortaya koydunuz ‘Bizim Uşaklar’ canınız sağ olsun.
O gözyaşlarınız ise yüreklerimizi dağladı…
Size ağlamak değil gülmek yakışır, kendinizle iftihar edin, biz ediyoruz.
Siz çoktan 85 milyonun şampiyonu oldunuz bile…
Türkiye, sizinle gurur duyuyor.
Siz tarih yazdınız, başarınız asırlar boyu unutulmayacak.
Helal olsun size… Ayaklarınıza sağlık…
Teşekkürler çocuklar, teşekkürler Eyüp Saka, teşekkürler Güngör Şahinkaya…
Sizi yetiştiren, üzerinizde emeği olan herkese teşekkür ediyoruz.
Yolunuz, bahtınız açık olsun…
Daha yolun başındasınız, nice zaferler ve kupalar sizleri bekliyor.