Habercilik zor sanat…
Dışarıdan bakınca “iki satır yazıyorlar” sanılır ama işin mutfağı öyle değil. Bir olay olur, haber yaparsın; bu kez tepki alırsın. “Niye yazdın?” derler. Tehdit eden olur, arayıp hesap soran olur. Yazmazsın; “korktu” derler, “yandaş” derler.
Bir belediyenin eksiğini, yanlışını yazarsın; bu kez “belediye düşmanı” ilan edilirsin. Belediyeyi sevmezsin sanırlar. Oysa mesele sevip sevmemek değil; kamu yararıdır, doğruyu yazmaktır.
Belediyenin yaptığı güzel bir işi yazarsın; bu sefer de “yalakalık yapıyor”, “başkandan korkuyor” denir. Yani ne yaparsan yap, bir kulp mutlaka bulunur.
Habercilikte ortada kalmak diye bir şey yoktur. Ya bir tarafın hoşuna gitmezsin ya da diğerinin. Çünkü gerçek çoğu zaman rahatsız eder. Kimse eleştirilmek istemez, kimse eksiklerinin görülmesini sevmez. Ama gazetecinin görevi de tam olarak budur: Görülmeyeni görmek, söylenmeyeni söylemek.
Elbette biz gazeteciler de sütten çıkmış ak kaşık değiliz.
Bazen acele ederiz, bazen yeterince araştırmadan yazarız.
Bazen duygularımız kalemimizin önüne geçer.
Bazen de “tepki gelir mi” diye düşünüp kelimeleri yumuşatırız. İşte bu noktada öz eleştiri yapmak zorundayız. Çünkü habercilik cesaret işidir ama aynı zamanda sorumluluk işidir.
Ne körü körüne muhalif olmak marifettir ne de her yapılanı alkışlamak.
Doğru neyse onu yazmak en zor olanıdır.
Yanlışa yanlış, doğruya doğru demek…
Bugün kızan olur, yarın hak veren çıkar.
Unutulmamalıdır ki; gazeteci kimsenin düşmanı değildir, kimsenin de borazanı değildir. Gazeteci halkın gözü, kulağı ve vicdanıdır. Eleştiri varsa bu düşmanlık değil, düzelme çağrısıdır. Takdir varsa bu yalakalık değil, hakkın teslimidir.
Son söz şudur:
Habercilik zor sanattır…
Yalnız kalmayı göze almadan, tehditleri sineye çekmeden, eleştiriyi kabullenmeden bu iş yapılmaz. Bizim de hatalarımız vardır, olacaktır. Ama niyetimiz nettir: Sürmene’ye, Araklı’ya, Trabzon’a ve bu topraklarda yaşayan insanlara karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek.
Kalemimiz kimsenin emrinde değil;
Ama vicdanımızın emrindedir.
Tam demokrat olduğumuzda ve demokrasiye geçebildiğimizde bu sorunlar kalmayacaktır...