1 Mayıs tatilini fırsat bilen yüzlerce insan, hafta sonunu da değerlendirip ülkenin dört bir yanına akın etti. Kimi sahillere indi, kimi doğaya kaçtı… Önemli bir kısmı da turlarla birlikte GAP rotasını tercih etti. Bu rotanın en dikkat çeken duraklarından biri ise hiç şüphesiz Mardin Midyat'ta bulunan Mor Gabriel Manastırı oldu.
Yüzyılların birikimini taşıyan, tarihiyle, mimarisiyle ve inanç dünyasındaki yeriyle büyük bir değer olan ve içinde şu anda bir Metropolit, rahip ve rahibelerin de olduğu 60 kişinin hala barındığı bir inanç merkezi olan yapı, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Ancak mesele sadece bu manastırı ziyaret etmekle sınırlı mı?
İşte orası tam bir muamma.
Yakın zamanda ziyarete katılan bir vatandaşın anlattıkları, üzerinde düşünülmesi gereken bazı soruları da beraberinde getiriyor.
İddiaya göre manastıra girişte kişi başı 200 TL ücret talep ediliyor, 12 yaş altı çocuklardan ücret alınmıyor. Oysa bu ülkede camiler başta olmak üzere birçok ibadethane ücretsiz ziyaret edilebiliyor. Burada doğal olarak şu soru akla geliyor:
Tarihi ve dini mekânlar turizmin bir parçası olarak mı değerlendirilmeli, yoksa herkes için erişilebilir kamusal alanlar olarak mı kalmalı?
Elbette her yapının kendi idari ve ekonomik gerçekleri vardır. Restorasyon, bakım, güvenlik… Bunların bir maliyeti olduğu inkâr edilemez. Fakat Mor Gabriel Manastırı'nın, her gün 500'ün üzerinde tur otobüsünün ziyaret ettiği bir mekan olduğu düşünülürse çok ciddi rakamlar ortaya çıkıyor.
Ancak mesele sadece alınan ücret de değil.
Asıl tartışılması gereken nokta şu:
Ziyaret sırasında, sunum yapan manastır görevlisinin, henüz çocuk yaşta bir ziyaretçinin "Rahibelerin yaşam alanı olan katta fotoğraf çektirebilir miyim?" sorusuna, “Rahibeler rahatsız oluyor ama sen istersen manastırımızın patronundan telefonla izin alabilirsin. 12-18 yaş arasındaki çocuklara genellikle izin veriliyor. Hatta istersen burada kalabilir, rahibe bile olabilirsin” şeklinde ifadeler kullanması, kullanabilmesi.
Böyle konuşmaları bir manastır görevlisi yapabiliyorsa burada artık turizmin ötesine geçen bir durum söz konusu demektir. Çünkü çocuklara yönelik bu tür yönlendirmeler, hele ki bir gezi sırasında ve rehberlik faaliyeti adı altında yapılıyorsa, son derece hassas bir konudur.
Bu ülke, farklı inançların, kültürlerin ve medeniyetlerin bir arada yaşadığı kadim bir coğrafyadır. Bu zenginlik korunmalı, saygı gösterilmeli. Ancak aynı şekilde, ziyaretçilerin de özellikle çocukların, herhangi bir yönlendirmeye maruz kalmadan, sadece bilgi edinme amacıyla bu mekânları gezebilmesi gerekir.
Bugün sormamız gereken soru çok net:
Turizm adı altında yapılan bu tür uygulamalar nerede başlar, nerede biter?
Bir ziyaret, ne zaman sadece bir ziyaret olmaktan çıkar?
Ve en önemlisi…
Bu süreçler kim tarafından, nasıl denetlenir?
Çünkü mesele sadece bir manastır meselesi değil.
Mesele; sınırların nerede çizildiği meselesidir.
AYNI ÇATININ ALTINDA ÇÖKÜŞ!
Siyasette rekabet olur, eleştiri olur, hatta sert tartışmalar da olur.
Ama bir şey olmaz: Aynı partinin insanları birbirine “yalancı” demez.
Derse…
Orada artık siyaset yoktur, çözülme vardır.
Bugün yaşanan tam olarak budur.
Aynı safta duran isimler, kamuoyu önünde birbirini itibarsızlaştırıyor.
Bu, basit bir ağız dalaşı değil; bu, açık bir güven krizidir.
Çünkü siyaset güvenle ayakta durur.
Bir partinin kendi içindeki aktörler birbirine güvenmiyorsa, seçmen o yapıya neden güvensin?
Daha da önemlisi:
Bu sözler rakipler arasında söylenmiş olsaydı ne olurdu?
Kıyamet kopardı.
“İtibar suikastı” denirdi, “siyasi linç” denirdi, “ahlaksız siyaset” denirdi.
Peki şimdi ne denecek?
Aynı sözleri kendi içlerinde söyleyince buhar mı oluyor?
Hayır.
Bu tablo iki ihtimali gösterir:
Ya ortada ciddi bir çıkar kavgası var,
ya da kontrol tamamen kaybedilmiş.
Her iki ihtimal de vahim.
Çünkü bir siyasi yapı, dışarıdan gelen saldırılarla yıkılmaz.
Asıl yıkım içeriden başlar.
Güven duygusu çatladığı an, en sağlam görünen yapı bile içten içe çürür.
Bugün yaşananlar bir tartışma değil…
Bir dağılmanın ilk işaretidir.
Ve en tehlikelisi şu:
İçeride birbirine güvenmeyenler, dışarıya asla güven veremez.
Yorumlar
Kalan Karakter: