Avrupa maçlarının da devreye girmesi nedeniyle yoğun maç programı nedeniyle sıkıntılı günler yaşayan ve pek dinlenme fırsatı bulamayan Trabzonspor’un milli maç arası hariç ilk kez 6 günlük dinlenmenin ardından bir karşılaşmada ter dönme olanağı bulduğu Sivasspor’a karşı nasıl bir skorla çıkacağı merakla bekleniyordu. Abdullah Avcı’nın deyimiyle takım yoğun maç programının bulunduğu 11 Kasım tarihine kadar en azından zirve yarışından uzaklaşmamak ve tepeye tutunmak amacındaydı. Son iki haftada önce Kasımpaşa, ardından da Beşiktaş maçlarında berabere kalıp 4 puan kaybeden Trabzonspor’u, Sivasspor karşılaşmasında 3 puandan başka bir skor tatmin edemezdi.
Bilinen sakatlıklara Djaniny Semedo’nun eklenmesi ve Yusuf Yazıcı’nın kırmızı kart cezalısı olması, Avcı’nın en azından hücum çeşitliliği açısından bir ölçüde elini kolunu bağlıyordu. Ama teknik adama düşen görevlerden biri de, çaresizlik anında çare üretmekti. Abdulkadir Ömür’ün el parmağının kırık olmasına rağmen kulübede yer alması, Yusuf Yazıcı’nın da yokluğunda üçüncü yerli oyuncu olarak Umut Bozok’u, Maxi Gomez’in yanında zorunlu kanat forvet olarak mecburi kıldı. Abdullah Avcı’nın pek tercih etmediği çift forvet uygulamasının nasıl bir sonuç vereceği de bir başka önemli merak konusuydu.
İLK YARIYI UĞURCAN ÇAKIR KURTARAN İSİMDİ
Beklendiği gibi Trabzonspor önde baskıyla başladı. Rakibi hataya zorlayıp, kazanılacak toplarla gol ya da goller arayacağının sinyallerini verdi. Sivasspor bu baskı karşısında önce çok zorlandı. Sahasından çıkamadı. Uzun toplarla ya da kontralarla pozisyon bulma çabasına girişti fakat ilk 15 dakikada hiçbir etkinlik gösteremedi. Bordo-Mavili ekip ise orta sahasıyla oyuna ağırlığını koyduğu anlarda, Bakasetas’ın sert şutunun savunmadan dönmesini iyi değerlendiren Marek Hamsik, ustalığına yakışır bir gole imza attı. Golden sonra bir süre bu moralle Bordo-Mavili ekip etkili oyununu sürdürdü. Ancak sonra roller değişti.
Sivasspor golün şokunu atlattıktan sonra çok etkili ataklar yapmaya başladı. Oyunu Trabzonspor sahasına yıkmaya çalışırken, bu alandaki baskıyı da kırmayı başardı. Özellikle N’jie’nin sürüklediği ataklar Bordo-Mavili kalede çok büyük tehlikelere neden oldu. Bu futbolcunun gerçekten enfes şutunun üst direkte patlaması, birkaç dakika sonra karşı karşıya Uğurcan’ı geçememesi, Sivasspor’un öne geçmesini engelledi. Yatabare de iki önemli pozisyon yakaladı ama ikisinde de Uğurcan başarılıydı. Sivasspor’un 15’nci dakika ile 30’ncu dakika arasındaki bu temposu ürkütücüydü ama iyi ki durgunluk dönemine girdiler ve ilk yarıyı Trabzonspor gol yemeden kapattı.
Bordo-Mavili ekip, özellikle kanatları hiç kullanamadı. Ne bekleri Larsen ve Eren gelebildi, ne zaman zaman Gomez’in zaman zaman da Umut Bozok’un kullandığı sol kanatta hiçbir üretkenlik yoktu. Sağ kanatta görev yapan Trazeguet ise bir tek pozisyon bile üretemedi.. Bordo-Mavili ekibin hücumsal anlamda orta sahası da etkisiz bir dönem yaşadı ama bu alandaki oyuncuların tecrübeleri, topu kendi takımında tutma becerisi oyunun Sivasspor lehine devam eden gelişmesini durdurdu. Bu yarıda iki takımın da futbolu düşünmesi, oyunu çirkinleştirmemesi, topun bir dakika bile durmaması olumlu karşılanması, örnek olması gereken bir görüntüydü.
İKİNCİ YARI TAM BİR KÖR DÖVÜŞÜ
İkinci yarıya da Trabzonspor, ilk yarıdaki temposuyla başladı ve bu yarının başında Gomez ile bir pozisyondan yararlanamadı. Ardından konuk ekip Erdoğan Yeşilyurt ile şansını denedi ama Uğurcan yine başarılıydı. Maçın tempo kazanıp, tribünleri ateşlemesi, izleyenlere keyif vermesi beklenirken, iki takımın da düşük tempoya dönmesi şaşırtıcıydı. Sivasspor daha fazla pas yapıyor gibiydi ama bunların hiçbir etkisi yoktu. Yani ceza alanına girmeden sönüp giden alev topu gibiydi. Trabzonspor ise skoru koruma çabası gösterirken, topu da rakibe bırakmakta bir sakınca görmüyordu.
Konuk ekipte hem orta saha oyuncularının, hem de kanatlarının oyundan düşmesi, gol beklentilerini düşürdü. Trabzonspor ise etkin futbol oynamamasına rağmen Gomez’in dışında, Trazeguet ve Enis Bardhi ile pozisyon bulmakta zorlanmadı ama bu kez de Sivasspor kaleciyi Ali Şaşal Vural kalesini gole kapattı. Bordo-Mavili takımın savunması kusursuz oynadı ancak Marc Bartra’nın kontrolündeki Yatabare’nin 4-5 net kafa vuruşunda bulunması düşündürücüydü. Bordo-Mavililerin en etkili isimlerinden biri de Gbamin’di. Sanırım sakatlığının etkisinden kurtulmuş olmayı futboluna yansıtmayı başarmıştı.
Bu yarıda da Bordo-Mavili ekibin kanatları ve forvetleri etkisiz görünürken, Abdullah Avcı önce Umut Bozok’un yerine Abdulkadir Ömür’ü alarak bir hareket yaratmaya çalıştı. Ardından da yorulan ve silikleşen Marek Hamsik ve Bakasetas’ı yanına alıp, Siopis ile Enis Bardhi’yi sahaya sürdü. Sanırım burada amaç hem orta saha enerjisini artırmak, hem de hücum etkinliğini de düşünmemekti.Sivasspor’da da yapılan değişikliklerin oyuna ve pozisyonlara etkisi yok denecek kadar azdı. Sonuç olarak ikinci yarıda sahadaki futbolcular uyurken, izleyenleri de uyuttu. Maçın hakemi ise kritik pozisyonlar yaşamadan kazasız belasız bir 90 dakikayı bitirmeyi başardı.
Sonuç olarak Trabzonspor kötü oynayarak 3 puanı aldı. Bu aslında kritik haftada altından bile kıymetliydi. Sonuç iyiydi ama futbola bakınca Abdullah Avcı’nın, “Takım yorgun, ondan iyi oynayamıyoruz, ya da zıgzag çiziyoruz” sözlerinin geçerli olmadığı net bir deneyle ortaya çıktı…
Yorumlar
Kalan Karakter: