Ersun Yanal, Türk futbolunda teknik direktör olarak ismini ilk kez Denizlispor’daki başarılı çıkışıyla duyurdu. Bilgisayar kullanan, teknolojiden yararlanan, bilimselliğe önem veren ve çağdaş bir teknik adam olarak ardından da Gençlerbirliği ve Ankaragücü’nde önemli işlere imza attı. Bu çıkışı onu, Trabzonspor, A Milli takım ve Fenerbahçe gibi kulüplerin de başına taşıdı. Ama özellikle önemli çıkışı yaptıktan sonra artık isminin nimetlerinden yararlanma yoluna gittiğini, yeni gelişmelerden uzaklaştığı, realist bir teknik adam profilinin dışına çıktı. Yani futbolu sadece ekonomik kazanç hanesine yeni milyon dolarlar kazandıracak bir araç haline getirdi.
Zaten kendisine olan inancımı 2001 yılında kaybetmiştim. O dönem Ankaragücü’nü çalıştırıyordu, Özkan Sümer başkan olarak onu Trabzonspor’un başına getirmek istiyordu. Bir Rize maçından sonra Zorlu Grand’da yöneticilerle bir araya gelecekti. Ama henüz yöneticiler gelmeden lobide otururken, kendini bilmez bir taraftarın, “Burada ne işin var? Trabzon’da kaos, kavga var. Gelme buraya” sözlerinin ardından kimseyle görüşme gereği duymadan kaçması ve Ankara’nın yolunu tutmasıydı. Bu davranış onun aslında yüreğinde korkular barındıran, liderlik özelliklerinden uzak bir kimlik olduğunu ortaya koymuştu.
Bu Ersun Yanal, geçtiğimiz günlerde Türk futboluna genç yaşta kazandırdığı futbolcuların değerinin 300 milyon Euro civarında olduğunu ve yayın gelirinin 2 katı bir katkı sunduğunu açıkladı. Birçok ismi saydı. Arda Turan’dan Selçuk İnan’a, Caner Erkin’den Yusuf Şimşek’e, Umut Bulut’dan Hakan Balta’ya, Ahmet Hassan’dan Youla’ya, Holosko’dan Uğur İnceman’a, Gökdeniz Bayrakdar’a, Ufuk Ceylan’a saymadığı isim kalmadı. Tabii ki bu oyuncuların çıkış yapmasında başka yan etkiler var mıydı bunu bilemeyiz. Yani şartların getirdiği zorunluluktan mı, yoksa bilinçli bir seçimin ürünü olarak mı futbolcular Ersun Yanal tarafından oynatıldı, bu tartışma konusudur. Ama verdiği iki isim var ki, tüm söylediği oyuncuları da onun kazanı p kazanmadığı konusunda korkunç bir şüphe uyandırdı kafamda… Bu isimler kimler mi?
BU İSİMLERİ SADİ HOCA KAZANDI, ERSUN YANAL!
Yusuf Yazıcı ve Abdulkadir Ömür…
Bu futbolcuları altyapıdan ilk çıkaran, A takımda forma verip oynatan ismin Sadi Tekelioğlu olduğunu adım gibi bilmesem ben de Yanal’ın ne kadar büyük bir deha olduğunu düşünebilirdim ama kazın ayağı hiç de öyle değil… Tekelioğlu’nun altyapıdan alıp çıkardığı, en kritik dönemde forma verdiğini Trabzon’daki Sağır Sultan bile biliyor da Ersun Yanal kimi, neden kandırmaya çalışıyor? Bir meslektaşının emeğine, cesaretine gösterdiği saygısızlığın altında nasıl bir kişilik bozukluğu var gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Kaldı ki Ersun Yanal’ın Yusuf Yazıcı’yı Samsunspor’a kiralatmaya çalıştığını ve Abdulkadir Ömür’ü de ilk etapta altyapıya gönderdiği de bilinen bir gerçektir. Eğer Yanal, “Ben Barış Memiş’i çıkardım oynattım” deseydi kendisine hak verirdim. Çünkü Barış Memiş, dönemin Futbolcu İzleme Komitesi Başkanı Özkan Sümer’in, “Şu anda A takıma alınması, oyuncu için çok zararlı olur. Çünkü mental olarak henüz hazır değil. Hazırlanması için altyapıda bir süre daha kalması gerekir” diye itiraz etmişti.
Ancak Sümer’in futbolcu izlemek için bir yurt dışı seyahatine çıkmasını fırsat bilen Ersun Yanal, ara dönemde Barış Memiş’i A takıma çıkarmış, oynatmıştı da… Bu oyuncu yetenekleriyle herkesi kendine hayran bırakmıştı. Ama Sümer’in dediği mental hazırlığının olmaması nedeniyle kısa sürede yok olup gitmişti. Yani Yanal’ın kazanmak için çırpındığı geleceğin büyük yıldızı olacağı düşünülen Barış Memiş, yanlış zamanda, henüz hazır olmadan A takıma alındığı için bunun altından kalkamamış ve yok oluş süreci başlamıştı. Yani Sümer haklı çıkmıştı. Ersun Yanal, bu Barış Memiş gibi kaç genç oyuncuyu psikolojik ve pedagojik olarak hazır olmadığı için oynattığı kaç genci yok etmişti? Ya da büyük takımlarda, önemli ve pahalı transferler yaptırdığı için kaç yetenekli gencin idam fermanını imzalamıştı? Bunlardan söz eder mi? İsim isim sayar mı? Sanmam…
KULÜPLERE KAYBETTİRDİĞİN MİLYARLARCA DOLARDAN SÖZ ETMELİSİN
Buradan hareketle bir başka konuya değinmek istiyorum. Trabzonspor’un başında tam 3 kez göreve geldi Ersun Yanal… Bu süre içinde Onur Recep Kıvrak, Fredrick Risp, Ceyhun Eriş, Ömer Rıza, Ersen Martin, Cem Demir, Gustavo Colman, Alanzinho, Bugra Erdoğan, Gökhan Ünal, İsmail Özere9n, Sami Büyüktopaç, Christian Brüls, FatyPaty, Damir İrric, Abdulaziz Solmaz, Selçuk Yıldırım, Zafer Aydoğdu, Emanuel Mas, Luis İbanez, JoaoPerreira, Ogenyi Onazi, Matus Bero, Fabian Castillo, Olcay Şahan, Hugo Rodellega, Hyun Jun Suk, Ramil Sheydaev, Thomas Hubocan, Flip Novak, Kamil Ahmet Çörekçi, Juraj Kucka, Theao Bongonda, Volkan Şen, Burak Yılmaz, Jose Sosa, Tony Sylva,Rigobert Song, Egemen Korkmaz, Giray Kaçar, Hirjova Cale, Serkan Balcı, Ferhat Çökmüş, Ceyhun Gülselam, Selçuk İnan gibi sayısız transfer yaptırdı.
Bu isimlerin bir kısmı başarılı oldu ve takıma hizmet etti ama görüleceği gibi büyük çoğunluğu hiçbir şey üretmeden milyonları ceplerine indirdi. Kulüplerine korkunç rakamlar aktarıldı. Menajerleri önemli paralar kazandı . Peki kaçı giderken bonservis bedeli getirdi? Neredeyse hiçbiri… Ersun Yanal’ın, Trabzonspor’daki transfer seyri baş döndürüyordu. Adeta transfer yaptırmak için yaratılmış bir teknik adamdı. Ne zaman göreve gelse, “Bu takım yetersiz” diyerek mevcut futbolcuları değersizliğe mahkum ederken, bir sonraki dönemin yapılacak transferlerin planlarını hayata geçiriyordu. Trabzonspor’da bunu yaptı da, Fenerbahçe’de ya da başka takımda farklı mıydı?
Değildi!
O nedenle Ersun Yanal Türk, futboluna kazandırdığı futbolcuların ki, bunlardan bazılarını onun kazandırmadığını biliyoruz (Yusuf ve Abdulkadir) 300 milyon Euro değer ürettiğini söylemektense, bir özeleştiri yaparak, “Yaptırdığım gereksiz transferlerle kulüplere en az 1 milyar dolar zarar ettirdim” deseydi saygı duyardım.
HAKKINDAKİ İDDİALARA YANIT VERMEYEN, MAHKEMEYE GİTMEYEN BİR İSİM
Bir şey daha…
Ersun Yanal, için Ankaragücü’nde beraber olduğu futbolcu Cafer Aydın’ın, “Bize teşvik primi dağıttı” diyerek TV’lerde boy göstermesine, bir başka ismin, “Yeni Salihlispor’dayken, şike yaptı” ifadelerine hiçbir yanıtı olmadı. Hatta bu son iddianın ertesinde Trabzonspor’a imza attı. Dönemin başkanı İbrahim Haciosmanoğlu ne hikmetse imza törenini yasak savmaya dönüştürmüş, tek soru aldırmadan Ersun Yanal’ı medyadan kaçırmıştı. Sanırım şike iddialarıyla ilgili soruyla karşılaşılmasından korkmuştu. Ayrıca Yanal’ın, Gençlerbirliği’nden Ankaragücü’ne geçiş yaparken, sözleşmesindeki tazminat maddesini sildiği için evrakta sahtecilikten suçlu bulunduğunu, A Milli takımda ise vergi kaçırmaktan dolayı hakkında işlem yapıldığı da aklımızda….
Ve son olarak Fenerbahçe’yi çalıştırırken, bu takıma transfer olan Fransız futbolcu, “Ersun Yanal beni oynatmıyordu, kadroya bile almıyordu. Bana aracılar vasıtasıyla ‘Menajerini değiştir, Ersun hocaya yakın bir menajer temsilcin olsun. Her maçta kadroya alınacaksın ama maç başı ücretin yarısını hocaya vereceksin’ teklifi aldım ama kabul etmedim” sözlerinin gerçek mi yalan mı olduğunu bilemem ama onun bu iddialarına karşılık Ersun Yanal’ın, “Mahkemeye gideceğim. Dürüst ve ilkeli insanlara leke bulaşmaz” açıklamaları gülümsememe neden olmuştu.
Mahkemeye gitti mi bilmiyorum ama hakkında şok edici iddialar bulunan bir insanın dürüstlükten ve ilkeden söz etmesi gerçekten pişkinlikten başka bir şey olmasa gerek…
Saygılarımla…
Yorumlar
Kalan Karakter: