Kasımpaşa beraberliğiyle adeta taraftarın linciyle karşı karşıya kalan ama Monaco’yla oynanan maçın farklı kazanılmasıyla yeniden barış imzalayan Trabzonspor için Beşiktaş karşılaşması önümüzdeki süreçteki yol haritası için çok önemli bir kavşaktı. Lige harika başlayan ama son haftalarda büyük düşüş yaşayan rakibi, Giresunspor maçını da hakem kararıyla güçlükle kazanmıştı. Ev sahibi ekibin kendini taraftarına affettirecek, teknik kadrosunu tartışma konusu yapmaktan kurtaracak bir galibiyete ihtiyacı vardı. Bu maç da kuşkusuz Trabzonspor sınavıydı. Aynı zamanda Beşiktaş bir hafta önce maç yapmıştı.
Bordo-Mavililer ise 6 günde üçüncü maçına çıkıyordu. Buna rağmen maç öncesi değerlendirmelerde, Bordo-Mavili ekibin, Monaco zaferiyle yüklendiği moral motivasyon ile Beşiktaş’a karşı daha şanslı olabileceği yorumları yapılıyordu. Trabzonspor teknik direktörü Abdullah Avcı’dan kesin bir rotasyon bekleniyordu ama ne olursa olsun, çok kısa sürede zorluk derecesi çok yüksek olan bu kadar maça çıkan takımın özellikle ikinci yarıda oyundan düşme ihtimali yüksekti. Bu durumun aşılması ve bir 3 puanın daha haneye yazılması, kuşkusuz Bordo-Mavili ekibi yeniden zirvenin en güçlü adayı haline getirecekti.
Futbolseverler açısından ise seyir zevki yüksek, futbol kalitesi üst seviyede, mücadelenin en doruğa çıktığı bir 90 dakika hayali vardı. İşte böyle bir atmosferde başladı zorlu karşılaşma…
FUTBOL KALİTESİ DÜŞÜK, HEYECANI YÜKSEK 45 DAKİKA
Beklendiği gibi Beşiktaş önde baskıyla başlayıp, Trabzonspor kalesini ablukaya alarak oyuna başladı. Ancak bu uzun sürmedi. Ev sahibi ekip Abdulkadir ve Larssen’in savunduğu Bordo-Mavili takımın sağ tarafından ve N’koudou ile gelmek istedi. Bu oyuncu birçok top taşıdı ama son hamledeki yetersizliği tehlike yaratmaktan uzak kalmasına neden oldu. Trabzonspor ise oyunu kendi alanında kabul ederken, rakipten çaldığı toplarda etkili olmayı düşünüyordu. Bordo-Mavili ekipti, orta alan diri gözükürken ve rakibe alan bırakmama konusunda etkili olurken, kanatlarda Abdulkadir ve Trezeguet’in beklentilerin çok altında performans sergilemesi, hücum aksiyonlarını azaltan etkenlerdi.
Oyun bu şekilde seyrederken, Bakesatas’ın uzak mesafeli şutunun kornerle sonuçlanması, yine bu oyuncunun altı pasa gönderdiği topu Maxi Gomez’in sezonun ilk lig golü olarak filelerle buluşturması Bordo-Mavili ekip için tam bir ödüldü. Beşiktaş golden sonra ataklarını artırdı, Wghourt ve Salih Uçan’la mutlak pozisyonlar yakaladı ama bunlara duvar olan isim Uğurcan Çakır’dı. Beşiktaş’ın en etkisiz ismi Ghezzel’in, nefis pasıyla buluşan Rosier’in kale içine gönderdiği topun Larssen’e çarparak gol olması ne kadar şansızlıksa 37’nci dakikada Masuaku’nun adeta asist yaparak Trezefuet’i golle burun buruna getirip, Mısırlı oyuncunun da bu ikramı geri çevirmemesi gerçek bir ikramdı. Bu kadar üst düzey bir takımda, böylesine acemiliğin ötesinde hatalar yapan yabancı oyunculara yatırım yapılmasını iyi düşünmek gerekir.
YORGUNLUĞUN VE SAVUNMADA KALMANIN BEDELİ
Bu golden sonra Beşiktaş beraberlik için yüklendi ama savruk santraforları Wghourst’un etkisizliği nedeniyle, Trabzonspor kalesinde tehlike bile yaratamadı ve ilk yarı Bordo-Mavililerin isteyip de bulamayacağı bir sonuçla sona erdi. Bu yarı futbol kalitesi çok düşük ama heyecanı üst seviyede geçerken, beklentilerin uzağındaydı.
İkinci yarıda Trabzonspor’un yorulacağını hesaba katan Beşiktaş, gol bulmak için müthiş bir baskı kurdu ama bu kaliteli bir futbolu, pozisyon zenginliğini yaratacak nitelikte değildi. Özellikle ev sahibi ekibin orta sahasının ağır ve fizik üstünlüğüyle bilinen oyuncuları, ekstra hiçbir artı üretemedi. Ev sahibi takım tamamen kanatlardan geliştirdiği ataklara güvenerek sonuca gitmeye çalıştı. N’koudoğu karşısında, dinlenmiş olmasına rağmen aciz bir Larssen izledik. Ancak N’koudou da final hareketlerinde berbat olduğu için Bordo-Mavili kalede tehlike yaratmaktan uzaktı.
Abdullah Avcı takımın yorgunluğunu hissederek Abdulkadir ve Maxi Gomez’i kenara alıp, Umut Bozok ile Bardhi’yi oyuna sürdü fakat bu değişikliklerin takıma bir katkısı olmadı. Hatta Josef de Souza’nın inanılmaz hatasıyla Umut Bozok’un pasıyla kaleciyle karşı karşıya kalan Bardhi’nin kötü vuruşunu görünce, “Keşke Gomez sahada kalsaydı” diyecek noktaya geldik. Bordo-Mavililer, bu yarıda daha çok, kendisine karşı skoru koruma çabasıyla ceza alanına gömülen küçük takımların görüntüsünü veriyordu. Yediği golde de bunun etkisi vardı ancak özellikle stoperlerin bu golde ne Cenk Tosun’a, ne de Wghorts’a zorluk çıkarmamaları düşündürücüydü.
Bordo-Mavili ekip, zaman zaman usta ayağı Hamsik’in yönlendirmesiyle orta alanda iyi pas bağlantılarında bulundu ama bunları rakip ceza alanına taşıyacak nitelikte yardımcı bulamadı. Bakasetas’ın yorgunluğu da bunda önemli etkendi. Oyunun son bölümlerinde yine Beşiktaş’ın yoğun baskısı, buna karşın, Trabzonspor’un savunması ve kontralarla bir gol atma çabasını gördük fakat iki takım da isteğine ulaşacak etkinlikten uzak bir oyun ortaya koydu. Ancak nihai olarak bakıldığında, Bordo-Mavili takım, bunca yorgunluktan ve maç trafiğinden sonra İstanbul’da Beşiktaş ile berabere kalarak aslında 90 dakikadan karlı çıkan taraftı…
Sonuç olarak maçın ismi büyüktü. Heyecanı da, aksiyonu da yüksekti ama futbol kalitesi yerlerde sürünüyordu. Bu ancak futbolda üçüncü dünya ülkelerinin ortaya koyabileceği bir oyundu ve izleyenlere seyir zevki vermeden bitti, gitti…
Yorumlar
Kalan Karakter: