Milli maç arasından sonra ve Dünya Kupası sürecine kadarki dönemde Trabzonspor’un iki hedefi vardı. Bir UEFA Avrupa Ligi’nde yoluna devam etmek, diğeri de ligde zirve yarışının içinde yer almaktı. Bordo-Mavili ekip, UEFA Konferans Ligi’ne katılma hakkı kazandı, yani Avrupa’da bir alt kategoriye düştü. Ligde de zirve yarışının içinde olması biraz da Konyaspor maçında alacağı sonuca bağlıydı. Bir açıdan da kendisinden 1 puan geride bulunan Yeşil-Beyazlı ekip ile arasındaki farkı açmak da önemli amaçlardan biriydi.
Abdullah Avcı, zorunlu birkaç değişiklik yaparak bu maçtaki 11’ini oluşturdu. Sarı kart cezalısı Eren Elmalı’nın yerine Denswil,, Ferencvaroş karşılaşmasında 90 dakika oynayan ve çok yorulan Siopis’in yerine ise Gbamin forma giyerken, cezası nedeniyle Avrupa arenasında son 3 maçta forma giyemeyen Maxi Gomez de, Konyaspor maçıyla formasına kavuşmuştu. Ama Abdullah Avcı’nın sürprizi Larsen’in yerine Hüseyin Türkmen’i oynatmasıydı. Belki de buna biraz da mecbur kaldı. Çünkü Yusuf Yazıcı ve Eren Elmalı’nın yokluğunda 11’de oynayacak 3’ncü yerli oyuncu sıkıntısı bir gerçekti.
SKORU BELİRLEYEN PENALTILARDI
Trabzonspor beklendiği gibi oyuna önde baskıyla başladı. Orta alanda da rakibe oyun alanı bırakmayıp, hataya zorlayıp bir an önce gol bulmak istiyordu. Çünkü hafta içindeki Avrupa maçının yorgunluğunu bu karşılaşmanın ikinci yarısında hissetmek kaçınılmaz gibi görülüyordu. Bu baskının sonucu, Konyaspor oyuncuları orta alanda hataya zorlandı. Onlar da hata yapmakta hiç tereddüt etmediler. Özellikle Hamsik, Gbamin ve Bakasetas’ın çaldığı toplarla rakip kalede baskı kuruldu. Bunun sonucunda da henüz 15’nci dakikada ilk penaltı ve gol, 27’nci dakikada da ikinci penaltı ve onun sonucu ikinci gol geldi. Bordo-Mavili takım rahatlamıştı. Ancak Konyaspor Teknik Direktörü İlhan Palut, orta saha ıyuncusu Paz’ın yerine, Uche’yi alarak riske girmeyi tercih etti. Zaten bunun sonucunda da daha çok önde oynamaya, Trabzonspor kalesinde görünmeye başladılar.
Rakip özellikle kendi sol kanatlarını, yani Trabzonspor’un sağını kullanmayı tercih etti. Bu bölgedeki Hüseyin’in acemiliğinde Btqui’nin hızı ve yetenekleri kullanılmaya çalışıldı. Bunda da zaman zaman başarılı oldular ancak Hüseyin sağ bek olarak acemiliğini atlatınca yerinde müdahaleleriyle dikkat çekti. Ancak bu oyuncu da sadece savunma görevini yaptı, hücuma etkin çıkış yapamadı. Tıpkı sol bek oynayan Denswil gibi… Kanatlardan bekler aracılığıyla ceza sahası bölgesine orta gelmemesi, Bordo-Mavili takımın hücum gücünü azalttı. Buna bir de Abdulkadir Ömür, Maxi Gomez’in silikliği ve Trezeguet’in bireysel oyunu tercih etmesi eklenince Trabzonspor, istediği hücum organizasyonlarını yapamadı.
Bordo-Mavili ekipte 35 yaşına rağmen Harek Hamsik gerçekten özel bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Ne yapması, oyunu nasıl yönlendirmesi gerektiğini biliyor. Bu isme biraz da Bakasetas ayak uyduruyor. Gbamin, bir ön libero olarak ayağında çok top tutmaması, adam eksiltme yoluna gitmemesi gerektiğini umarım öğrenir. Çünkü iki top kaptırdı, iyi ki Konyasporlular bunları değerlendirme becerisi gösteremedi. Savunmanın ortasındaki Bartra ve Vitor Hugo tüm müdahalelerinde kusursuzdu ama ilk yarının uzatma dakikalarında Diouf’u takip etmemeleri ve o vuruyu yaptırarak golün yenmesine zemin hazırlamaları artı yönlerini azalttı. Bu gol, ikinci yarı öncesi kuşkusuz Konyaspor’u umutlandırırken, Trabzonspor’u düşündürmesi gerekiyordu.
VAR’I ANLAMAK İMKANSIZ GERÇEKTEN!
İkinci yarıya Abdullah Avcı, Abdulkadir Ömür, Yusuf Erdoğan değişikliğiyle başladı. Sanırım bu değişikliğin sebebi Abdulkadir’in ilk yarının son dakikalarındaki sakatlığıydı. Bu yarıya Konyaspor beraberliği yakalayabilmek için çaba harcarken, Bordo-Mavili ekip de farkı açmanın hesabını yapıyordu. Karşılaşmanın 54’ncü dakikasında ilginç bir olay yaşandı. Konyaspor, Diouf aracılığıyla ikinci golü buldu. Zorbay Küçük bu golü verdi. Ancak Diouf’un ayağından seken top eline çarpmış ve sonra da kale içinde golü atmıştı. Bu pozisyon VAR tarafından neredeyse 10 dakika incelendi. Tüm oyuncuların, oyundan soğumasına neden olan bu uzun bekleyişi anlamak mümkün değildi. Karar vermek o kadar zor mu? “Oyuncu elle oynamak istemedi, ayağından sekti, kolunu kaçırma şansı yoktu” yorumu üçüncü dünya savaşı kararı almak olmasa gerek… Sonuçta gol geçerli sayıldı ancak şunu ifade etmek gerekirse o pozisyonda top Diouf’un ayağından da gelip eline çarpmasaydı, kale içinde fileleri havalandırması olanaksızdı.
Bu tür kararlar FİFA normlarıyla ilgili de…. Ama artık bunun değişmesi gerekir diye düşünüyorum.
Maça dönecek olursak, golden sonra Konyaspor’un daha bir özgüvenle oynayarak maçı kendi lehine çevirmesini bekledik ama konuk ekip neredeyse kalesine gömüldü. Trabzonspor ise buna karşılık uzaktan, yakından sert şutlarla, yarattığı pozisyonlarla gol aradı. Abdullah Avcı, oyuncu değişiklikleriyle de tüm riskleri aldı. Rakip takımda 82’nci dakikada Uche kırmızı kart gördü. Uzatma ise 11 dakika verildi. Yani 20 dakika fazla oynayan Bordo-Mavili ekip, oyun disiplininden tümüyle koparak tamamen doldur boşalt taktiğiyle şans golü aradı. Tüm bu girişimlerinde kaleci Sehiç çok yerinde kurtarışlar yaptı ve takımına bir puan kazandırırken, Trabzonspor’un da iki puanını alıp götürdü.
Sonuç olarak bu maçta 3 puana çok ihtiyaç vardı. Çünkü yarın Fenerbahçe kazanırsa aradaki puan farkı 7’ye çıkacak ve farkın kapanması biraz zor olacak.
Hakemle ilgili de kısaca şunu söyleyeceğim. Aslında çok zor bir maç değildi ama altından kalkamadı. Kritik tüm kararları VAR’ın vermesi de bunun bir göstergesiydi.
Yorumlar
Kalan Karakter: