Joseph E. Stiglitz, Amerika Birleşik Devletleri’nde önemli bir ekonomist… Liberalizme, tümüyle özelleştirmeye ve emeğin değerinin durmadan düşmesine karşı ve bir ölçüde karma ekonomiyi savunuyor. Stiglitz’in yazdığı ve çok okunan Eşitsizliğin Bedeli kitabında, ABD’de yasaların hangi düşüncelerle çıkarıldığını, silah, ilaç, teknoloji devlerinin nasıl da lobiler yaparak halk yararına yasaların çıkmasını engellediğini ve kendi çıkarlarına uygun kanunlarla birlikte bir avuç zenginin ülkenin kaynaklarını nasıl yuttuğunu ve toplumun geri kalanını adım adım yoksulluğa ittiğini ayrıntılarıyla anlatıyor. Ancak bu çok uluslu, doymak bilmeyen iştaha sahip bir avuç sözde insanın, kendi çıkarlarına olan yasaları bile nasıl da hiçe saydıklarını da anlatıyor ve, “ABD’de yasalar küçük sineklerin takılıp kaldığı, büyük sineklerin ise delip geçtiği örümcek ağları olduğunu” dile getiriyor.
Bu kitabı okurken, sanki Türkiye’yi anlatıyor gibi bir duyguya kapılmadan edemiyorum. Ama yine de ABD ve Avrupa’da yasal soygun düzenini oluşturanlar, yasa dışı soygunun ortaya çıkması halinde anında eksik de, yanlı da olsa yasalar devreye girip, cezalandırıyor. Biz de bunu da göremiyoruz. Belki uzun bir giriş oldu ama asıl amacım futbol yazmak… Futbol bir dönemler amatör ruhla oynanıyordu. Paranın egemen olmadığı bir alandı. Başkanlar, yöneticiler görev aldıkları kulüplerin çıkarlarını her değerin üzerinde tutar, kendi yaşamlarından fedakarlıklar yapar, sağlıklarını kaybeder, ekonomileri bozulurdu. Teknik adamlar için görev kutsaldı. Kazandıkları küçük paralarla yetinirlerdi ve mesleklerine ihanet etmeyi düşünmezlerdi. En küçük bir etik dışı davranışta dışlanırlar, iş bulamazlardı. Futbolcular da, bu sistemin içinde formasını giydikleri kulüplerin genellikle taraftarı olurlardı, onun başarısı için sahada ölümüne savaşırlardı. Hem de yarı aç yarı tok bir yaşamdan tat alırlar, futbola büyük bir aşkla bağlı oldukları için de yaşadıkları zorluklar umurlarında bile olmazdı.
ENDÜSTRİYEL FUTBOL PARANIN ESİRLERİNİ YARATTI
Sonra futbolun bu cazibesi, siyasetin, iş dünyasının, müteahhitlerin, mafyanın ilgi alanına girdi. Çünkü işin içine yüklü miktarda paralar girmeye başladı. Taraftar müşteri, futbolcular alınıp satılan metalara dönüştü. Başkanların ve yöneticilerin büyük bölümü, kendi kirli işlerini örtbas edeceği alan olarak görmeye başladı futbolu… Teknik direktörler büyük paralar kazandıkça doymaz bir iştaha sahip oldular. Naklen yayınlardan gelen müthiş paralar, sponsor, isim hakkı, stat, tescilli ürünlerden elde edilen gelirler hayalleri aşar hale geldi. Sonra bu düzen öylesine insan profili yarattı ki, bırakın futbolcunun mal gibi alınıp satılmasını, kulüplerin bile satılması, bir para babasının malı olması camiaların umurunda bile olmadı. Gelsin büyük transferler, yaşansın şampiyonluk karnavalları havasıyla her türlü kirli iş normalleşti, sıradanlaştı. Ama buna rağmen Avrupa’da yine de kirli işlere bulaşan, mali yapılarının hesabını veremeyenler, şike yapanlar, teşvik primi verenler, bahis oynayanlar ağır cezalara çarptırıldılar. Buna son örnek İtalya’da yaşandı.
İtalya Futbol Federasyonu (FIGC) Spor Hakimliği, adı mali yolsuzluk soruşturmasına karışan Juventus kulübüne 15 puan silme cezası verdi. Temyiz mahkemesinin internet sitesinde yapılan açıklamada, Spor Hâkimliği’nin, adı haksız sermaye kazancı ve futbolcu transfer değerlerini olduğundan farklı göstermek gibi mali yolsuzlukların incelendiği adli soruşturmada yer alan Torino temsilcisine 15 puan silme cezası verdiği belirtildi. Ayrıca eski Sportif Direktör Fabio Paratici’ye 2,5 yıl, Başkan Andrea Agnelli ile CEO Maurizio Arrivabene için 2 yıl, Sportif Direktör Pavel Nedved için 8 ay ve menajer Federico Cherubini için ise 1 yıl 4 ay görevden men cezası verildi.
Peki bu ceza neden verildi. O da şu şekilde açıklandı: Futbol Kulüpleri Teftiş Komisyonu tarafından geçen aylarda hazırlanan raporda, Juventus Başkanı Andrea Agnelli, Başkan Yardımcısı Pavel Nedved, kulübün eski sportif direktörü Fabio Paratici’nin de aralarında bulunduğu altı kişinin faaliyetleri, soruşturma kapsamında incelendi. Mali hesap ve tabloları inceleyen savcılık, 2019 ile 2021 yılları arasında gerçekleştirilen 62 transferde usulsüzlük yapıldığını iddia etti. İtalya futbolunu sarsan yolsuzluk iddialarının merkezinde ise Juventus ve Napoli yer aldı. Torino temsilcisi 21 oyuncusu için toplam 90 milyon Euro transfer harcaması yaptığını bildirdi ancak teftiş komisyonunun raporuna göre el değiştiren para gerçekte 30 milyon Euro’nun biraz üzerindeydi.
TÜRKİYE’DE BİR KEZ OLSUN BÖYLE BİR ŞEY YAŞANDI MI?
Hepimiz hatırlıyoruz ki, Avrupa’da birçok ülkede şike başta olmak üzere, bahis, teşvik primi gibi nedenlerle birçok kulüp ağır cezalar almıştır. Kimi küme düşürülmüş, kiminin puanı silinmiştir. Özellikle İtalya’nın en büyük kulüpleri bile küme düşürülürken, yasa koyucular ve uygulayıcılar, hiçbirinin gözlerinin yaşına bakmamasıyla biliyoruz. İnter, Torino, Lazio, Fiorentina, Milan ve Juventus kaç kez ağır cezalara çarptırıldı unutmadık. Peki İtalya ve Avrupa’nın diğer kapitalist ülkelerinde yasa dışı işlere bulaşanlara bunca ağır cezalar verilirken, ülkemizde hiçbir zaman bir “Temiz Eller Operasyonu” yapılmış mıdır? Koca koca kulüpler, her yıl sayısız transfer yapıyor. Teknik direktörlere devasa paralar ödüyor. Ürkütücü bütçeler ayırıyor. Alınan, satılan futbolcuların sayısını unutuyoruz. Her yıl yeni bir takım yapılıyor, bir önceki yılın takımı tarumar ediliyor. Ülkemizdeki kulüplerin tümü iflasın eşiğinde… Birçoğunun tüm malvarlıkları ipotekli… Alınan krediler için teminat olarak verilmiş ve adeta bankaların denetimine girmişler.
Siyaset her kulübü yönetme hevesinde… Güçlü siyasetçilere yakın birçok kişi, futbolcu ve teknik adam menajerleriyle içli dışlı ilişkiler kurmuş, ortaya çıkan devasa bütçeleri Bermuda Şeytan Üçgeni gibi yutup duruyor. Giden oyunculara, teknik adamlara üste paralar veriliyor. Gelenlere, Avrupa kulüplerinin üç, dört katı para ödeniyor. Menajerler Karun kadar zenginleşti bu transferler sayesinde…
Peki neden MASAK ya da TFF’nin yetkili kurulları harekete geçmez? Niçin kulüpleri yönetenlerin, halkın malını, parasını başkanların, yöneticilerin, teknik direktörlerin iç edip etmediklerini derinlemesine araştırmazlar? Ülkemizde her şey kuralına, gerçeklere uygun mu yapılıyor? Tüm gizlemelere rağmen, sayısız yolsuzluğun, ihalelere fesat karıştırmanın ortaya çıktığı Türkiye’de futbol kulüplerini yönetenlerin aynı işleri yapmadığını kim iddia edebilir.
Ama neden?
TEK HAYALIM BİR ‘TEMİZ ELLER OPERASYONU’DUR
Neden ülkeyi yönetenlerin de, yasaları uygulaması gerekenlerin de kılları kıpırdamaz? Niçin kulüplerin paralarının birilerinin cebinden, başka birilerinin cebine girip girmediği tespit edilmez?
Ama boşuna yazıyorum biliyorum. Bu ülkede, birçok kulübün şike yaptığı, teşvik primi skandalına karıştığı ses kayıtlarıyla, belgelerle ortaya çıktı da ne oldu? “Kişilerle kulüpler ayrılsın”, ya da, “Avrupa’ya üç beş yıl gitmezsek ne olur” sözleriyle birlikte kapatılmadı mı 3 Temmuz 2011 şike süreci… Şikede ceza yasaları değiştirilmedi mi? Suçlular ceza evinden dışarı çıkmadı mı? Ses kayıtlarının hakim izniyle bile olsa delil sayılamayacağı şeklinde yasa çıkarılıp, geriye doğru işletilmedi mi? FETÖ Operasyonu adı altında dosya kapatıldı. “Şikeyi yaptıysam, Fenerbahçe için yaptım” diye Divan Kurul’unda gururla konuşan ve ayakta alkışlanan Aziz Yıldırım, aklanmadı mı? Mahkemenin, “Delil yetersizliğinden beraatine” kararı, “Aklanma” olarak yansıtılmadı mı kamuoyuna… Ve tüm bunlara ülkenin neredeyse tüm medyası, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler sessiz kalmadı mı? Hatta, alkışlamadı mı?
Peki 2011’e kadar birçok kulüple ilgili şike, teşvik iddiaları ortaya atılırken, yasa olmadığı için kurtulanları hatırlıyoruz değil mi? Ya 2011’den sonra kulüpleri yönetenler, teknik adamlar, futbolcular, menajerler hidayete mi erdi? Hiç mi Süper Lig kulüplerinden biri şikeye bulaşmadı, teşvik primi almadı ya da vermedi? Doping yapan, bahis oynayan çıkmadı mı? Ne yazık ki ülkede öyle bir futbol düzeni kuruldu ki, çıkan tüm yasalara, uygulanacağı söylenen yaptırımlara rağmen, küçük sineklerin takılıp kaldığı, büyük sineklerin delip geçtiği örümcek ağlarını mumla arar hale geldik. Bir gün umarım, kulüpleri iflasın eşiğine getiren başkan, yönetici, teknik adam ve menajerlerle ilgili gerçek, bir Temiz Eller Operasyonu yapılır da kimlerin tertemiz, kimlerin kire çamura bulaştığını görme şansına sahip oluruz.
En büyük dileğim bu!
Yorumlar
Kalan Karakter: