Dünya Kupası nedeniyle futbola verilen ara Ziraat Türkiye Kupası maçlarıyla başlarken, tüm futbol severlerin beklediği ise Süper Lig’di. İple çekilen maç ise ligin ikinci bölümünün ilk büyük oyunu Trabzonspor ile Fenerbahçe karşılaşmasıydı. Bordo-Mavililerin bu kritik maçta alması gereken tek sonuç galibiyet… Çünkü kendi sahasında lider karşısında berabere kalsa bile aradaki 6 puanlık farkın bundan sonraki süreçte kapanmasından daha çok özgüvenin azalmasıyla, camia bütünlüğünün sekteye uğramasıyla çok şey kaybedileceği için sezona bedel bir zafer gerekliydi Trabzonspor’a… Buna karşın ligi forse eden, Avrupa’da da çok iyi giden Fenerbahçe de hücum yönünün yüksekliğiyle kazanarak zirve yarışında önemli bir rakibini denklem dışına itmesi önemliydi ama berabere kalması bile bu ekibe yeterli gelebilirdi.
Maç öncesi Fenerbahçe Teknik Direktörü Jorge Jesus’un iki forvet Josua King ve Batsuhayi tercihine karşılık Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın sadece Maxi Gomez’i tercih etmesi aslında iki teknik adamın psikolojisini anlatmaya yeterdi sanırım. Sanırım Avcı, Abdulkadir ve Bakasetas faktörleriyle hücum gücünü dengelemeyi düşünmüştür maçtan önce…
İşte böyle bir tabloda 90 dakika başladı….
Beklendiği gibi taraftar desteğini arkasına alan Trabzonspor, rakip alanda kurduğu baskıyla Fenerbahçe’nin çıkışını engelledi. Pas alışverişinde bulunmalarının önüne geçti. Bu da Altay’ın koruduğu kalede tehlikeler yaratması gerekirdi ama ne yazık ki bu kazanma arzusu ve baskı pozisyon üretmekten uzaktı. Fenerbahçe ise adım adım Bordo-Mavililerin baskısını kırmaya başlarken, 13’ncü dakikada Jasua King’in vuruşunun üst direkte patlaması bu ekip adına şansızlık, ev sahibi için ise şanstı. Zaten ilk yarının tek izlenmeye değer pozisyonu da bu oldu. Oyunun 15’nci dakikasından sonra sahada tam bir kör döğüşü vardı. Bu kadar kaliteli futbolcuların, böylesine pas hatalarıyla oynamaları, pas tercihlerindeki yetersizlikler şaşırtıcıydı. Bu da futbol kalitesinin yerlerde sürüdüğü bir süreci yaşamamıza neden oldu.
KALİTESİ YERLERDE SÜRÜNEN BİR İLK YARI İZLEDİK
Öyle ki, sanırım bu dakikadan ilk yarı sonuna kadar belki de iki takım pas hatası, faul ve taç kullanma rekoru kırmıştır. Sahadaki bu berbat futbol, tribünlerin coşkusunu da yerle bir etti. Futbola verilen bunca aradan sonra büyük maçtan beklenen kalitede bir oyun ortada yoktu. Bunda Trabzonspor’da Abdulkadir ve Bakasetas’ın çok etkisiz olmasının, Fenerbahçe’de de Crespo ve Arau’nun baskı altında hatalar yapması etkiliydi. Ama Fenerbahçe’de İrfancan, Batsuhayi ve Jasua King’in de gereksiz top cambazlıkları yapmaya çalışması oyun kalitesini düşürdü. Kuşkusuz bu da Trabzonspor’un işine yaradı.
Fenerbahçe’de özellikle sol kanattaki Ferdi Kadıoğlu, hücuma çıkışlarda etkiliydi, aynı etkiyi Samuel yaratamadı. Bunlara karşılık Bordo-Mavililerin iki beki Larsen ve Eren ilk yarıda, hücum anlamında başarısızdı. Uzun bir aradan sonra sahalara dönen Edin Visca, özellikle hücum bölgelerinde topla hiçbir şey yapamadı ve hala daha futboldan uzak günlerde yaşadığını gösterdi. Maxi Gomez topla çok buluşamadı, Trezeguet ise bir parlayıp, bir söndü ve savunma arkası koşularda topla buluşamamanın ya da Samuel’in markajından kurtulamaması etkinliğini zayıflattı. Sonuç olarak futbol açısından yerlerde sürünen ve golsüz bir ilk yarıyı geride bırakmış olduk.
10 KİŞİ KALAN FENERBAHÇE TESLİM ALINDI
İkinci yarı roller değişmiş gibiydi. Konuk Fenerbahçe oyunu önde kurmaya çalışıp, bir an önce gol bulma çabası içinde olacağını gösterdi. Fakat bu oyun anlayışı Bordo-Mavilileri adeta coşturdu. Savunmanın arkasına atılan toplar tehlike yaratmaya başlamıştı. Trezeguet, takımın önemli bir hücum gücü olacağını 54’ncü dakikada gösterdi. Hızlı gelişen atakta Mısırlı oyuncu, Visca’ya, ‘al da at’ dedi adeta ama bu oyuncu ikramı geri çevirdi. Fenerbahçe’nin ağır stoperleri arkasına koşularla pozisyon arayan Trabzonspor için 60’ncı dakikada Crespo’nun kırmızı kartla oyun dışı kalması adeta bir ödüldü. Hemen ardından da suskun golcü Maxi Gomez devreye girip, fileleri de havalandırınca artık galibiyet umudu yerini kesinliğe bıraktı. Çünkü Fenerbahçe, hem 10 kişi kalıp, hem de hemen ardından golü yiyince oyundan tümüyle düştü. Bordo-Mavili ekip biraz daha şanslı, forvetler becerikli olsa belki de bu dakikadan sonra tarihi bir fark gelebilirdi.
Trabzonspor savunması ikinci yarıda kusursuz oynayıp, rakibin her maçta gol ya da goller atan forvetlerini durdururken, orta alanda da top çalma konusundaki etkinlik, artık skorun da verdiği rahatlıkla oyunu kurma adına ortaya konan ustalık, artık maçın sonucunu ilan edecek görüntüsü veriyordu. Bordo-Mavili ekip, bir yandan pozisyon üretirken, diğer yandan da zamana oynamayı tercih ederken, sahanın en istekli, verimli ve üretmek isteyen oyuncularının başında yer alan Trezeguet, uzatmanın son anlarında attığı golle rakibin nakavt olmasının vesilesi oldu. Bu sonuç, Trabzonspor’un zirve yarışına çok güçlü bir şekilde tutunmasına sebep olurken, Fenerbahçe ve Jorge Jesus için zor günlerin başlangıcı olacak gibiydi.
Maçın hakemi Halil Umut Meler ve yardımcıları toplamda 107 dakika süren maçta kusursuza yakın bir yönetim gösterdiler. Onlara da kocaman bir alkış borcumuz…
Yorumlar
Kalan Karakter: