Bağlanmak insanın en temel ihtiyaçlarından biridir.
Ama aynı zamanda en çok zorlandığı alanlardan da biri…
Birine yakınlaşmak isteriz; anlaşılmak, görülmek, güvende hissetmek isteriz.
Ama tam bağ kurmaya başladığımızda içimizde bir ses yükselir:
“Ya incinirsem?”
“Ya terk edilirsem?”
“Ya kendimi kaybedersem?”
İşte bağlanmanın çelişkisi tam da burada başlar.
Bağlanma Sandığımız Şey Nedir?
Bağlanmak çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Kontrol etmek, vazgeçememek ya da birine tutunmak bağlanma değildir. Gerçek bağlanma; iki ayrı bireyin, birbirine temas ederken kendiliğini koruyabilmesidir. Ama herkes bu deneyimi güvenli bir zeminde öğrenmez.
Bağlanmayı Nerede Öğreniriz?
Bağlanma, yetişkinlikte değil; çok daha erken bir dönemde şekillenir.
İlk ilişkilerimiz, ihtiyaç duyduğumuzda ulaşabildiğimiz kişilerle kurulur.
Duygularımız karşılık bulduğunda, bağ güvenli olur. Bulmadığında ise bağ, belirsizleşir.
Bu yüzden bazı insanlar bağlandığında rahatlar, bazıları ise bağlandıkça kaygılanır.
Neden Bazıları Bağlanınca Kaybolur?
Bazı kişiler için bağlanmak, kendinden vazgeçmek anlamına gelir.
Çünkü geçmişte sevilmek için uyum sağlamak, susmak ya da küçülmek zorunda kalmışlardır.
Bu kişiler ilişkideyken:
- Fazla verir
- Sınır koymakta zorlanır
- Karşısındakinin ruh hâline göre şekillenir
Ve bir süre sonra şunu hissederler:
“Ben neredeyim?”
Neden Bazıları Bağlanınca Uzaklaşır?
Bazı insanlar ise yakınlık arttıkça geri çekilir. Çünkü bağlanmak onlar için risk demektir. Bağımlı olmak, incinmek ya da kontrol edilmekle eşleşmiştir.
Bu kişiler çoğu zaman:
- Duygularını sınırlı gösterir
- Mesafe koyarak güvende kalmaya çalışır
- “Kimseye ihtiyacım yok” söylemini benimser
Ama ihtiyaç yokluğu, ihtiyaçların bastırılmasıyla karıştırılır.
Bağlanmak ve Kaygı
Bağlanma, yalnızca sevgiyle değil; kaygıyla da şekillenir. Yakınlık arttıkça eski korkular tetiklenebilir. Bu yüzden bazı ilişkiler çok sevilse bile yorucudur.
Kişi şunu ayırt etmekte zorlanır:
“Bu ilişki gerçekten mi zor, yoksa benim bağlanma biçimim mi beni yoruyor?”
Sağlıklı Bağlanma Nedir?
Sağlıklı bağlanma;
– Yakınlığa izin verebilmek
– Aynı zamanda bireyselliği koruyabilmek
– İhtiyaçları ifade edebilmek
– Ayrılık anlarında dağılmadan kalabilmektir
Bu, doğuştan gelen bir özellik değil; öğrenilebilir bir beceridir.
Bir Psikolog Olarak Şunu Söyleyebilirim
Bağlanma biçimi kader değildir. Fark edildiğinde dönüşebilir. İnsan, ilişkiler içinde yaralanır ama yine ilişkiler içinde iyileşir.
Bağlanmaktan korkmak, sevmekten vazgeçmek değildir. Çoğu zaman bu, geçmişteki bağların bıraktığı izlerin bugüne taşınmasıdır.
Bağlanmak;
ne kendinden vazgeçmektir
ne de tamamen yalnız kalmaktır.
Bağlanmak,
“Yanındayım ama kaybolmadım”
diyebilmektir.
Ve bu denge, zamanla, farkındalıkla ve şefkatle kurulabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: