Hiç fark ettin mi?
Bazen biriyle konuşurken, sosyal medyada gezinirken ya da sadece birini uzaktan izlerken…
içinden sessizce bir karşılaştırma başlar.
“Onun hayatı daha düzenli…”
“Benden daha başarılı…”
“Ben neden onun gibi değilim?”
Çoğu zaman bunu yüksek sesle söylemeyiz. Ama içimizde bir yerde, kendimizi sürekli bir ölçüye vururuz.
Peki insan neden kendini başkalarıyla kıyaslar?
Zihnin Doğası: Anlamlandırmak ve Ölçmek
İnsan zihni karşılaştırarak anlamlandırır. Bu aslında çok temel bir mekanizmadır. Küçüklükten itibaren dünyayı “iyi-kötü”, “fazla-az”, “ben-diğeri” gibi ayrımlarla öğreniriz. Kıyaslamak bu yüzden doğaldır. Ama sorun, bu kıyasın değer belirleme aracına dönüşmesidir.
Yani mesele kıyaslamak değil; kıyaslama sonucunda kendine ne söylediğindir.
Kıyasın Altındaki Görünmeyen İhtiyaç
Çoğu zaman kendimizi kıyasladığımızda aslında bir şeyi ararız: Yeterli hissetmek.
Bir başkasına bakar ve içten içe şunu sorarız:
“Ben de değerli miyim?”
“Benim yaptıklarım yeterli mi?”
Bu yüzden kıyaslama, sadece dışarıya bakmak değildir. Aynı zamanda içsel bir boşluğu doldurma çabasıdır.
Sosyal Medya: Kıyasın Hızlandırılmış Hâli
Eskiden insanlar kendilerini daha sınırlı bir çevreyle kıyaslardı. Bugün ise bir ekranla, yüzlerce hayatın “en iyi anlarına” maruz kalıyoruz.
Ama unuttuğumuz bir şey var:
Biz başkalarının sonuçlarını, kendi sürecimizle kıyaslıyoruz.
Birinin başarı anını görüp, kendi başlangıç noktamızla karşılaştırıyoruz. Bu da kaçınılmaz olarak yetersizlik hissini besliyor.
Kıyas Neden Bu Kadar Yorar?
Çünkü kıyasın sonu yoktur. Her zaman daha başarılı, daha güzel, daha mutlu görünen biri vardır. Bu döngüde kişi ne yaparsa yapsın yeterli hissedemez. Çünkü referans noktası sürekli değişir.
Zamanla şu düşünce yerleşir:
“Ne yaparsam yapayım yetmiyor.”
Ve bu düşünce, insanın kendisiyle kurduğu bağı zedeler.
Kendini başkalarıyla kıyaslamak, çoğu zaman kişinin kendisiyle olan ilişkisinin bir yansımasıdır.
Kendi değerini içerden kuramayan kişi, dışarıdan ölçmeye çalışır.
Ama gerçek şu ki:
İnsan, kendini başkalarının hayatına bakarak anlayamaz. Çünkü herkesin başlangıç noktası, şartları, yükleri ve hikâyesi farklıdır.
Peki Ne Yapılabilir?
Kıyaslamayı tamamen durdurmak mümkün olmayabilir. Ama onu fark etmek mümkündür.
Birini gördüğünde kendine şunu sorabilirsin:
“Ben şu an gerçekten onu mu görüyorum, yoksa kendimi mi yargılıyorum?”
Bu soru, bakış açısını yavaş yavaş değiştirir.
Kendini başkalarıyla kıyaslamak, çoğu zaman fark edilmeden yapılan bir alışkanlıktır.
Ama bu alışkanlık sürdükçe kişi kendinden uzaklaşır.
Çünkü insan, kendini en çok başkalarıyla ölçtüğünde değil; kendi yolunu kabul ettiğinde huzur bulur.
Sen, bir başkasının geride bıraktığı yer değil;
kendi hikâyenin tam ortasısın.
Yorumlar
Kalan Karakter: