Şunu hiç düşündün mü?
Hayat biraz sakinleştiğinde, her şey yoluna girmiş gibi göründüğünde…
içinde tuhaf bir huzursuzluk başlıyor mu?
Dışarıdan bakınca her şey olması gerektiği gibidir:
Bir kriz yoktur, büyük bir problem yoktur, hayat akıyordur.
Ama içten içe bir sıkıntı hissi belirir. Sanki bir şey eksikmiş gibi…
Sanki birazdan bir şey olacakmış gibi…
İşte bu soru tam da burada ortaya çıkar:
Huzur neden bazı insanlara sıkıcı gelir?
Kaos Tanıdıktır, Huzur Değil
İnsan zihni için en güvenli alan, her zaman en sağlıklı alan değildir. Beyin, tanıdık olana bağlanır. Çocuklukta, ilişkilerde ya da uzun yıllar boyunca kaotik ortamlarda bulunmuş bir zihin için stres, belirsizlik ve duygusal dalgalanma tanıdıktır.
Huzur ise yabancıdır.
Sürekli tetikte olmak, bir şeyleri idare etmek, kriz çözmek…
Bunlar zamanla kişinin “normal”i hâline gelir.
Sinir sistemi buna göre ayarlanır. Yüksek uyarılma hâli, beden için olağan bir durum olur. Bu yüzden ortam sakinleştiğinde, beyin bunu tehlike yok şeklinde değil, alışılmadık bir durum olarak algılar. Ve tanımadığı her şey gibi, huzur da hafif bir alarm yaratır.
Sessizlikte Yükselen Duygular
Huzur sıkıcı geliyorsa, bunun bir nedeni de şudur:
Sakinlik, bastırılmış duygularla karşılaşma ihtimalini artırır.
Gürültü varken, koşturmaca varken, kriz varken düşünmeye vakit yoktur. Ama her şey durduğunda, insan kendisiyle baş başa kalır.
İşte o an, uzun süredir ertelenen sorular yükselir:
- Ben gerçekten ne istiyorum?
- Ne zamandır böyle hissediyorum?
- Bu hayat bana ait mi?
Bu sorularla karşılaşmak zorlayıcıdır. Bu yüzden zihin, farkında olmadan kaosu tercih edebilir. Çünkü kaos, dikkat dağıtır. Huzur ise yüzleştirir.
Huzur Boşluk Gibi Hissedilebilir
Kaotik ilişkilerde ya da yoğun duygusal iniş çıkışların olduğu ortamlarda büyüyen kişiler için aşk, iş, hatta yaşam; yüksek duygusal yoğunluk demektir.
Tartışma = bağ
Yoğunluk = ilgi
Dalgalanma = canlılık
Bu eşleştirmeler bilinçdışında yer eder. Bu yüzden sakin bir ilişki, düzenli bir hayat ya da stabil bir dönem geldiğinde kişi şunu hissedebilir:
“Bir şey eksik.”
Ama eksik olan huzur değil; eksik olan alışılmış yoğunluktur.
Sinir Sisteminin Ayarı
Psikolojik açıdan bakıldığında, burada devreye sinir sistemi girer. Uzun süre stres altında yaşayan bireylerin sinir sistemi yüksek uyarılma düzeyine alışır.
Bu kişiler için:
- Sakinlik = uyuşukluk
- Huzur = durağanlık
- Sessizlik = rahatsızlık
Oysa bu, bir bozukluk değil;
bir adaptasyondur. Beden, hayatta kalmak için böyle öğrenmiştir.
Huzura Alışmak Zaman Alır
Huzur sıkıcı geliyorsa, bu senin problemli olduğun anlamına gelmez. Bu, sinir sisteminin yeni bir dile alışmaya çalıştığını gösterir. Nasıl ki karanlık bir odadan aydınlığa çıkınca gözlerimiz bir süre alışamaz;
aynı şekilde kaostan huzura geçiş de bir adaptasyon süreci gerektirir.
Bu süreçte kişi şunları yaşayabilir:
- Sabırsızlık
- Anlamsız bir huzursuzluk
- “Bir şey yapmalıyım” dürtüsü
- Kendini sabote etme eğilimi
Bunların hepsi, eski düzenin çağrılarıdır.
Huzurdan sıkılan insanlar genellikle derin, duyarlı ve erken olgunlaşmış kişilerdir. Çok şeyi erken yaşta taşımış, çok şeye adapte olmak zorunda kalmışlardır. Bu yüzden huzur, onlar için öğrenilmesi gereken yeni bir beceridir. Ve öğrenilen her yeni beceri gibi, başta yabancı gelir.
Huzur sıkıcı değildir. Ama kaosa alışmış bir zihin için sessizdir. Ve sessizlik, ilk başta insanı rahatsız eder. Belki de bu yüzden huzur, hemen sevilmez. Önce tolere edilir, sonra yavaş yavaş tanınır.
En sonunda da ihtiyaç olduğu anlaşılır.
Kendine şunu sormak iyi bir başlangıç olabilir:
“Ben huzuru gerçekten istemiyor muyum, yoksa ona henüz alışamadım mı?”
Çünkü huzur, bir anda keyif veren bir duygu değil; zamanla yerleşen bir güven hâlidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: