Trabzonspor’un kurtuluş reçetesi, bugünkü konjonktürel yapıya bakıldığında Fatih Tekke’dir. Bunu daha önceki birçok yazımda da ifade ettim; Trabzonspor’un sağlıklı, güçlü bir yarının temellerini ancak Fatih Tekke ile atabileceğine inanıyorum. Bugün de, her şeye rağmen, aynı noktadayım.
Elbette hiç kimse kusursuz değildir; Fatih Tekke de kusursuz değildir. Ancak geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalar, hem çok konuşulacak hem de tartışılacak cinstendi. Açık söylemek gerekirse, benim gibi düşünenler için ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Söylemleri, duruşu ve özellikle altyapıya dair değerlendirmeleri; sevimsiz, umutsuz ve keyif kaçırıcıydı.
Öncelikle gençlerin hayallerini yıkan, hatta deprem yaratan bu tablo, Fatih hocanın daha iki hafta önce, altyapıda dahi oynayamayan yeğenini A takımda sahaya sürdüğünde başlamıştı!
Fatih Tekke, altyapıdaki oyuncuların yetersiz olduğunu ifade ederken, Arif’in altyapıdaki oyunculardan “beş gömlek üstün” olduğunu; ancak taraftar baskısı nedeniyle Arif’i göndermek zorunda kaldıklarını söyledi. Oysa bizler, yani Trabzonspor’un kurtuluşunun öz evlatlarından geçtiğine inananlar için bu sözler kabul edilebilir değildi.
Fatih Hoca dahil olmak üzere, Trabzonspor altyapısından her mevkide efsaneleşmiş isimler çıkmıştır. Çok da eskiye gitmeye gerek yok: Yusuf Yazıcı Türk futbol tarihinin en pahalı transferlerinden biri oldu. Abdülkadir Ömür yıllarca bu takımın bel kemiğiydi. Bugün Uğurcan Çakır’ın değeri ortada.
Tüm bunları yok sayarak karamsar bir tablo çizmek neyin nesidir?
Üstelik daha geçen yıl U21 Avrupa Şampiyonası’nda final oynayan bir altyapıdan bahsediyoruz. Eğer bu oyuncular bu kadar yetersizse, o final nasıl oynandı? Dev bütçeli kulüplerin takımlarını dize getirmedi mi? Yetmedi, lig şampiyonu olmadı mı bu gençler? Onları bu denli itibarsızlaştırmak hangi aklın ürünüdür?
Hayranı oldukları bir isimden bunları duymak, bu gençleri hangi ruh haline sokmuştur, bunun farkında mı? Oysa Fatih Tekke çıkıp şunu söylemeliydi: “Altyapımızda güçlü bir teknik ekip, yetenekli bir oyuncu havuzu ve malzemecisinden yöneticisine kadar koordineli bir yapı var. Biz yarının Trabzonspor’unu inşa ediyoruz. Yeter ki bu gençlere inanalım, güvenelim ve biraz tahammül edelim. Kurtuluş reçetemiz altyapıdadır.”
Bu söylem hem gençlere güven aşılar, hem spor kamuoyunu sağduyuya davet eder, hem de Trabzonspor’un öz değerlerine sahip çıktığını gösterirdi. Çünkü biliyoruz ki, bizim gençlerimizin yarısı kadar bile katkı vermeyen yabancılara, bir çuval para karşılığında çok daha fazla tahammül ediliyor.
Şimdi sormak gerekir: Altyapıdaki oyuncular Arif’in “beşte biri” bile değilse; yeğeninizi birçok kategoride hazır değilken A takıma nasıl dahil oluyor? Belki bugün için hakkıdır; ancak bu söylemleriniz, tüm haklılığınızı gölgeliyor. Her şeye rağmen ben bunu bir iş kazası olarak görüyorum. Umarım en kısa sürede telafi edilir ve Fatih Hoca, işin özüne yeniden odaklanarak altyapıya daha güçlü destek verir.
Baştan da söylediğim gibi: Bugünkü şartlarda Trabzonspor’un kurtuluş reçetesi Fatih Tekke’den başkası değildir. Hatta yönetim kovsa, taraftar istifa sesleriyle stadı inletse bile; Fatih Tekke’nin “Ben Trabzonspor’un geleceği için buradayım” diyerek direnmesi gerektiğini düşünüyorum. Fatih Hoca’ya düşen görev ise nettir: Bu süreci tatlıya bağlamak ve “Biz bu yolda beraber yürüyeceğiz” mesajını net bir şekilde vermek.
Yorumlar
Kalan Karakter: