Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın düzenlediği Kültür Yolu Festivalleri'nin temel sorunu, festival yapılması değildir. Sorun, bu festivallerin düzenleneceği şehirlerin yerel yönetimlerinin ve yerel dinamiklerinin sürecin dışında bırakılmasıdır.
Düşünün...
Bir şehirde günlerce sürecek bir organizasyon planlanıyor, sanatçılar belirleniyor, program hazırlanıyor, sahneler kuruluyor. Ancak o şehri yöneten belediyeye, "Bu şehir ne ister?", "Bu kentin kültürel öncelikleri nelerdir?", "Yerel sanatçılar nasıl değerlendirilmeli?" diye sorulmuyor.
Oysa bir şehrin kültürünü en iyi bilen, o şehirde yaşayanlardır.
Merkezden hazırlanan tek tip programlarla her şehre aynı anlayışı taşımaya çalışmak, kültürel çeşitliliği zenginleştirmez, tam tersine, onu sıradanlaştırır. Çünkü kültür, katalogdan sanatçı seçerek değil, o şehrin ruhunu anlayarak yaşatılır.
Yerel yönetimler bu sürecin yalnızca lojistik destekçisi değil, doğal ortağı olmalıdır. Çünkü belediyeler yıllardır o şehrin kültürünü yaşatan dernekleri, sanatçıları, folklor ekiplerini ve halkın beklentilerini en yakından bilen kurumlardır.
Nitekim Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Horon Festivali bunun en somut örneği oldu. Program, şehrin kültürel kimliğiyle örtüştüğü için insanlar davet edilmeyi beklemeden meydanları doldurdu. Çünkü sahnede kendi kültürünü, kendi ezgisini ve kendi değerlerini gördü.
Eğer Kültür ve Turizm Bakanlığı gerçekten kalıcı ve güçlü festivaller hedefliyorsa, yöntemi değiştirmelidir. Sanatçı listesini tek taraflı belirleyen bir anlayış yerine, yerel yönetimlerle birlikte karar veren bir model oluşturmalıdır. Hangi sanatçıların davet edileceği, hangi yerel değerlerin öne çıkarılacağı ve festivalin ruhunun nasıl şekilleneceği ortak akılla belirlenmelidir.
Kültür, merkezden gönderilen bir program değildir.
Kültür, şehrin kendisidir.
Bu yüzden festivaller de dayatmayla değil, iş birliğiyle hazırlanmalıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: