Siyaset, sadece konuşma sanatı değildir, aynı zamanda temsil sanatıdır.
Bir siyasetçi kürsüye çıkmadan önce de konuşur. Kullandığı dil, sergilediği tavır, yürüyüşü, hitabı ve bulunduğu ortama gösterdiği özen... Bunların tamamı seçmene verilen sessiz mesajlardır. Çünkü temsil makamında bulunan insanlar, sadece kendilerini değil, mensubu oldukları partinin ciddiyetini de taşırlar.
Karadeniz programı kapsamında Trabzon'u ziyaret eden CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın ardından yapılan değerlendirmelerde, konuşulan yalnızca siyasi açıklamalar olmadı. Kamuoyunun dikkatini çeken bir başka konu da ortaya konulan temsil anlayışıydı.
Burada mesele bir kişinin nasıl giyindiği değildir. Herkesin yaşam tarzı ve giyim tercihi kendisine aittir. Tartışılan konu, bulunduğu makamın gerektirdiği özenin gösterilip gösterilmediğidir. Çünkü temsil makamları, bireysel rahatlığın değil, kurumsal sorumluluğun ön planda olduğu yerlerdir.
Devleti temsil eden bir hâkim cübbesini rastgele seçemez. Bir asker üniformasını keyfine göre değiştiremez. Bir diplomat uluslararası bir toplantıya gelişigüzel katılamaz. Çünkü makamların yazılı olmayan kuralları vardır. Siyaset de bunun dışında değildir.
Toplum, siyasetçiye baktığında yalnızca bir insanı görmez, onun temsil ettiği anlayışı, kurumu ve geleceğe dair verdiği mesajı da okur. İlk izlenim çoğu zaman birkaç saniyede oluşur. Sonrasında söylenen en doğru cümleler bile o ilk algıyı değiştirmekte zorlanabilir. Bu nedenle temsil ciddiyeti, gösteriş değil, karşıdaki insana duyulan saygının ifadesidir.
Bugün toplumun siyasetten en büyük beklentisi bağıran insanlar değil, güven veren kadrolardır. Sert söylemler birkaç saat gündem olabilir, ancak güven veren duruş yıllarca hafızalarda kalır. Seçmen artık sadece ne söylendiğine değil, söyleyen kişinin o sözü ne kadar taşıyabildiğine de bakıyor.
Siyasetin en büyük sermayesi güven, güvenin ilk basamağı ise ciddiyettir.
Bir partinin büyüklüğü yalnızca aldığı oyla değil, toplumun karşısına çıkardığı kadroların temsil gücüyle de ölçülür. Çünkü güçlü kadrolar güçlü kurumlar oluşturur, güçlü kurumlar ise güçlü demokrasilerin temelidir.
Atalarımızın, "İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, düşünceleriyle uğurlanır." sözü, dış görünüşü kutsamak için değil, ilk izlenimin önemini anlatmak için söylenmiştir. Düşünceler kalıcıdır, ancak o düşüncelere kulak verilmesini sağlayan ilk kapı, temsilin ciddiyetidir.
Siyasette makam, insana ayrıcalık vermez, sorumluluk yükler. O sorumluluğun en görünür tarafı ise sözlerden önce hissedilen duruştur. Çünkü bazen bir görüntü, sayfalarca konuşmadan daha fazla şey anlatır.
Yorumlar
Kalan Karakter: